Hoşgeldiniz  
.................................................................................. ................................................................................... .................................................................................

Köşe yazısı Prof. Dr. Kemal KOCABAŞ

Erkan Ilik | 25 Haziran 2020 | Beldeler, Eğitim, Genel, Güncel, gundem, Kültür A- A+

Aramızdan Ayrılışının 60. Yılında Eğitim Devrimcisi İsmail Hakkı TONGUÇ

Prof. Dr. Kemal KOCABAŞ

“Tonguç, zekaca taze, düşünüşce yeniydi. Onun için daima devrimci kaldı” Hasan-Ali YÜCEL

Dönemin Milli Eğitim Bakanı ve Tonguç’un yol arkadaşı aydınlık Milli Eğitim Bakanı Hasan-Ali Yücel eğitim devrimcisi İsmail Hakkı Tonguç’u yukarıdaki ifadelerle tanımlıyor. Yücel’in de ifade ettiği gibi Tonguç, Mustafa Necati döneminde bakanlık çatısında iş, emek ve liyakatla önce Gazi Eğitim Enstitüsü Müdürlüğü ve daha sonra İlköğretim Genel Müdürlüğünegelmiş bir eğitim devrimcisidir. Eğitim sisteminin çöktüğü, dibe vurduğu ülke koşullarında İsmail Hakkı Tonguç üzerinden Köy Enstitüleri tasarımını yeniden anlamak ve güncelini yaratmak tarihsel bir görev olarak karşımızda duruyor.

Tonguç’un yakın çalışma arkadaşı Sabahattin Eyüboğlu,  Tonguç için “Yeni bir Türkiye’nin özlemi içinde yaşlı bir genç, bir eğitim delikanlısı olarak öldü”yorumunu yaparken Tonguç’un enstitülerle ilgili vefatı öncesi yaptığı özeleştirileri “Enstitülere daha çok kız öğrenci almalıydık, fırsat varken İnönü’yü dinleyip daha çok enstitü açmalıydık, eğitimde sinemadan yararlanmalıydık” ifadeleriyle bize aktarır. Sabahattin Eyüboğlu Tonguç’un vefatı sonrası  yaptığı değerlendirmede “Tonguç  Baba, batılı olduğu kadar yerliydi. Kafasında kurduğu yapının batılı, taşı toprağı yerliydi. İzlediği eğitimciler batılı, özlediği aydın insanlar yerliydi. Köy ve Enstitü kavramlarını bir araya getirmesi bundandır.” ifadelerini kullanır. Tonguç, bütün yazılarında hep “Yeni Okul” tanımını kullanır. Eski okul, orta çağ kalıntısıdır, her bakımdan tüketerek öğreten okuldur. Sabahattin Eyüboğlu’na göre  “Tonguç’un ve devrimci Batı eğitimcilerinin öne sürdükleri okulsa üreterek öğreten okuldur”. Bu okulda iş sözden önce gelir, öğrenciye bilgi verilmez, öğrenci bilgiyi alır.

Köy Enstitüleri, kuramcı ve uygulayıcısı olarak Köy Enstitüleri Tonguç’un  büyük emeği, öngörüleri ve tasarımıyla kurulmuş ve gelişmiştir. Tonguç, “İş İçinde, İş Aracılığıyla; Yaparak, Yaşayarak Öğrenme” şeklinde ifade edilen özgün eğitim anlayışını 1940’lı yıllarda enstitülerde hayata geçirerek öğrencilerin hayatın gerçek problemleri üzerinden öğrenmelerini amaçlamıştır.  Köy Enstitüleri, 1940’lı yıllarda orta çağ koşullarını yaşayan ve ülke nüfusunun büyük çoğunluğunu oluşturan köylerin çocukları için aydınlık bir pencere açmıştır. Avrupa’da faşizmin yaşandığı bir dönemde yoksul köy çocukları trenlerle demiryollarına yakın yerlerde kurulan Köy Enstitülerinde eğitim hakkına koşarak  özgün eğitim sistemiyle kendilerini tekrar yaratmışlardır.  Köy Enstitüleri ülkenin gereksinimlerini temel alan, işlevsel eğitim sisteminin adıdırve  öğrencilerinin bütünsel gelişimini sağlayan bütüncül bir özelliği vardır.  Yücel ve Tonguç’un ortak emeği olan  Köy Enstitülerinin günümüze bıraktıkları en büyük miras “Eğitim hakkı,  nitelikli eğitim, laik, demokratik bilimsel eğitim” olarak kısaca özetleyebiliriz.

