Hoşgeldiniz  
..................................................... ..................................

KÖŞE YAZISI DAVUT FEN ZEHİR ZEMBEREK YAZI(*)

Erkan Ilik | 24 Kasım 2021 | Genel, Güncel A- A+

ZEHİR ZEMBEREK YAZI(*)

Haftalık olarak yayınlanmakta olan Oksijen adlı gazeteyi elime alır almaz o başlıkla karşılaşıverince bütün, diğer yazı ve haberleri es geçtim; “Obama’lar için zehir zemberek yazı”yı önceledim.

Yazı, ¼ büyüklüğü biraz geçen giysi reklâmının dışında tüm bir sayfayı kaplıyordu. Üç ilgili resimle de desteklenmişti.

İşte gazetemin ilk okuduğum yazı içeriği öyle olmuştu.

Gazetenin kırk sayfalık kendisinin yanında bir de on altı sayfalık ekini elime aldığımda kabaca bir göz atmıştım. Okumalarımı hafta içine yayıyordum. Bu kez de aynısını yapacaktım.

Başucumda Karl Marks‘tan “Kapital”in ilk büyük cildi var. Gözümlerimden birinde yaşadığım görme sorunum sonrası, öylesi kapsamlı, derinlikli; sayfalarının okunması kolay ilerlemeyen o dev çalışmanın önüne diğer kitapları almıştım. Onları da bayağı bir okuyup bitirince yine o dev çalışmaya dönmüştüm. Azar azar da olsa okumalarımı sürdürmekteyim.

Dizüstübilgisarımda ise yeni bir kitap çalışmam var. Onun ilk taslak ve kurgusuyla da ilgileniyorum. O boyuta eğilmemem hiç olamazdı.

İşte o duygu ve düşüncelerle yukarıda sözünü ettiğim yazıya döndüm; ilgiyle okudum. Sonrasında da bir hoş olup hayıflanmadım desem yalan olur. Zaten bu haftaki yazı konum da o boyuta ilişkin oldu.

Biliyorsunuz ABD’de başkanlık yapmış ilk siyahî kimlik kökenli kişi Barak H. Obama’dır; hem de iki dönem. Onun o göreve seçilmesi ABD’de yaşanan, bir türlü de üstesinden gelinemeyen yıkım ve çöküş süreci sonucu gerçekleşmiştir. Konut alım borçlanmalarının geri ödenmesinde yaşanan beklenmedik büyüklükteki sıkıntının diğer kesimleri de etkilemesi sonucu, dananın kuyruğu kopmuş, işte o sıkıntılı süreçte gidişatın kısa sürede toparlanamacağını ilgili ilgisiz herkes anlamakta gecikmemişti.

Ben, o siyahî Başkan’ın görev süresinin pek de kazasız belâsız geçmeme olasığılığını hesaba katanlardan biriydim.  ABD toplum katmanlarında, nice gözükara(!), şiddet yanlısı siyahî karşıtlarının olduğu hiç de gizli saklı değildi. Neyse ki o türden çılgın girişime kalkışılmamış; Obama, sevilen, sayılan, içtenlikli biri olarak görev süresini doldurmuştu.

Yayladaki, emniyet üst görevlisi karşıt düşüncedeki komşumla söyleşirken, “Bizde, alevî bir tek vali yok iken, ABD’de siyahî biri bile başkan seçilebiliyor.” dediğimde, “Onu Amerikan Derin Devleti başkan seçtirdi,” deyip çıkmıştı. Vali konusuna ise girmemişti.

Obama’yı ben de sevenlerden biriyim; Onun, ensesi kalın, göbekli, kilollu olmayış özelliği pek ilginçti.

Arkadaşlarımın edindiği bilgiye göre de Obamalar o Beyaz Saray’dan borçlu(!) olarak ayrılmışlar. Onca seçilmiş ve seçkin kişileri Beyaz Saray’da ağırlamanın faturası kendilerine oldukça ağır olmuş.

Benim, Obama’lar hakkında edindiğim bilgilere göre de, asıl şimdilerde paraya para demiyorlarmış. Konuşmacı olarak çağırıldıkları yerlerden iyi paralar kazanmaktaymışlar. Hem kendisinin hem de eşinin yazdıkları kitaplar ABD’de çoksatan kitaplar listelerinin başındaymış. Yeni yeni yaptıkları görsel-işitsel yapım sözleşmeleriyle bayağı bir yükü tutmuşlar; toplamda 242,5 milyon dolar gibi bir zenginliğin sahibi olmuşlar.

ABD’nin Massachusetts Eyaleti’nde bir adada satın aldıkları mülke-köşke de 7 milyon(!) dolar ödemişler.

Yenide, o adadaki köşklerinde, eski başkan Obama ve eşinin, çok ünlü özel konuklarıklarıyla yemek-içmekli, eğlence, söyleşi içeren etkinlik düzenlemeleri ise ABD’nin önde gelen bir köşe yazarınca utanç verici bulunmuş.

