Hoşgeldiniz  
.................................................................................. ...................................................................

FETHİYE’DE YAŞAMAK

3. Güngör Berk | 03 Mart 2020 | KöşeYazar A- A+

FETHİYE’DE YAŞAMAK

 

İstanbul’da geçen çocukluğu bir masaldı. Fethiye ise çocukluk yıllarının masal ülkesi. Uzaktaki, gidilemeyen, ama hep anlatılan. Çocukluğunda her yıl Fethiye’den yiyecek paketleri gelirdi. Bu paketlerden limon, portakal, fırınlanmış siyah incir, muşmula, kabuklu badem, cevizli sucuk, balık yumurtası, turunç reçelleri çıkardı. Hiç unutulmayan.

Fethiye’ye yıllar sonra gelebildi. Yaşamının yalnızlık dönemindeydi. Arkasında yetmiş yıl bırakmıştı. Fethiye güneş, deniz ve orman içindeydi. Aydınlık, mavi ve yeşildi. Bütün zamanlarda olduğu gibi güzeldi. Çocukluğunda hep anlatılan ve hep düşlediği yere sonunda gelmişti. Kasabanın sıcakkanlı, tokgözlü, sevecen, coşkulu insanlarıyla kolayca kaynaştı. Baba tarafından akrabalarını tanıdı. Sanki köklerini bulmuştu. Kasabanın sokaklarını, çarşısını, camisini, evlerini gördü. Sokaklarda ve evlerin bahçelerinde özgürce yaşayan ağaçları, çiçekleri tanıdı. Fethiye’yi içine çekti.

Bundan sonra her şey kendiliğinden oldu. Yalnızlığı gitti. Yaşama sevinci tazelendi. Yaşamı paylaşmak için elini akrabalarına, insanlara uzattı. Yaşarken üretmek ve toplumdan aldığını topluma geri vermek alıştığı bir şeydi. Aradığı huzur, iç rahatlık bundaydı. Fethiye’den ayrılamadı. Artık Fethiye’de yaşayacak, belki de Fethiye’de ölecekti. Bu seçiminin üzerinden şimdi beş yıl geçti.

Beş yıl önce Bursa’da, ovanın yerleşime açılmış bir yerinde, tek katlı küçük evinde yaşıyordu. Yalnız ve rahattı. Evinin çevresinde boş arsalar ve bahçeli birkaç küçük ev vardı. Ağaçlar, çiçekler, kuşlar ve gökyüzüyle iç içeydi. Ama bir gün birileri geldi ve her şeyi hızla yok etmeye başladı. Önce sokağını yitirdi. Evinin önündeki dar ama şirin sokağın ucunda çok katlı bir bina yükseldi. Sokağına bakamaz oldu. Ne zaman sokağa bakacak olsa bu biçimsiz yapıyı görüyordu. Ova, ağaçlar, gökyüzü gitmişti.

Sonra da asıl kötülük geldi. Bu kez evin arkasındaki arsaya bir bina yapıldı, tüm manzarasını kapattı. O günden sonra içine bir huzursuzluk çöreklendi, günden güne büyüdü. Arkadaki bu yapı yüzünden evin içi kararmıştı. Önce yapıya bakan iki penceresinin camlarını boyadı. Yetmedi, pencerelere perdeler çekti. Ama güneş ışığı, aydınlık geri gelmedi. O çirkin bina gitmedi. Bir günün geçirildiği, oturulan, çalışılan, kitap okunan, yatılan bu oda ve salon  bir hücreye dönüşmüştü. Ev birdenbire kör olmuştu.

Bir gün hiçbir eşyasına elini sürmeden, sehpa üzerindeki kül tablasına bile dokunmadan evden çıkıp gitti. Dayanamamıştı. Evden de kentten de uzaklaşmak istiyordu. Fethiye’ye işte o zaman geldi.

Karagözler’deki bu tek odalı, bahçesinde begonvil açmış evi bulduğunda hiç eşyası yoktu. Ev çıplaktı. Her şeyden önce kendisinin bir köşesi, bu köşede bir yaşlı koltuğu olmalıydı. Yıldız Kardeşler’den, üstelik takım bozularak, bir koltuk satın alındı. Sonra küçük sehpa, gece lambası, dostlarının armağanı bir masa, iki sandalye, taksitle alınmış bir ocak geldi. Yeniden evi oluverdi. Yaşama yeniden sarıldı.

Bundan sonra bu güzel kasabada ilk sokak ressamlarının görüldüğü, dört bir yandaki trafoların boyanıp çiçeklendirildiği, sokak ressamlarının bir çatıda toplandığı günler geldi. Dostlarla ve akrabalarla söyleşilen, yenilip içilen, yaşamın içindeki her türlü dedikoduyla beslenen günler geçti durdu.

Şükran Akannaç’ın Anısına,o benim Cumhuriyetçi Dostumdu……

GÜNGÖR BERK

1402 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

code

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

* * * * * Oscar Rent A Car * * * * *

Fethiye’de Konaklama Fırsatı

Bu Kitabı Okumalısınız!

Bu Kitap Başucu Kitabıdır
DOLAR 8,2836
EURO 9,7406
BIST 1,1751
ALTIN 500,16

Çok Okunan Haberler

Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir. © 2020 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.
Reklamı Gizle