1961 yılında yayımlanan Tonguç’un vefatı sonrası  arkadaşlarının, dostlarının imecesiyle  “Tonguç’a Kitap” adlı kitap yayınlanır. Kitabın önsözünde  Sabahattin Eyüboğlu “…Tonguç’un ölümüne vahlanmakla kalmak Tonguç’un da gücüne gider. Acımızı bir işe çevirelim. Tonguç’u, Tonguç üstüne düşünenleri, Tonguç’un yaptığını anlatan bir kitap çıkaralım. Böylece Tonguç’un ölümü bile dostlarını bir imeceye dönüştürsün… Tonguç’un verdiği ders mümkün olanı yapmaktı” ifadeleriyle gerekçelerini ifade ederler.  Aramızdan ayrılışında 60 yıl sonra YKKED ailesi olarak Tonguç’un bıraktığı mirası  ülkemizin aydınlık geleceği adına günümüze taşımayı bir görev olarak kabul ediyoruz. 1952 yılında İsviçre’de yayımlanan Pedagoji Ansiklopedisinde  İsmail Hakkı Tonguç “Türk İlköğretim Reformcusu” olarak tanımlanırken enstitü mezunu öğretmenler için, “Köy öğretmeni, Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda yenileşmesi için bir akıncıydı” ifadeleri yer alıyordu.

1925’li yıllardan itibaren Tonguç, tüm emeğini ülkenin ilkel koşullarında yaşayan ve sessiz çoğunluğu olan köylülerin sorunlarının analizine ve çözümüne adamış ve “Deneysel Pedagojiye” çok değerli katkılar yapmıştı. 1893 yılında Bulgaristan’ın Tataratmaca köyünde dünyaya gelen İsmail Hakkı Tonguç, Kastamonu-İstanbul Öğretmen Okulu süreçlerini   1918 yılında tamamlar.  Almanya – Ettlingen Öğretmen Okulu,  Eskişehir Öğretmen Okulunda Resim – Elişleri ve Beden Eğitimi öğretmeni,  Eskişehir’de Yunan işgali, Ağustos 1921’de yeniden Almanya’da yarım kalan eğitimin tamamlanması süreçlerini yaşar… Tonguç’un bu kısa yaşam öyküsünün ürettiği “Eğitim Hakkı ve Anti-emperyalist” bilinç bundan sonraki yaşam eyleminde ona hep eşlik edecek ve onunla bütünleşen ilerici yaşam tarzını oluşturacaktır.

Tonguç’un 1930’lu yılların sonunda “İlköğretim meselesinde sıra, yoksul ve toplumun en ağır yükünü taşıyan halkın çocuklarını okula kavuşturmaya gelmiştir. Bunun icap ettireceği her türlü fedakarlığı göze almaya mecburuz” şeklindeki ifadeleri, içselleştirilmiş bir eğitim hakkı bilincini ve ilerici bir eğitimcinin  görüşlerini yansıtmaktadır. Tonguç enstitülerdeki eğitimi ““Köy Enstitüleri pedagoji alemine yeni değerler katan, çocuğu modern pedagojinin ilkelerine uyarak eğiten, haklarına kavuşturarak ona çocukluk ve gençlik çağının özelliklerine göre yaşamayı sağlayan; onu etkin duruma sokan ve bu bakımdan pedagojinin gelişmesine hizmet eden kurumlardır… Türk çocuğunun yaratıcı kudreti meydana çıkarılmış, gelenekçi okulun çocukları ezen, yıpratan sakat usulleri yerine yeni metotlar geliştirilmiştir” ifadeleriyle bize aktarır. Tüm amaç,  yoksul köy çocuklarının özgürleşmesi ve toplumsallaşmasıdır.

İsmail Hakkı Tonguç, 1940’lı yıllarda enstitüleri mektuplarla, genelgelerle iletişim kurarak yönetmiştir. Sıcak ve yalın ifadelerle müdürlere, öğretmenlere, öğrencilere gönderdiği yüreklendiren mektupları hep “çok çok gözlerinden öperim” ile bitmiştir. Müdürlere yazdığı bir mektupta “Köy Enstitülerinin iç yapılarında öğrencilerin kendilerini idare etmeleri ilkesine dayanan bir gelişim sağlanacaktır.” ifadeleriyle demokratik eğitimi hedefler. “…Kurumlarımızdaki kız öğrenci işi pek çok emeğimizi harcamamız gereken çok ciddi, önemli bir davadır. Kızları bir yana, erkekleri bir yana ayırarak kurumu kafes haline getirmek asla doğru değildir…” ifadeleriyle de enstitülerdeki karma eğitime verilmesi gereken öneme vurgu yapar. “Şartlar ne olursa olsun, mevsim hangi mevsim bulunursa bulunsun, öğrencilere her gün serbest okuma yaptırılacak ve onlara kitap okuma alışkanlığı mutlak surette kazandırılacaktır” ifadeleriyle de enstitülerdeki kitap okuma ve tartışma saatlerinin önemine işaret eder. Yine bir mektubunda “Çirkin olan her şey enstitülerde asla yer bulmamalıdır” ve “Her tür müzik faaliyeti müessesenin her tarafında serbest olmalıdır” diyerek de enstitülerdeki estetik ve sanat eğitimine verdiği önemi dile getirir.

Tonguç, Köy Enstitülerindeki iş eğitimini “Uygulanmayan bilgi boş ve gereksiz bilgidir. Bir şey yapabiliyorsak, aynı zamanda biliyoruz demektir”sözleri ile iş eğitimi ve öğrenmenin  bütünselliğinin altını çizer. Tonguç’un iş eğitimi anlayışını çok iyi içselleştiren   yakın çalışma arkadaşı Akçadağ Köy Enstitüleri destanının yaratıcısı Şerif Tekben günümüzde de enstitüleri anlamakta çevrelerin enstitülerin “yarı aydın” yetiştirdiğine dair içi boş savlarına “ Ona bilgisiz dediler. Bu söz bilgiyi; kafaların içinde hapsedilen, yalnız söz denilen ifade vasıtasıyla   ortaya çıkarılan malumat yığını olarak anlayanlardan gelmektedir.İyi ve ileri ziraatçılık yapmak, duvar örmek,  çatı kurmak, okulunu evini onarmak  bilgi değil midir? Bir saz çalmak, halk türkülerini toplamak, söylemek, yaymak, milli oyunlar oynamak ve oynatmak, bıkmadan çalışmak, yol yürümek, ata binmek, yüzmek maharet sayılmaz mı? Hayır onlara göre bilgi ve maharet sayılmaz, onlara göre bilgi ve maharet bambaşkadır.  Bir binanın nasıl yapılacağını bağdaş kurduğu yerden tarif etmek, ziraatçılık hakkında elini pulluğu sürmeden öğüt vermek, tarlada işlikte terlemek, eser vermek yerine mütala beyan etmek, yürüyüp iş bitirmek yerine harcırah vesait beklemek onlar için geçer akçe olan bilgi ve maharetlerdir”  şeklinde açık ve net ifadelerle yanıt verir.

Son yıllarda Yücel, Tonguç ve Köy Enstitüleri ülke gündeminde konuşulur, tartışılır hale gelmesinde YKKED ailesinin büyük emeği vardır. TV kanalları  ekranlara Köy Enstitülerini hiç anlamayan, anlamak istemeyen kişileri çıkartarak toplumu yanlış bilgilendirme yarışındadır. Buna karşın pek çok yerel yönetim,  vakıf, dernek ve yazar  arkadaşlarımızın enstitü gerçeğini gündemlerini almalarını, tartışmalarını, anlamaya çalışmalarını  önemli olduğunun altını çiziyoruz.  Yaşar Kemal’in deyimiyle Tonguç tarihimizin “büyük adamlarından”biriydi. Onu ve yarattığı ilerici Köy Enstitüleri toplumsal değişim projesini günümüze taşımak onun emeğine karşı  boynumuzun borcudur.  Aramızdan ayrılışının 60. Yıldönümünde İsmail Hakkı Tonguç’u saygıyla selamlıyorum.  Tonguç ve arkadaşlarının, öğrencilerinin  hamasetle değil, iş ve emekle  yaktıkları  “Aydınlanma Işığı” Sönmeyecek…

3212 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

code

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

* * * * * Oscar Rent A Car * * * * *

Bu Kitabı Okumalısınız!

Bu Kitap Başucu Kitabıdır
DOLAR 7,2915
EURO 8,5355
BIST 1,1787
ALTIN 477,20

Çok Okunan Haberler

Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir. © 2020 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.
Reklamı Gizle