İBRENİN GÖSTERDİĞİNE BAKMAK- DAVUT FEN
Tartıya çıktığınızda, ağırlığınızın kaç olduğunu görmeniz için, ibrenin ucuna bakmanız yeterli olacaktır.
Yakın geçmişte başımızda COVID-19 Korona virüs hastalığı vardı. Çeşitli koruyucu önlemlerin yanı sıra, Ceza ve Tutuklu Evleri’de o kapsama alınmış, içeridekilere kısmi bir af getirilerek, koşullu salıvermelerle sözde de olsa sorunun içinden çıkılmıştı. Zaten oralara yer sıkıntısı olduğu, eldeki yapıların gereksinimi karşılamada yetersiz kaldığı, insanca ceza çekmelerin sağlanamadığı, öteden beri dillendirilip duruluyordu. Öylelikle, o soruna geçici de olsa ivedi bir çözüm getirilmiş oldu.
Yılsonuna olsun yetiştirilen bir yasayla da yeni bir koşullu affımız daha oldu.
Gelgelelim, o içeride tutuklu olarak yatırılan seçilmişlerimizin salıverilmeleri için, tık ses, yine yok. Oysa kendi AYM’za(*) göre olduğu gibi uyum imzası koyduğumuz o AİHM’si(**) kararlarına göre de yeniden yargılama yapılması ya da salıverilmesi gereken seçilmişlerimiz, gösteri hakkını kullanan önde gelen ilericilerimiz, uzun zamandır içeride tutuluyorlar.
Bir de ilgili Bakan, açıklamalarda bulunup ülkemizin, o boyuttaki karnesine sözü getirerek, yargımızın aihm’den dönen kararların yerine getirilmesinde diğer Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığındaki oranın yüksek oluşunu belirtebilmektedirler.
O konudaki verilere bakıldığında ise söylenenlerin tutarlılığı su götürür bir gerçeklik olduğu görülmektedir.
İlgili Bakan demişler ki, 2024 verilerine göre;
– Avrupa ülkelerinin aihm kararlarına uyma oranı: %79
-Türkiye’nin aihm kararlarına uyma oranı: ¬%90
¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬Bu verilere bakıldığında ülke adalet sicilimizin iyiliğine yorulan bir değerlendirme sonucu çıkarsaması yapılabilir. Ancak o konudaki denklik ya da sapma kıyaslama verilerine de bakılması gerekir. O boyuttaki 2024 verileri ise şöyle olmuş:
“aihm’ye, 47 Avrupa ülkesinden yapılan şikâyetlerin toplamı 60 bin 350. Bunların yüzde 35,8’i Türkiye kaynaklı hak ihlali iddialarından oluşuyor. Bu da karar bekleyen 21 bin 600 dava başvurusu anlamına geliyor.
Türkiye’nin, bu sayıyla diğer ülkelerin açık ara önünde yer aldığı görülüyor.
Türkiye’yi 8 bin 150 başvuruyla Avrupa Konseyi’nden ayrılan Rusya ve 7 bin 700 dava başvurusuyla Ukrayna izliyor.
Geri kalan 44 ülkenin başvurularının toplamı ise 22 bin 900.
Sayıların dili yukarıda açıklandığı gibidir. Çıkarsama yapılan anlam ise, seslenilen kitlenin algısına bırakılmayıp doğrudan yoruma geçilmesi biçimindedir. O yapılan yorum da amaçlanan dava güdümüne hizmet eder niteliktedir.
“Avrupa’da bazı yerlerde suç kaydı istatistikleri artmasın diye polis bazı ihbarlara gitmez bile.” denilmiş.
Meclis kürsüsünden, karşıt vekillerce zaman zaman dile getirilen bir söylem vardır; aihm kararları sonucu hak sahiplerine döviz cinsi karşılığı yüklü ödemelerin, o kararları veren yargıçlara yansıtılıp yükletilmesi gibi bir yasa çıkartılması gerektiği üstünde durulur. Öylesi bir yaptırımı akıllarından geçirip soruna çözüm arayışında olduklarını gösterirler.
Herkese iyi haftalar…
______________¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬___
(*) AYM; Anayasa Mahkemesi
(**) AİHM; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi






















