Hoşgeldiniz  
..................................................................................

GERÇEĞİN PEŞİNDE BİR YÜRÜYÜŞ DE BİZ Mİ YAPALIM?

1. Asım Cezayirlioğlu | 20 Haziran 2017 | KöşeYazar A- A+

Türkiye gerçekleri hızlı bir şekilde değişiyor . Bugün gerçek diye üzerine gittiklerimiz  kısa zaman sonra  proje ürünü olarak önümüze sürüldüğünü hayıflanarak görüyor ve yaşıyoruz. Hem uluslararası ilişkilerde, hem de siyaset arenasında yaşadığımız birçok şeyin belli bir plan çerçevesinde harekete geçirildiğini öğreniyoruz. Seyirci konumunda olduğumuz için sürecin nereye doğru evrileceğini de kestiremiyoruz.
İyi niyetle çıktığımız yolda öyle durumlar ile karşılaşıyoruz ki, yeniden eski hale gelmek imkansız hale geliyor. Enis Berberoğlu’nun MİT tırları davasında devlet sırlarını ifşaa etmek suçundan 25 yıl ceza alınca, sayın Kılıçdaroğlu adalet istiyoruz diyerek Ankara’dan İstanbul’a yürüyüşe geçti. Görünürde herkese adalet isteği ile yola çıktığı için insanlara hoş gelen bir yönü var. Ancak MİT tırları hadisesi iyi analiz edilince- ki FETÖ örgütünün bir tezgahı olduğu ve sorumluların hem ihraç edildiği, hem de dava açıldığı ortada- bu ülkeye yapılan ihanetin boyutunu görmemek mümkün değil. O zaman akla şu soru geliyor. İktidarın  farklı alanlarda eksikleri varken neden MİT tırları davasından hüküm giyen  Berberoğlu üzerinden adalet arayışına giriliyor?
Mesele Deniz Baykal’a kurulan kaset tezgahı için bir yürüyüş yapılabilirdi. Gizli kamera ile özel hayatın deşifre edilmesi suç teşkil etmekte. Deniz Baykal için nasıl tezgah kurulduğu, çilingircinin itirafları ile birlikte CHP’de lider değişikliğinin startı verilen  bu olayın da FETÖ tezgahı olduğu ve kimlerin rol aldığı tek tek tespit edilmiş durumda. Hakimin ifade  için çağırdığı Deniz Baykal bile sessiz kalmayı tercih etmekte. Sayın Kılıçdaroğlu eski lideri için adalet yürüyüşü yapabilirdi. Olayın tam ayrıntıları ile aydınlanmasına yardımcı olur, üstelik “kaset iktidarın işi” söylemi bir kez daha çürütülmüş olur ve adalet yerini bulur. Ancak bakıyoruz ki hem mağdur oralı değil, hem de eski lidere sahip çıkan yok.
Ergenekon’da, Balyoz davasında Ankara’dan İstanbul’a yürümeyi aklına getirmeyenler, ne hikmetse casusluk davasında yürümeyi adalet arayışı olarak topluma sunuyorlar. 15 Temmuz işgal girişimi sonrasında FETÖ sempatizanı hakimler tarafından, Pensilvanya şarlatanının arkasından gidenler serbest kalırken esaslı tepki vermek akıllara gelmiyor. 248 şehidin adına ve iki bini aşkın gazinin sözcüsü olarak adalet yürüyüşü başlatarak, ülkeye ihanet edenlere karşı biz buradayız diyerek gerçek Gandi olmak varken, akıllarda acaba sorularına yol açacak davranışlara yelken açılıyor.
İngiltere ve Amerika’nın himayesinde Ortadoğu’da küçük devletçikler olarak varlığını sürdüren! Krallar, bir sabah bir bakıyoruz iki gruba ayrılıvermişler. Birbirlerini teröre destek vermekle suçluyorlar. Ortadoğu’da mazlumlara operasyon merkezinin üssü olan BAE bile teröre desteğin son bulması isteği ile Katar’a meydan okuyanların! safında yer almış. BAE’nin Washington Büyükelçisi Yusuf el-Uteybe’nin gizli yazışmaları ortaya dökülünce kimlerin teröre destek verdiği ortaya çıkmakta. 15 Temmuz işgal girişimine Amerika’nın dahli ve BAE’nin Türkiye karşıtı tutumunu o yazışmalarda görmek mümkün. Hal böyle iken benim güzel ülkemin muhalefeti bu krizin sonunda bir tokat da bizim iktidar yer düşüncesi ile Katar karşıtı bir duruş sergilemekte. Derdimiz adalet ise bu ülkelerin batılılar tarafından sömürülmesi ve kullanılmasını protesto etmek amacı ile Ankara İstanbul arası bir yürüyüş gerçekleştirilebilir. Hem bu ülkelerin bağımsızlığına katkı yapmış oluruz.
Türkiye yıllardan beri batı ittifakı içinde. İkinci dünya savaşı sonrası yapmış olduğumuz bu tercih sebebiyle birçok darbe ve muhtıralarla bu millet karşı karşıya geldi. Hep vatanı kurtarmaya geldiklerini söylediler, ama daha ilk cümleleri NATO’ya bağlılık oldu. Milletin egemenliğinin hayata geçmemesi için Türk siyasetine yıllarca yön verildi. Bazıları iktidar olmayı milli çıkarların önünde gördü. Bunları biz de yaşayarak gördük. 1974 Kıbrıs harekatında müttefikimiz dediğimiz ülkelerin bize uyguladıkları silah ambargosu hepimizin malumu. Mesela bu ve buna benzer durumları protesto etmek için Ankara-İstanbul arası bir yürüyüş ne güzel olurdu. Amerika’nın terör örgütü YPG’ye açıktan silah desteği vermesine karşın İstanbul’a değil, Ankara Kızılaydan Meclis’e yürünmüş olsa bu ülkeye ne güzel hizmet olur.
Milli silah sanayiine daha fazla yatırım yapılması için yollara düşülmüş olsa, İstanbul kapılarına milyonlarla dayanmak içten bile değil. Tarım alanında ihracatın artmasına engel olan yanlış ilaç kullanmayı önlemek için yollara düşülmüş olsa, bu ülkeye daha fazla hizmet edilmiş olur. FETÖ’nün ülkemizdeki kriptolarının açığa çıkarılması için yollara düşülse, iktidarın FETÖ ile mücadelesinin daha bilinçli hale getirmek ve bu süreçte en az mağduriyetlerin ortaya çıkması için yollar aşındırılsa hem inandırıcılık artar, hem de toplumsal destek daha fazla olur. FETÖ’nün siyasi ayağını ortaya çıkarmak için sizden-bizden ayrımı yapmadan Ankara-İstanbul yürüyüşü gerçekleştirilmiş olsa, hem içimizdeki çürüklerin temizlenmesine hizmet edilir, hem de FETÖ’yü kullanan başta Amerika olmak üzere ülkemiz üzerinde operasyon çekmeye çalışanların hevesleri kursaklarında kalır.
asimcezayirlioglu@hotmail.com
20 HAZİRAN 2017 SALI

1936 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

code

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

* * * * * Oscar Rent A Car * * * * *

Fethiye’de Konaklama Fırsatı

Bu Kitabı Okumalısınız!

Bu Kitap Başucu Kitabıdır
DOLAR 7,6762
EURO 8,9419
BIST 1,1631
ALTIN 459,42

Çok Okunan Haberler

Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir. © 2020 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.
Reklamı Gizle