Hoşgeldiniz  

KÖŞE YAZISI ALİM YÖRÜK

Erkan Ilik | 17 Mart 2021 | Kültür A- A+

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNİ ANARKEN; OSMANLI’DA MİLLETLEŞME SÜRECİ VE İSTİKLAL SAVAŞININ TEMELİNİN ATILMA AŞAMALARI

Saygıdeğer okuyucular Çanakkale Savaşlarını ve Çanakkale Şehitlerini 106 cı yılında bir kez daha Türk Vatanına ve Türk Milleti uğruna canlarını seve seve veren şehitlerimizi saygı minnet ve şükranla bir kez daha anarak önlerinde saygı ile eğiliyorum. Allahtan rahmet diliyorum. Mekanları cennet olsun.

Bugünkü yazımda Çanakkale Savaşlarına farklı bir bakış açısı getirerek Osmanlı Devletinde Milletleşme ruhu ve Kurtuluş Savaşının zeminini hazırlayan sosyolojik gelişmeleri aktardıktan sonra Çanakkale’de hangi amaç uğruna can pazarı yaşandığını Türk Milletinin İslam dini milliyetçilik uğruna nasıl savaştıklarını açıklamaya çalışacağım.

  1. A) OSMANLI DEVLETİNDE MİLLET OLMA RUHUNUN AŞAMALARI :

Osmanlı Devleti Coğrafi Keşiflerle, Uzak Doğuya, Hindistan’a, Amerika Kıtasına ve Afrika açılarak sömürge imparatorlukları kuran Avrupalı İngiltere, Fransa, İspanya, Portekiz, Hollanda gibi devletler “Merkantilizm” anlayışı ile biranda zenginleştiler. 1789 yılında “Fransız İhtilali” ile dünyada milliyetçilik hareketleri dünyayı sarınca Osmanlı Devleti de sınırları içinde çeşitli milletleri barındığından, ekonomisi de zayıf olduğundan Fransız İhtilalinden etkilenen ve dağılma sürecine giren devlet konumuna gelmiştir. Avrupalı devletler azınlıklara özel haklar verilmesini istedikleri için Osmanlı Yöneticileri “Islahat Fermanını” “Tanzimat Fermanını” (Gülhane Hattı Hümayununu), I. Meşrutiyeti ve II. Meşrutiyeti ilan ederler. Bu yönetim anlayışlarının hiçbiri iç karışıklıklara çözüm getirmez. Rum, Ermen, Yahudi toluluklar Osmanlı Devletini içten içe yıkmaya çalışırlar. İşte bu sıralar Mustafa Kemal

ATATÜRK gibi aydınlar bizde Türküz diyerek Türk Milliyetçiliğine sarılırlar.

Osmanlı Devleti, ilan ettiği Rum, Ermeni, Yahudi millet nizamnameleri ile müslüm-gayrimüslim tüm tebanın eşit olduğu şeklimle, bir “Osmanlılık” doktrini ve yönetime katılması şeklinde bir “eşitlikçi” teori geliştirdi. “Osmanlılık doktrini” ile kendilerini temsil etmeleri sağlanan milletlerin ayrılıkçı faaliyetlerinin önüne geçilmek; “eşitlikçi teori” ile milletler üzerindeki ruhban (Hıristiyan ve Yahudi tebaa için) egemenliği kırılarak yönetimde laikleşmenin sağlanması umuluyordu. Fakat, “millet sisteminin” beslediği etnik topluluk, ortak soy miti, tarih ve kültürleri ile birlikte kara ile özdeşleşen ve dayanışma duygusuna sahip insan nüfusunu yaratmaktaki başarısızlığa ve belli bir bölgedeki azınlık üzerinden “adem-i merkezileşme” sürecine büyük güçlerin (İngiltere, Fransa, Avusturya. Hollanda ve Çarlık Rusya gibi)  denetimi ve müdahalesi de eklenince iki beklenti de gerçekleşemedi. Milliyetçilik çağında kendi anayasalarına sahip bu milletler büyük güçlerin himayesinde tedricen Osmanlı Iınparatorhığu’ndan ayrıldılar. Osmanlı Devletinde azınlıklara ne kadar taviz verilirse verilsin azınlıklar (Yunanlılar, Bulgarlar, Sırplar, Araplar ve Arnavutlar vb.) Osmanlıdan ayrılarak bağımsız devlet kurmak için savaşmaya başladılar. Bu durumu İngiltere, Çarlık Rusya gibi devletlerde destekledi.

  1. B) DÜNYA SAVAŞININ BİR BÖLÜMÜ OLAN “ÇANAKKALE SAVAŞLARI” ÇANAKKALE RUHU (MİLLET OLMA RUHU) YARATTI. O RUH NİCE KAHRAMANLAR ÇIKARDI. O RUH İSTİKLAL SAVAŞINI KAZANDIRDI.