ABD’nin, o en sıkıntılı döneminde, kendisi ve ekibinden, sorunlarına çözüm ummuş halk yığınlarına olan sorumluluğunu yeterince yerine getirip getirmediği yeniden sorgulanır olmuş. Onun seçimlerinde bir üst akıl işlevselliğinde bulunmuş danışman ve ekip arkadaşları içinde, çağrılılar arasında adlarının geçmemiş olması nedeniyle bozum olanların yanı sıra, o ünlülerin, çağrılı olarak katıldıkları etkinlikte eğlencenin suyununun çıkartıldığı anlaşılınca, “İyiki de katılımcı olmamışım.” diyerek, sevinenler bile olmuş.

Bütün bunları da Maureen Brigid Dowd adlı, benim yaşımda bir bayan gazeteci(**) The New York Times’daki köşesinde, “Ekmek yoksa pasta yesinler!” sözüyle ünlü, Kraliçe Marie Antoinette(***) varî bir eğlenme olarak yansıtıp, bir güzel alaya almış.

O gazeteci de az buz köşe yazarı değilmiş hani! 1999’da Dowd, Clinton-Lewinsky(Balıketinde, alımlı, hoş bir dilber!) ilişki utancıyla ilgili köşe yazıları dizisi ABD’de çok saygın bir ödül olan Pulitzer’e layık görülen kişi.

Bütün bu yaşanmışlıkları elbet bir göndermeye dönüştürmek için sayıp döküyorum.

Ben, bir davaya adanmışlığı, tüm hâl ve hareketlerimde yapmacıksız yansıtmaktan yanayımdır. İç açıcı, zengin yiyelim-içelimli masalarda(!), içkili çilingir sofralarında bulunmayı ve de resim vermeyi hiç yerinde bulmam. Elllerde içki bardaklarıyla görüntülenmek istemem. Olacaksa da çay, kahveyle, meyve suyu içecekli olmasını yeğlerim. Bu tutumumu seslendirdiğim ortamlar da vardır; eşim ve bazı dostlarım anımsayacaklardır.

Hele o güneş gözlüklü dava arkadaşlarıma ise çok bozulurum. O yüzden anma ve törenlerde bulunmamayı yeğlerim. Sarıya boyanmış saçlar, ağır sürme çekilmiş yüz gözlerle, ojeli uzun tırnaklarla, blucinli giyim kuşamla dava güdücülüğüne soyunanları hiç onaylamam; itici bulurum.

İnternet ortamının toplumsal iletişim ağlarında, o kara kara güneş gözlükleriyle verilmiş resimleri görmezden gelir, hiçbir yorumda bulunmam. Kafasının üzerine bir saç tokası ya da yarım çember gibi iliştirilmiş kara gözlüklü birileriyle bile resim vermekten kaşınırım. Bana soru yönelten birine de, önce o kara gözlüğünü çıkartmasını söylerim.

Şimdiki Genel Başkanımız’ı da yüce gönüllü oluşuyla davamız için doğru kişi olarak bulurum. Abartısız, sade ev ortamının da basına alaycı bir yaklaşımla yansıtılmasının ayırdındayım. Onun yürütmede en tepeye seçilmiş olsa bile değişmeyeceğine de kalıbımı basarım. Umarım öylesi bir yere de seçilir. Onun inancını, mezhebini hiç umursadığım da yoktur. Siz ne düşünürsünüz artık bilemem de, ben, yazımın başlangıcıyla sonucu yerinde ilişkilendirdiğim kanısındayım.

Herkese iyi haftalar…

___________

(*) Obama’lar İçin Zehir Zemberek Yazı/Sayfa 7/Oksijen Gazetesi

(**) Maureen Brigid Dowd (d. 14 Ocak 1952), The New York Times’daki köşe yazılarıyla tanınan Amerikalı yazar ve gazeteci.1999’da Dowd, Clinton-Lewinsky utancıyla ilgili köşe yazıları dizisi için Pulitzer Ödülü’ne layık görüldü.

(***) 1789 Fransız Devrimi’nde defteri dürülen(!) Marie Antoinette, tarih sayfalarına, sığ düşünceli, zayıf bir kişiliğe sahip ve keyfine düşkün bir kadın olarak geçti. Sadece kraliyet yanlıları onu bir “şehit” olarak gördüler ve ayırt edilir nitelike değerlendirdiler.

193 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

code

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

* * * * * Oscar Rent A Car * * * * *

Bu Kitabı Okumalısınız!

Bu Kitap Başucu Kitabıdır

Warning: file_get_contents(): http:// wrapper is disabled in the server configuration by allow_url_fopen=0 in /home/gccezzjx/public_html/wp-content/themes/HaberMatikV2/lib/kurlar.php on line 38

Warning: file_get_contents(http://api.habermatik.net/v3/d/index.php): failed to open stream: no suitable wrapper could be found in /home/gccezzjx/public_html/wp-content/themes/HaberMatikV2/lib/kurlar.php on line 38
DOLAR
EURO
BIST
ALTIN

Çok Okunan Haberler

Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir. © 2021 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle