Hoşgeldiniz  
..................................................... ................................................

BÜYÜK FOTOĞRAF/ MEHMET UÇAR “KUŞATMAYI YARMAK”

Erkan Ilik | 06 Nisan 2014 | Genel A- A+

BÜYÜK FOTOĞRAF/ MEHMET UÇAR (mehmetucarcem@hotmail.com)
KUŞATMAYI YARMAK

Kime sorsak toplumsal bir kuşatılmışlıktan dem vuruyor. Sarmalın yoğunlaştığını hepimiz öyle ya da böyle görüyor ve feveran ediyoruz. Tümden bir Kürşat Harekâtı düzenlemek ve topyekûn zincirleri kırmak gözümüzü korkutuyor. Ya tamamen yok olacağız ya da ebediyen var olma mücadelesini kazanacağız. Formül soran da çok öneren de. Benim âcizane teklifim herkes kendi evinin önünü süpürsün tüm mahalle kurtulur şeklinde özetlenebilir.

Çoğumuzun bir cemaati, bir sendikası, bir partisi, bir kavmi, bir yaşam yaklaşımı var ve bunlar bizim hayatımızı kolaylaştırmak şöyle dursun tam tersine bizi esir alıyor. Cemaatlerin istediği kendisine intisabı yüksek bağlılar yetiştirmek. Hangi cemaate baksanız aynı ortak sorunla karşı karşıyasınız. Düşünen, eleştiren, öneren, farklı bakışla meseleyi izah etmeye çalışanlar hangi cemaat olursa olsun bir kaşık suda boğdurulmaya mahkûm. İstişare en önemli karar merci olması gerekirken bu gün yüzüne bile bakılmaz olmuş. Ya da sureta bir istişare mekanizması var. İstişareye katılanların ya hiçbiri liderinden farklı bir bakış açısı geliştiremiyor yahut da çıkan bir iki cılız ses itaati önceleyen kuru bir yaklaşımla anında sıkboğaz ediliyor.  İyi de kâmil insan böyle mi yetiştirilir?

Ülkemizde irili ufaklı sayısı onları bulan sendikal örgütlerimiz faaliyet gösteriyor. Ancak sendikalarımız da makamlara manevra kabiliyeti(!) yüksek adam bulmaktan, üyelerinin menfaatlerini elde etmekten öteye geçip de insan kalitemizi yükseltmeye matuf çalışmalardan oldukça uzak. Şahsen iki farklı sendikada üye olarak bulunmuş ve birinin il yönetiminde yer almış birisi olarak her birinin sorununun kapalı devre ilişkiler olduğunu görmekte zorlanmadığımı belirtmeliyim. Kurumlar farklı olsa da problem aynı; zira insan kaynağımızın nitelikleri sendika ismi değişince değişmiyor ki.

Siyasi parti liderlerimiz yalnızca miting alanlarını hınca hınç doldurmamızı ve sürekli kendilerine oy vermemizi başka bir işe de karışmamamızı öğütlüyorlar. Oyu ver ama başka da bir meseleye de zinhar karışma diyorlar bize. Lideri alkışlamak kesmiyor hiçbirimizi ve vatandaş olarak karışmak istiyoruz genel başkanımızın bizim adımıza yapıp ettiklerine. İşin nirengi noktası bence milletin vekili diye adlandırdığımız insanların seçiminde tercihli oy sisteminin hayata geçirilmemiş olması. Dolayısıyla milleti temsil etmekten çok lideri memnun etmeyi önceleyen bir zihin yapısının vekillerde teamül haline gelmesi. Teamül bu şekilde olunca da görev süresi boyunca her daim lidere evet diyen bir vekilin bir kere hayır demeye niyetlendiğinde hain damgasını yemesi ve bunun da toplumun büyük kısmında örtülü biçimde destek bulması zor olmuyor.

Kürtler bu ülkede yıllarca Türklerin ırkçılık yaptığını ve kendilerine ayrımcı muamelede bulunulduğunu dillendirdiler yüksek perdeden. Bu eleştiride yer yer haklılık payı da vardı çünkü resmi ideolojinin genel yaklaşımı her meselede sorunluydu.  Şimdi kim Kürtlerin politik haklarını savunurken ırkçılığa kaymadığını söyleyebilir? Ne oldu da kimi ırkçı yaklaşımlardan rahatsız olarak başlangıçta örgütlenmesini yapılandıran Kürtler aynı hastalığa kendileri düşmekten kurtulamadılar? Bu soruyu toplumun diğer katmanlarından önce Kürtler kendilerine sormalılar ve ortaya çıkacak sağlıklı cevabı hepimizle paylaşmalılar. Zira ülkemizin en politik kesimi onlar ve bu ülke, Kürtler sorunlarını kendi içlerinde ve ülke genelinde hallettiği oranda rahatlayacak ve kuşatmayı yaracak.

Büyük Fotoğraf’ı anlamlı kılarak kuşatmayı yarmanın tek çıkış yolu yine büyük düşünmekten geçiyor. Bütün, parçadan daha büyüktür ve parça, bütünün sadece bir cüzüdür. Kendimizi parçalarla özdeşleştirmeye devam ettiğimiz müddetçe bütünü ifade etmiş olamayız. Çözüm, şahsiyet sahibi olabilmiş, parçaya ait özelliklerini yok saymayan ama bütünün bir parçası olduğunu da asla aklından çıkarmayan bireyler yetiştirmekten geçiyor. Eğer bu başarılabilinirse İslam ümmeti büyük birliğini tesis edebilecek. Aksi bir durumda cemaatlerimizin, sendikalarımızın, partilerimizin, kavmimizin güçlü bağlıları ve büyük adamları olabileceğiz belki ama ümmetin küçük insanları bile olamayacağımız aşikârdır. Yol ayrımındayız ve kavşak bizi bir tercihe zorluyor. Umuyorum bencillik yapmaz ve büyük düşünürüz. Öbür türlüsünü düşünmek istemiyorum; çünkü zaten yaşıyoruz.

574 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

code

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

* * * * * Oscar Rent A Car * * * * *

Bu Kitabı Okumalısınız!

Bu Kitap Başucu Kitabıdır
Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir. © 2022 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle