Hoşgeldiniz  
................................................ ..........................................................

Mehmet Uçar’ın Kaleminden “PROVOKASYON”

Erkan Ilik | 21 Mart 2014 | Genel, Güncel, KöşeYazar, Yazarlar


Erkan Ilik
fethiyegazetesi1960@gmail.com

Bilmiyorum, eğer çocukluğunuz köyde geçtiyse evinizde anahtarları annenizin belindeki kuşakta saklı ve içine bazen ağlayan küçük misafir çocuklarını avutmak için çeşitli kırıntıların konduğu bir tel dolabınız var mıydı? Sizin, şehirde yaşadığınız için belki böyle bir eşyanız yoktu ama bizim iyi ki vardı ve babam celeplikle uğraşıp bize uzun ayrılıkları yaşattığından evimizin en vazgeçilmez yerindeydi dolabımız. Hep ağlayan küçük misafir çocukları değil bazen de annemize iş kestiğimizde biz de sebeplenirdik bu azık deposundan. Hatta bazı zamanlar sırf annemiz bıksın ve bizi yatıştırmak için kırıntı versin diye yalandan kardeşlerimle hır çıkarıp kavga ettiğimiz bile olurdu. Tabii bu arada anacığım, ömrü uzun olsun, bize bisküvi,  gofret vermek için açtığında tel dolabının içindeki nevalenin tamamını görme imkânımız olurdu.

 

İlçemizde yaşanan sıcaklığı henüz taze olan bazı olayları duyunca gariptir anamın tel dolabını hatırladım. Çünkü bu toplumun tel dolaplarda saklı kimi değerli duygularını her zaman birileri kaşımaktan ve kullanmaktan çekinmedi. Hoş, zaten bizim birilerinden bu tür insaf ölçülerinde bir beklentimiz yoktu ama bu kadarını da beklemiyorduk. Beklemiyorduk zira her gün yeni bir çatışma konusunun tedavüle sürüldüğü bu coğrafyada artık aynı filme kimse prim tanımaz diye düşünüyorduk. Ne çare yanıldık ve bir biçimde tel dolabın bizim dışımızdaki insanlarda da anahtarı olduğu korkusuyla uyandık.

 

Yörük çocukları olarak hepimiz, bu ülkede yaşayan insanların, aynı kilimin farklı desenleri olduğumuz gerçeğini ne vakit öğreneceğiz. Ne zaman örgütlenmenin meşru bir hak olduğunun, suçluların da cezasının hukuk nezdinde verileceğinin farkına varacağız. Peki, yüzyılın başındaki yaklaşık 5 milyon metrekarelik topraklarımızı bu sonu gelmez sen-ben kavgasında elimizden çıkarmadık mı? Eğer ülkemizin doğusunda farklı bir örgütlenmeye yerel halk tarafından izin verilmediğinde aslında o durumun gerekçesini biz bu gün buradaki duygusal ama yanlış tavrımızla üretmiş olmuyor muyuz? Birleri tam da bizim bu nevi tepkiler verebileceğimizi öngörüyor ve o tepkileri vermemiz için kimi hinlik dolu adımları atıyor. Diğer yandan onaylamadığımız için tepki verdiğimiz bir düşüncenin tüm dünyaya tanıtımını yapmaktan da kendimizi alamıyoruz.

 

Elbette kapıyı bazen hırsızlar da açmış olabilir… Günlük yaşamımızda etrafta ne kadar çok hırsız var diye hayıflandığımız olmuyor mu? Ama kimi karanlık çevreler gofret değil iradelerimizi çalmanın peşinde… Çünkü aynı bizim tel dolabın içindeki kırıntıları bildiğimiz gibi bu toplumun yumuşak karnında ne var ne yok her yanını bilen taraflar var civarımızda.  O zaman çözüm, sağduyudan geçiyor ve  işe herkesin bir adım geri atmasıyla başlamalıyız.

 

BÜYÜK FOTOĞRAF’a düşen, anahtar kimdeyse kilidi onun açabileceği yahut da kilidi kim açtıysa aslında dolabı onun kilitlemiş olma ihtimalinin güçlülüğü. Bir ihtimal ve en kötüsü de herkeste anahtar var ve isteyen herkes dolabı açıyor. O zaman dolaba niye kilit yaptırdık ki? Çok şükür tel dolaplar post modern çağımızda hayatımızdan çıktı. Fakat anacığımın kuşağındaki birkaç anahtar o gün bu gündür hep duruyor. Biz, kilitli toplumları açabilelim diye…

mehmet uçar (4)xxxxxxxxxxxx_635x480

3490 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

code

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

* * * * * Oscar Rent A Car * * * * *

Bu Kitabı Okumalısınız!

Bu Kitap Başucu Kitabıdır
Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir. © 2022 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle