Hoşgeldiniz  
..................................................................................

EMPERYALİST BATI VE TÜRKİYE’NİN BAKIŞI

1. Asım Cezayirlioğlu | 05 Aralık 2017 | KöşeYazar A- A+

EMPERYALİST BATI VE TÜRKİYE’NİN BAKIŞI

Emperyal batının hedefinde, kapitalist sistemin işlemesini sekteye uğratan ülkeler birinci derecededir. Batı bir ambar ise bunun içini dolduracak olan verimli toprakların olduğu ülkeler ve yeraltı zenginliğine sahip devletlerdir.

Emperyal batının tetikçiliğini bugünün nöbetçi devleti ABD yapmakta. Sömürge düzeninin ürettiği ham madde kaynağına dayalı zenginliğin sürdürülebilir olması için zaman zaman tetiğe basma görevi ABD’ye düşmekte. Dün Irak ve İran’ı on yıl savaştırarak ellerindeki silah stokunu hem erittiler hem de yeni silahlara sahip olarak daha fazla zengin oldular. Yine Saddam’ı Kuveyt’e saldırtarak, hem Körfez ülkelerinde var olan dengeyi bozdular, hem de Ortadoğu’yu  silaha boğarak silah sanayini yeniden hareketlendirdiler. Öte yandan Ortadoğu’nun enerji kaynaklarına çökerek bize yeniden tek dişi kalmış canavar olduğunu hatırlattı. Dün Emperyal batının vicdansızlığını hafife alanlar Arap Bahar’ı ile Ortadoğu’nun nasıl yerle bir edildiğini yaşayarak gördüler, hem de ikiyüzlülük yaparak Libya, Suriye gibi ülkelerde yüzbinlerin ölmesine seyirci kaldıklarını film gibi izledik.

Batının değerleri diye kafamızı şişirenler, hormonlu aydınlarımızın! Demokrasi söylemleri ile batının yaması olarak Türkiye’ye değer biçmeleri düşündürücüdür. Hal böyleyken dünyanın farklı bölgelerinde her yıl binlerce kişinin ölmesine neden olan, kapitalist sistemin senaristlerini kınamak yerine onlara payanda olmayı aydın zihniyetinin gereği olarak bu millete uzun zamandan beri pazarlama derdindeler.

Emperyal batının sömürgeci zihniyetini kendi iktidarlarının devamı karşılığında onlara misafir muamelesi çekip, ülkelerinin yeraltı ve yerüstü ne kadar zenginliği varsa ikram etmekten çekinmeyen  onca Afrika ülkesi lideri bize dert olurken, bu toprakların geçmişine ihanet edip batının değnekçiliğini yaparak siyasette kalıcı olacağını zanneden siyasi figürlerin, topluma temiz siyaset vaat etmesi yolumuzun uzun ve meşakkatli olduğunun delilidir.

Figüranlık yaparak vahşi batının ekonomik doymazlığını, çıkar siyasetini ve dünya düzeni  adı altında ortaya konan kirli siyaseti erdem diye yutturmaya kalkmak bu toplumun hafızası ile alay  etmek demektir. Türkiye’nin yaşadığı son on yıla baktığımızda heves ettiğimiz ( heves ettirilmeye çalışıldığımız dersek daha doğru olur)  Batı’nın (başrolde ABD ve İsrail’in olduğunu unutmamak lazım.) Türkiye’de neler yapmak istediği bugün daha net gözükmekte.  7 Şubat Mit krizi, Gezi olayları ve 17/25 Aralık süreci bugün çok daha iyi anlaşılmakta. Türkiye’yi zapt etmek için en son 15 Temmuz darbe girişimine destek verdiler. Bu süreç ABD’nin önderliğinde gerçekleştiyse-ki öyledir- yol gösterici İsrail ve küresel güçlerin desteğiyle iktidarlarının devamını sağlayan Ortadoğu ülkelerinin bir kısmını da unutmamak lazım.

Kapitalist sistemin bekçiliğini yapan ABD Türkiye’den bir parça koparmaya niyet etmiş gözüküyor. Yolsuzluk operasyonu olarak başlayan Reza Zarrab davasının gelmiş olduğu nokta bunu delilidir ve hepimizin gözünü açmalı. Davada sanık konumunda Halkbank Genel Müdür yardımcısı Ahmet Hakan Atilla var. Davanın merkezindeki Zarrab sanık konumundan tanıklığa terfi etmiş gözüküyor. Peki ne karşılığında? Burada ABD’nin kendince İran’a koyduğu yasakların Türkiye tarafından delindiğini mahkeme kararı ile ispatlama peşinde. Sonrasında Türkiye’ye ekonomik bir fatura çıkarmak. Tüm bu süreç bile bizim NATO’dan müttefikimiz! olan ABD’ye hiç güvenmememiz gerektiğini açıkça göstermekte. 15 Temmuz’da ifşa olan ABD farklı stratejileri devreye sokarak moral aramakta. Batı (sömürgeci geçmişi olan Avrupa ülkelerinin hepsi) kendi politik ve ekonomik çıkarlarına hizmet eden bir adamları bile değerlidir. Örneğin Almanya konsolosluk görevlisi Metin Topuz’a bu nedenle sahip çıkıyor. Ya da İzmir’de görevli papaz Andrew CraigBrunson’a  ABD’nin sahip çıkması gün gibi ortadadır.

Mesele Emperyal batı neden böyle davranıyor derdinde değiliz. Zira kapitalist sistemle inşa edilmiş batı için, bu sistemin devam edebilmesi için sömürgeci zihniyete ihtiyaç vardır. Batı bu zihniyeti hiçbir zaman terk etmedi. Bugün sömürü düzeninde farklılıklar var. Bağımsız zannettiğimiz ülkeler var. Bu ülkeler IMF ve Dünya Bankası ile kontrol ediliyor. (hadi canım sende diyenler için, John Perkins- Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları kitabını okumalarını öneririm) Asıl mesele bizim ne yaptığımız. Biz ülkemize sahip çıkabiliyor muyuz? Onca saldırı altında olmamıza rağmen içerde tek yumruk olabiliyor muyuz? Yoksa siyasi çıkarlarımız için gözlerimizi kan mı bürüdü? Ya da Erdoğan karşıtlığı bize her şeyi yaptırmakta kararlı mı?  Dilim varmıyor ama yoksa biz “ekonomik ve politik tetikçilik mi” yapıyoruz. Çanakkale’yi, Kurtuluş Savaşını unuttuk mu? Hadi üzerinden yüz yıl geçti unuttuk diyelim. Peki 15 Temmuz İşgal girişimi bizi kendimize getirmedi mi?

asimcezayirlioglu@hotmail.com

 

2059 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

code

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

* * * * * Oscar Rent A Car * * * * *

Fethiye’de Konaklama Fırsatı

Bu Kitabı Okumalısınız!

Bu Kitap Başucu Kitabıdır
DOLAR 7,6776
EURO 8,9430
BIST 1,1634
ALTIN 459,45

Çok Okunan Haberler

Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir. © 2020 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.
Reklamı Gizle