JEOTERMAL’E HAYIR
Dünyanın sayılı doğal güzelliklerinden birisi olan Ölüdeniz ve Kayaköy’de yapılması planlanan jeotermal kaynak arama ve sondajına tepki eylemi gerçekleştirildi. Barış ve dostluk köyü Kayaköy’de gerçekleşen tepki eyleminde; Fethiye Kent Konseyi Başkanı Gülbahar Edik Kayhan, Fethiye Belediye Başkanı Alim Karaca ve CHP Muğla Milletvekili Mürsel Alban açıklamalarda bulundu. Basın açıklamasına Kayaköy, Ölüdeniz ve Fethiye’de yaşayan vatandaşlar, muhtarlar, sivil toplum kuruluşu temsilcileri destek verdi. Sosyal mesafe kuralları içersinde gerçekleştirilen tepki eylemine yoğun katılım oldu. Basın açıklamalarında jeotermal sondaj ve arama faaliyetlerinde gerçeklşeecek doğa tahribatına dikkat çekildi. Yapılan konuşmaların ardından bine yakın vatandaş alkışlarla destek verdi.
“ÖNEMLİ DOĞA ALANI OLARAK BELİRLENMİŞTİR”
Fethiye Kent Konseyi Başkanı Gülbahar Edik Kayhan da Fethiye Kent Konseyi ve Muğla Kent Konseyi meclis kararlarını okuyup; jeotermal kaynak açılmasının yöreyi tahrip edeceklerini belirtti ve karşı çıktıklarını söyledi. Gülbahar Edik Kayhan açıklamasında “Fethiye hassas ve nadir doğal değerlere sahip olması nedeniyle 1988yılında Bakanlar Kurulu Kararı ile Özel Çevre Koruma Bölgesi (ÖÇK) olarak tespit ve ilan edilmiştir. Kentimizin Kayaköy ve Ölüdeniz Mahallelerinin ÖÇK sınırları içinde kalan 6 noktasında Sondaj Yöntemi İle Jeotermal Kaynaklar Arama Faaliyeti yapılacağına dair bir yatırım planlandığı ve bu konuda 30.03.2020 tarihinde ÇED yapım sürecinin başlatıldığı tespit edilmiştir. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nca izin ve ruhsatları verilen ilgili faaliyet için, yatırımcı tarafından hazırlanarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na sunulan Proje Tanıtım Dosyasında belirtildiği üzere; Kayaköy ve Ölüdeniz Mahalle sınırları içinde kalan toplam 2.182,5 hektarlık alanda 6 sondaj noktası seçilmiştir. Her biri en az 10 dönüm sahayı kaplayan 6 adet sondaj noktasından: 2 tanesi Ölüdeniz Lagünü Arkeolojik Sit ve 1. Derece Doğal Sit (ÇŞB tarafından hazırlanan Ekoloji Temelli Bilimsel Araştırma Raporunda Kesin Korunacak Hassas Alan), 1 tanesi Kayaköy Mahallesi Soğuksu Plajı Mevkiinde Kesin Korunacak Hassas Alan, 1 tanesi Delikliburun-Gemiler Plajı 1. Derece Arkeolojik Sit, 2 tanesi Darboğaz Plajı kuzeyindeki Oyukbaşı Tepesi Mevkii Doğal Sit Alan içerisinde bulunmaktadır. Bu alanların tamamı ve 1/100.000 ölçekli Aydın-Muğla-Denizli Çevre Düzeni Planında Önemli Doğa Alanı olarak belirlenmiştir ve Orman kullanımında kalmaktadır.
“BAKANLIK TARAFINDAN TESPİT VE TESCİL EDİLMİŞ HASSAS EKOSİSTEMLERDİR”
25.01.2017 tarih ve 29959 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararı uyarınca, Kesin Korunacak Hassas Alanlar; kaynak değerlerinin korunması için alan kullanımlarının sınırlandırıldığı, gerektiğinde insanların bölgeye girişlerinin engellendiği, sadece bilimsel araştırmalar, eğitim ya da çevresel izleme amacıyla özel önlemler alınarak girilebilecek alanları ifade etmektedir. Bu nedenle bahse konu alanlarda Jeotermal Kaynak Arama Amaçlı Sondaj Kuyuları açılması mevzuata aykırıdır. Söz konusu proje ile sondaj kuyusu açılması planlanan noktaların tamamı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından tespit ve tescil edilmiş hassas ekosistemlerdir ve bu ekosistemlerin hassasiyeti, içlerinde barındırdıkları nadir ve nesli tehlike altındaki türler ve yaşam alanlarından kaynaklanmaktadır. Taraf olduğumuz uluslararası çevre sözleşmelerinin tamamı, bu tip yaşam alanlarının ve barındırdıkları türlerin korunması konusunda Türkiye Cumhuriyeti Devletini sorumlu kılmıştır ve Anayasamızın 90. maddesi uyarınca taraf olduğumuz uluslararası sözleşme hükümleri kanun hükmündedir. Bahse konu proje sondaj noktalarının bir kısmı da, tarihi ve kültürel değerleri barındıran Arkeolojik Sit Alanları içerisinde bulunmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, arkeolojik mirasın insanlığın ortak mirası olarak değerlendirildiği ve bu mirasın gelecek kuşaklara aktarımı konusunda taraflarına sorumluluk yükleyen uluslararası sözleşmelere de taraf olmuştur. Bu nedenle bu nitelikteki alanların korunması da kanuni bir yükümlülüktür. Sürdürülebilir Enerji kaynağı olarak görülen Jeotermal Enerji Santralleri (JES) hatalı yer seçimi ya da göz ardı edilen olumsuz çevresel etkileri nedeniyle geri dönülemez tahribatlar yaratmaktadır.
“DENİZE ULAŞARAK DENİZ EKOSİSTEMİNİ DE TAHRİP EDECEKTİR”
JES’lerin bulunduğu bölgelerde ekosistemi olumsuz etkilediği, tarım ve hayvancılık gibi insan faaliyetlerinin de zarar gördüğü defalarca raporlanmıştır. İtirazımıza konu projenin saha hazırlığı çalışmaları ile başlayacak doğa tahribatı, sondaj sırasında da devam edecektir. Faaliyet alanları içerisinde bulunan Akkula Deresi, Harnupluçukur Deresi ve Kuyuçukuru Deresinin doğal yataklarına zarar verilecek, sondaj sırasında çıkan sondaj çamurları, zehirli gazların atmosfere salınımı, siyanür, kükürt, nikel, kurşun gibi kimyasallarla dolu akışkanlar çevre kirliliğine ve tahribatına neden olacak, bu atıklar yüzeysel emilim ve dereler vasıtasıyla denize ulaşarak deniz ekosistemini de tahrip edecektir. Ayrıca, açılan kuyularda yeterli miktarda ve uygun değerlerde jeotermal kaynaklara rastlanması durumunda, kuyuların bulunduğu bölgede çok sayıda Jeotermal Turistik Tesis yapılmasının önü açılacak ve bu durum yapılaşma baskısını da arttıracaktır. Kuyulara ve tesislere ulaşım sağlayacak yollarının açılması, jeotermal kaynakların iletim hatlarının ve şebekelerinin inşa edilmesi ile de çevresel yıkım katlanarak artacaktır. Fethiye’nin kesin korunacak alan statüsündeki bu en hassas ekosistemleri üzerinde, adeta bir turizm yatırımı için ön açma girişimi olduğu izlenimi veren bu tip girişimlerin acilen durdurulması gerektiği açıktır. Yukarıda izah edilen gerekçeler ile Fethiye’nin Kayaköy ve Ölüdeniz Mahallesi sınırları içerisinde bulunan proje alanına ilişkin; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nca, Sondaj Yöntemi İle Jeotermal Kaynaklar Arama Faaliyeti adıyla verilmiş olan izin ve ruhsatların iptal etmesini, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın böyle bir yatırıma, mevzuatı gereği izin vermeyeceği düşüncesi ile ÇED Yapım Sürecini durdurmasını talep ediyoruz” dedi.
“BİZ BURADA JEOTERMAL SONDAJ KUYUSU YAPTIRMAYACAĞIZ”
Kayaköy Meydanında yapılan basın açıklamasında Fethiye Belediye Başkanı Alim Karaca; kısa bir konuşma yaparak, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’dan randevu alarak konuyu arz edip, Ölüdeniz ve Fethiye’nin korunmasını söyleyeceklerini belirtti. Fethiye Belediye Başkanı Alim Karaca, “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın bu rapora onay vermeyeceğini düşünüyorum. İyi niyetli düşünüyoruz. Kayaköy ve Ölüdeniz’de jeotermal ile ilgili bu çalışmaları engellemek için elimizden ne geliyorsa yapacağız. Buraya kesinlikle santral kurdurmayacağız. Yurttaşlarımızla birlikte ne gerekiyorsa yapacağız. Açılacak sondajlarla ilgili halkımızın ve bizlerin çok büyük rahatsızlığı var. Bununla ilgili tüm STK’ları içinde barındıran bir rapor hazırladık. Bunu Kent Konseyi Başkanımız Gülbahar Edik Kayhan okuyacak. Fethiye Belediye Başkanı olarak ben de Çevre Şehircilik Bakanlığı’ndan randevu talep ettim. Bakan bey müsait olursa, kendisiyle görüşeceğiz. Biz burada jeotermal sondaj kuyusu yaptırmayacağız. Söz verdik Fethiye’yi asla ranta teslim etmeyeceğiz” dedi.
“YAĞMAYA GEÇİT VERMEYECEĞİZ”
CHP Muğla Milletvekili Mürsel Alban ise Coronavirüs salgını ile halkımız kendisini korumak isterken bölgemiz yağmalanmaktadır. COVID-19’a karşı kendimizi izole ettik. Ama kimse beynimizi, dilimizi susturamaz” ifadelerini kullandı. CHP Muğla Milletvekili Mürsel Alban konuşmasında “Burayı size ve yandaşlarınıza yağmalatmayacağız. Her zaman konuşacağız. Burası sahipsiz değil. Biz daima burada olacağız. Çiftçi perişanken, işçi işsizken, turizmci tesisini açamazken, esnaf kepenk kapatmışken, siz yandaşınıza buraları yağmalatıyorsunuz. Gelin; çiftçinin, işçinin, turizmcinin ve esnafın sorununa çözüm üretelim. Bunları destekleyelim. Dönüp baktığınız zaman bu insanlar canını yok saydı. Doğasını korumaya geldiler. Burada yapılacak tek şey vardır: yandaşa peşkeş çekmekten vazgeçin. Bu jeotermal sondajlarının durdurulmasını derhal sağlayın. Eğer bunları yapmaya devam ederseniz Kanal İstanbul’da olduğu gibi millet evinde izole altındayken Fethiye’yi de yağmalamaya gelmişsiniz demektir. Bu çukurların açılamayacağını, yandaş firmanızın artık bu sevdasından vazgeçmesi gerektiğini ve Çevre Şehircilik Bakanlığı’nın ÇED raporunu veremeyeceğinin takipçisi olacağız.
“ASIL FELAKET O ZAMAN BAŞLAYACAK”
Biz burada var olduğumuz sürece bu sondajlar burada açılmayacak, biz engel olacağız. Ama burada halkı sokağa dökmeden salgınla baş başa mücadeleye devam ederken bu sondaj kuyularından vazgeçilmesini bekliyoruz. Şunu unutmasınlar; Muğla sahipsiz değildir. Bizim bir sözümüz vardı; Dur burası Muğla, talana, yağmaya geçit vermeyeceğiz. Sondaj açmaktan vazgeçin” dedi. Milletvekili Mürsel Alban; sondaj için çok büyük bir geniş araziye izin verildiğine dikkat çekerek ilk defa denizlere de arama izni verildiğini görüyoruz, dedi. Sondaj yapıldıktan sonra çok daha büyük bir tahribat olacağını ifade eden Alban; anladığımız kadarıyla sondajdan sonra buralara tesisler yapılacak ve asıl felaket o zaman başlayacak, dedi. Yapılan konuşmaların ardından bine yakın vatandaş alkışlarla destek verdi.