Zamanın Osmanlı Devleti yöneticileri (Enver Paşa, Cemal Paşa,Talat Paşalar) bir oldu bittiye getirerek Osmanlı Devletini İttifak Devletlerinin (Almanya, Avusturya vb.) yanında savaşa sürükleyince Osmanlı topraklarında birçok cephe açıldı. Bu cephelerde Türk Ordusu a)Taarruz Cephesi (Kafkas ve Kanal Cepheleri) b) b) Savunma Cepheleri (Çanakkale, Hicaz- Yemen, Irak ve Suriye- Filistin Cepheleri) c) İttifak Devletlerine yardım cepheleri (Galiçya, Makedonya, Romanya cepheleri) savaşmaya başlar. İtilaf Devletleri ( İngiltere, Fransa vb.) önce Çanakkale Boğazından geçerek Osmanlı Devletinin başkenti İstanbul’u alarak Osmanlı’yı saf dışı bırakmak istediler. Nusret mayın gemisinin  ve Türk Topcularının üstün gayreti sonucunda yenilmez zannettikleri savaş gemilerinden  kayıplar vererek geri çekildiler. Sonra da Karadan saldırdılar. Fakat bu seferde Mustafa Kemal gibi Komutanlar canını seve seve veren Türk Askerini buldular. Oradan da geçemeyip geri çekildiler. Mehmet Akif gibi Milli Şairimiz de Çanakkale Şehitlerine adlı şiirini yazdı.

Dünya ve Tarih sahnesinden Türklüğü ve dahî İslam’ı imha etmek isteyen, bir takım zavallı insancıkların, Allah’ın ilahi Beyanı Kur-an’ı Azim-mü-şan’da biz inanan kullarına ifade ettiği ayetlerinin; ‘’Size karşı savaş açanlara, sizde Allah yolunda savaş açın. Sakın aşırı gitmeyin, çünkü Allah aşırıları sevmez. Sure-i Bakara ayet 190‘’ minvali üzere, vatanın, dinin, milli namusumuzun,sancağın ve istiklalinin ve istikbalinin ve tüm bunların geleceğini yine kendi kaderini kendisinin elleriyle tayin edeceği kanaatinden hareketle, ağızlarından kin ve nefretlerini kusan bil-cümle Avrupanın sömürgeci devletlerine karşı, merhum Arif Nihat Asya beyin ifadesi ile  “Barışın güvercini ve Savaşın kartalı” olan aziz milletimiz, yüzbeş sene evvel Çanakkale’de verdiği destansı mücadelede bu zavallı güruha karşı savaşın ve Vatan  Savunmasının ne olduğu gerçeğini harp meydanında zihinlerinden asla silinmeyecek şekilde göstermiştir.

Çanakkale Savaşı sadece Türk tarihinin değil, dünya tarihinin de en önemli olaylarından biridir. Çanakkale muharebeleri, dünyanın en büyük ordularının kara, hava, deniz ve denizaltı unsurlarıyla saldırıları karşısında, çok sıkıntılı bir dönem geçirmekte olan Osmanlı Devleti’nin gerçekleştirmiş olduğu büyük direnişi simgeler. Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasından sonra, İtilaf devletleri Çanakkale cephesini açarak savaşı kısa sürede bitirme çabası içine girmişlerdi. Onlara göre, Çanakkale Boğazı’nı ele geçirmek İstanbul’u ele geçirmekle eşanlamlıydı. İstanbul’un düşmesi ise Osmanlı Devleti’nin savaş dışı kalması demekti. Bu da müttefiklerin işini büyük oranda kolaylaştıracak, Almanya ile daha rahat mücadele edebilecekler, savaşı da kısa sürede kazanabileceklerdi. Dünyanın en güçlü donanmasına sahip İngilizler, Çanakkale’den zorlanmadan geçebilecekleri inancındaydılar. İngiltere Deniz Bakanı Churchill, donanmanın Boğaz’dan zorla geçerek İstanbul’a ulaşmasının fikir babasıydı. Bir iki yıl önce Balkan devletlerine kolayca yenilen Osmanlı Devleti’nin hemen teslim olacağını düşünüyordu. Churchill’e göre, zırhlıların büyük topları karşısında Türk  askeri cepheden hemen kaçacaktı.

Fakat gelişmeler hiç de müttefiklerin bekledikleri gibi olmadı. Zırhlı gemilerin topları görülünce hemen cepheden kaçacağı düşünülen Türk askeri, ülkesini kahramanca savundu. Öyle ki, 18 Mart 1915 tarihinde kesin sonuç almak üzere var güçleriyle Çanakkale Boğazı’na saldıran müttefik donanması, büyük kayıplar vererek geri çekildi. Yenilmez armada olarak nitelenen İngiliz donanması, Fransızlardan da destek almasına rağmen, tarihi bir mağlubiyete uğradı. Sonrasında Çanakkale’nin karadan aşılması planları hayata geçirildi. 25 Nisan 1915 tarihi itibarıyla Gelibolu Yarımadası’na çıkartma harekâtı başlatıldı. Aynı deniz savaşlarında olduğu gibi, burada da Türk askeri ve subayının kahramanca mücadelesi ön plana çıktı. Denizden sonra kara savaşlarını da kaybeden İtilaf devletleri, Çanakkale cephesinden geri çekildi.Çanakkale Zaferi ile, Balkan Savaşı’nın yarattığı eziklik ve travma, üzerinden daha iki sene geçmeden atlatılmıştı. Çanakkale’de savaşan askerlerin manevi anlamda son derece güçlü olduğunu da bilmek gerekir. İşte bu ruh Türk Milleti olma ruhudur.  Türk askerinin üst düzeyde manevi güce sahip olarak gösterdiği kahramanlıkların bir örneğini Mustafa Kemal Atatürk şöyle anlatıyor: “Biz ferdi kahramanlık sahneleriyle meşgul olamıyoruz. Yalnız size, Bombasırtı olayını anlatmadan geçemeyeceğim. Karşılıklı siperler arasındaki mesafe sekiz metre, yani ölüm muhakkak, muhakkak… Birinci siperdekilerin hiçbirisi kurtulamamacasına kamilen düşüyor, ikincidekiler onların yerine gidiyor, fakat ne kadar imrenilecek bir itidal ve tevekkülle biliyor musunuz!.. Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor ve en ufak bir fütur bile göstermiyor. Sarsılmak yok!.. … Emin olmalısınız ki, Çanakkale muharebesini kazandıran, bu yüksek ruhtur.”

Nice Kahramanlar subaylar ve sanatçıların  yetişmesine ortam hazırlanmış oldu.

Nitekim Çanakkale’de savaşan ve çok güçlü düşman ordularını mağlup etme başarısını gösteren birçok komutan buradan kazandıkları tecrübe ve güvenle Kurtuluş Savaşı’nda da başarıyla görev yaptı. Bunlar arasında başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Fevzi Çakmak, Kazım Karabekir, Cafer Tayyar, Fahreddin Altay  gibi subaylar Mehmet Akif gibi şairler, Reşat Nuri ve halide Edip gibi yazarların yetişmesine vesile oldu.

Tarihin seyrini değiştirerek Türklük ruhunun ölmediğini dünyaya gösterdi.

Çanakkale Savaşı I. Dünya Savaşı’nın üç yıl daha uzamasına neden oldu. Müttefikler I. Dünya Savaşı’nda en büyük itibar kaybına Çanakkale’de uğradılar. Çarlık Rusya’nın Boğazlara hâkim olma hayali gerçekleşmedi. Müttefiklerinin yardımından yoksun kalan Çarlık Rusya’sında iç karışıklıkların artmasıyla, Bolşevikler 1917 İhtilâli ile Çarlık devrini kapadı. Yerine Sovyetler Birliği’’nin kurulması ile ileriki yıllarda dünya tarihinin gidişatı değişti.

Mustafa Kemal Atatürk gibi bir lider çıkardı.

 

Çanakkale Zaferi’nin Türk milletine en büyük armağanı, şüphesiz Mustafa Kemal Atatürk’tür. Mustafa Kemal, yeni kurulan bir tümeni kısa zamanda modern bir kolordu ile muharebe edecek bir duruma getirmekle, yüksek bir teşkilatçı ve yetiştirici olduğunu gösterdi. Durum ve araziyi kavramaktaki ustalığı, seri ve isabetli kararlar vermesi ve bu kararları azimle uygulaması, Mustafa Kemal’in sahip olduğu yüksek irade, bilgi ve kendine güvenin göstergesidir. Sahip olduğu üstün yetenekleri önce Çanakkale’de gösteren Mustafa Kemal Atatürk, bilahare milli mücadelenin liderliğini yürütecek ve modern Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasını sağlayacaktır.

SONUÇ OLARAK; Sosyolojik olarak toplulukların millet olması için bazı özellikleri üzerinde taşıması lazım. Bu özellikler, Hür olma, özgürlük ve bağımsızlık duygusu, sağlam inanc duygusu, vatan sevgisi, insan sevgisi, atalarından gelen (ırsi) manevi değerlerine sahip çıkma duygusu, dili, kültürü, tarihi geçmişi millet olma ruhunu oluşturur. İşte bu ruhu Türk Milleti ÇANAKKALE’DE yakaladı. Kurtuluş Savaşına taşıdı. Mustafa Kemal ATATÜRK gibi lider ve Mehmet Akif gibi milli şairler millet olma ruhunun harcını kardılar.

Bir kez daha vatanı, milleti uğruna canlarını seve seve veren tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Ruhları şad mekanları cennet olsun.

 

 

Alim YÖRÜK

Tarih  Öğretmeni

3593 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

code

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

* * * * * Oscar Rent A Car * * * * *

Bu Kitabı Okumalısınız!

Bu Kitap Başucu Kitabıdır
DOLAR 8,1550
EURO 9,7089
BIST 11,2284
ALTIN 457,33

Çok Okunan Haberler

Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir. © 2021 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.
Reklamı Gizle