Hoşgeldiniz  
.................................................................................. ...................................................................

GENÇ YAZARLARA TAVSİYELER

6. Mehmet Uçar | 09 Aralık 2015 | KöşeYazar A- A+


GENÇ YAZARLARA TAVSİYELER

Değerli okurlarım, yaklaşık yirmi yıldır farklı platformlarda kalem oynatan bir yazar olarak geçen hafta birisinde benim adımın da geçtiği iki farklı olaya ve muameleye birden şahit oldum. Bunlardan ilki yerel basına yansıdığı şekliyle genç yaşında kitap yazan bir lise öğrencisine ilçe eğitim yöneticilerince ödül verilmesiydi ve doğrusu bu eğitim adına takdire şayan ender faaliyetlerden biriydi. Diğeri ise hemen aynı gün bir köşe yazarı olarak bendenize yine aynı yetkililerce sırf izinsiz -yazmak için izin alınacağı günlere geldikse kıyamet yakın demektir- yazı yazdığım, yazılarımın eleştirel içerik taşıdığı ve muhtevasının da aksayan kurumlardan siyasete kadar geniş periyotta olduğu iddiasıyla ceza verilmesi girişimiydi. Hal böyle olunca şimdilerde yolun başında olan yazar kardeşlerime bazı tavsiyelerde bulunmayı kendime vazife telakki ettim. Umulur ki sahibinin başına iş açan bu yazılardan başkalarına deva hasıl olur.

Sevgili genç yazar kardeşim, öncelikle şunu bilmeni isterim ki bugün yazı yazdığın için seninle resim çektirip sana ödül verenlerin yarınlarda ceza verebileceği bir ülkede yaşadığını aklından çıkarmamalısın! Bu gibi tuhaflıkları göze alamıyorsan eğer, işin ta en başında vazgeç bu yazarlık sevdasından derim. Çünkü, maalesef yazarlar ve şairler açısından pek parlak bir sicili yok ülkemizin. Ayrıca ‘düşünce suçlusu’ kavramı dünyada sadece bizim lügatimizde yer almaktadır. Zira bil ki okumak, yazmak, düşünmek,ve eleştirel bakış açısına sahip olmak hakim güç odaklarını ve onların ikinci el bürokratlarını fazlasıyla rahatsız eder. Fincancı katırlarını ürküttüğün zaman da başına nasıl çoraplar örülebileceğini yalnızca yaşayarak öğrenebilirsin.

Sevgili genç yazar kardeşim, yazıdan para kazansan bile asla para için yazı yazmamalısın! Günün birinde ben ne için yazı yazıyorum sorusuna cevap ararsan, unutma, yazma eylemi ile hakikati bulmaktan başka bir amacın olmasın! Güç merkezlerinin ve onun sadık hizmetkarlarının mevsimlere benzediğini hatırından çıkarma! Doğal olarak hayatta, her mevsim bir diğer mevsimle yer değiştirir ve sen mevsimlerin havasını gözeteyim derken hiçbir vakit kendin olamazsın. Kendin olamadıktan sonra papağanlaşma gibi bir acayip tehlikeye duçar olursun ki bilmem iktidarların kullandıktan sonra bu tür emir erlerini paketleyip yollayacağını söylememe gerek var mı? Yani demem o ki ne olursan ol, şahsiyetini koruyan bir yazar ol!

Sevgili genç yazar kardeşim, insanlığın bilinen tüm tarihi dönemlerinde kalem kılıçtan daima keskin olmuştur. Sen olağanüstü zamanlarda yazmanın, hele de eleştirel yazı yazmanın tekmeye kafayı uzatmak olduğunu gözlemlesen ve acaba suya sabuna dokunmadan mı yazsam desen de yazarların, uzun vadede anlaşılmak pahasına doğruları dillendirmede ısrarcı olması gerektiğini ve topluma, girilen çıkmaz sokakları ancak kaliteli yazarların izah edebileceğini söylemek isterim. Yazar-çizerlik bir nevi sınır boylarında riskleri göze alabilen akıncı beyi olmaktır ve onların misyonu, geniş halk kitlelerin önünde el feneri rolüdür. Ha bir de övgü ile eleştiri arasında kararsızlık yaşadığında kesinlikle alkıştan uzak durmalısın!

Sevgili genç yazar kardeşim, yazmak için muhakkak dolup taşmak gerekir. Bu nedenle bünyeni güçlendirmek için abur cuburdan uzak durarak devamlı surette beslenmene dikkat etmelisin! Farklı konularda kabını epey doldurmadan yazmaya başlarsan zamanla azığın biteceği için yolda kalma ihtimalin doğabilir. Sen sen ol, her daim yüksek kalorili gıdalardan beslendiğin gibi birbirinden taban tabana zıt görüşlerin sahibi yazarlardan da azami ölçüde istifade etmeye çalış. Kabul et ki bu sayede pencerelerin daha bir genişler ve cihanda kargadan başka kuşların olduğunu da fark edersin. Ya da şöyle söyleyeyim, senin deden sakallı da olsa her sakallının senin deden olmadığını sadece bu kazanımla tecrübe edebilirsin.

Sevgili genç yazar kardeşim, her düşünceyi daha farklı, daha edebi ve daha güzel söyleyişin bir yolu vardır ve buna da kısaca üslup denir. Bir anlamda üslup, yazarın yoğurt yiyişidir ve nevi şahsına münhasır bir ifade tarzın yoksa saman alevi gibi önce parlar sonra da kayboluverirsin. Yazarlıkta belki bir süreliğine üst düzey yazarların taklit edilmesi anlaşılabilir bir şey olsa da kendine özgü bir anlatımı bulamaz isen niye insanlar seni okusunlar ki? O yüzden yazdıklarını yırtıp çöpe atmayı, hatta ateşlerde yakmayı da bilmelisin ki adım adım olgunlaşmanın sırrına eresin. Maharetli aşçıların en leziz yemekleri kısık ateşte nasıl da ağır ağır pişirdiklerini izle ve bu süreçte tenceredeki malzemenin sabırla özleşmesinden de ibret alasın!

Sonuç olarak sevgili genç yazar kardeşim, yarın öbür gün iktidar sahiplerine kul köle olacaksan yazma! İnsanlığın kutlu yürüyüşünde mutlak hakikatin tecellisi için bir ufak tuğla dahi koymayı göze alamayacaksan eğer, yazma! Haksızlıklar karşısında bir köşeye sıvışıp susacaksan da yazma! Bazen sükut suretinde görünüşte pasif özde ise etkili eylemlere başvurmaya cesaret edemeyeceksen hayır, yazma! Kalemini namusun bellemeyeceksen ve dünyalık korkularına siper edeceksen, yine yazma! Üç yüz bin yıl sonraki bir okurun hakkı teslim çabasına bugünün bezirganlığını tercih edemeyeceksen, yazma! Çünkü yazı, sözden ve sair mecralardan daha kalıcıdır. Çünkü yazı derindir; bugün tesiri olmasa bile bir vakit sonra karşısına muhatap çıkabilir. Yazıda yazgıdan bir nişane vardır ve o iz, şahsiyete işaret eder e mi?mehmet uçar (4)xxxxxxxxxxxx_635x480

428 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

code

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

* * * * * Oscar Rent A Car * * * * *

Fethiye’de Konaklama Fırsatı

Bu Kitabı Okumalısınız!

Bu Kitap Başucu Kitabıdır
DOLAR 8,2844
EURO 9,7602
BIST 1,1755
ALTIN 500,40

Çok Okunan Haberler

Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir. © 2020 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.
Reklamı Gizle