Hoşgeldiniz  
.................................................................................. ...................................................................

BU DÜNYA HANINDA MİSAFİR OLDUĞUNU UNUTMA!

4. M. Said Çelik | 24 Eylül 2020 | KöşeYazar A- A+

BU DÜNYA HANINDA MİSAFİR OLDUĞUNU UNUTMA!

 

Malum olduğu üzere hepimiz bu dünyada misafiriz. Her gelen ömrünü tamamlıyor ve öte dünyaya göçüp gidiyor. Her ne kadar dünya hanında misafir de olsak Rabb’imiz yanlış yollara girmememiz için de bizlere içimizden elçiler göndermiş. Elbette ki, bu elçileri gönderen Rabb’imizin bizden istediği bir takım şeyler olmalı.

Nasıl ki bizler, ihsan ve iyilikte bulunduğumuz insanlardan teşekkür ve hürmet bekleriz; aynen bunun gibi bizi sayısız nimetleriyle donatan zehirli bir böcekten bize bal yediren, kupkuru, akılsız, şuursuz bir topraktan tarif edemeyeceğimiz leziz nimetlerle bize iltifat etmektedir. Dünyayı bize bir ev, güneşi o evimize bir soba yapan, Ay’ı geceleyin bir lamba ve semayı da tavan yapan, çeşitli duygularla beynimizde bir üniversite kurup fakültelerimizi çalıştıran, her an içimize oksijen katıp havalandıran ve onu orada karbondioksit haline getiren, vücudumuzun ısısını temin eden, dünyamız gibi daha nice küreleri tesbih taneleri gibi feza boşluğunda kudret elinde çeviren Allah (c.c) elbette hiçbir şeye ihtiyacı olmadığı halde bu nimetlerine karşılık bizden birtakım teşekkürler isteyecektir. İşte bu teşekkürlerin adına Allah’a kulluk denmektedir. Rabb’imiz yapacağımız bu kulluk ve teşekkürün mahiyetini, yolunu, yordamını sevgilisi ve elçisi Hz. Muhammed (s.a.v) vasıtasıyla bizlere ifade etmiştir. O’na ne kadar şükretsek azdır.

Elbette bize sunulan nimetlerin hesabını vereceğiz. Bu sebeple dünyadaki işlerimizi, ahirette attığımız her adımdan ve aldığımız her nefesten hesap verme şuuruyla yapmak ve burada yediğimiz nimetlerin orada burnumuzdan gelmemesi gayesine matuf olarak ayarlamamız gerekiyor. İşte bu iki noktaya parmak basan Kur’an-ı Kerim, “ Dünyadan nasibini unutma.” (Kasas Suresi 77) diyerek insana dünyasını mamur etmeyi tavsiye ederken:

“ Bizim sizi boşuna yarattığımızı, bizim huzurumuza dönüp hesap vermeyeceğinizi mi sandınız? (Mü’minun Suresi 105) demek suretiyle de ahiret hayatının esas olduğunu, dünya yüzünden ahireti kaybetmemenin en birinci vazife olduğunu ihtar ediyor.

Bu yolu Allah (c.c) insana emretmiş, Peygamber’imizin (s.a.v) bu ayeti birinci örnek olarak tatbik eylemiş, arkasından onun ashabı ve sair varisleri bunları ihya ederek bize tavsiye ile öbür âleme gitmişlerdir.

Evet, dünyaya Allah’ın geçici bir memuru sıfatıyla gönderilen her insanın burada bir misafir ve fani olduğu ve mahiyetinin ebedi bir hayata gitmeyi katiyen tahakkuk etmiştir. Zira kimse ölmeyi istemez. İşte en mühim arzumuz olan bu ölmeme, ebedi kalma duamızı Rabb’imiz kabul buyurmuş ve bizim için Cennet’i yaratmıştır. Ancak Allah (c.c), oraya layık edep ve hayâyı burada talim etmek gerektiğinden bizleri imtihana tabi tutmuştur.

İmtihan da öyle bir imtihandır ki meşakkatsizdir; sorusu belli, zamanı belli, neticesi bellidir. Mesela, abdest alıp namaz kılmak, bir tarih kitabını ezberleyip imtihana girmeden daha mı zordur? Senede bir ay oruç tutmak, zihinleri durduran matematikten, geometriden daha mı zordur? Hırsızlık yapmamak zor bir şey midir? Ölçü ve tartı da hile yapmamak bir biyoloji kitabını ezberleyip imtihana girmek kadar zor mudur? Zina yapmanın insanlıkla irtibatı nedir? İçtiğin içkinin tahribatı nedir? Altmış yetmiş senelik bir hayat için gece-gündüz çalışıp gayret gösteren insanı, dünyevi imtihanlardan çok daha kolay olan bir imtihanı kazanmak için gayretten alıkoyan hangi geçerli ve mantıklı bir mazeret gösterilebilir?

Geçerli bir mazeretimiz yok! Mazeret olarak dünya malını göstersek; zengin Peygamber ve evliyalar da insandı. Ahiretini ihmal etmeyen zenginler saymakla bitmez. ‘Şeytan’ diyecek olursak; hür irademiz karşımıza çıkacaktır. Şeytan sadece bir davet edicidir. Kimseyi cebretmeye salahiyetli değildir. Zira şeytan, “ Bana ömür ver, kıyamete kadar kullarını sana ibadetten alıkoyayım.” dediği zaman şu ilahi cevapla karşılaşıyor:

“ Benim gerçek kullarıma senin asla bir hâkimiyetin olamayacaktır. Rabb’inin onları koruyucu olması yeter de artar!” (İsra Suresi 61-65)

Mesele dönüp dolaşıp iradelerimizde düğümleniyor. Bu düğümü çözmek bize düşüyor. İnşaallah iradelerimizin hakkını verip, bu dünya imtihanını başarıyla geçerek cenneti kazanacağız…

Selam ve Dua ile …

 

 

 

1497 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

code

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

* * * * * Oscar Rent A Car * * * * *

Fethiye’de Konaklama Fırsatı

Bu Kitabı Okumalısınız!

Bu Kitap Başucu Kitabıdır
DOLAR 8,2010
EURO 9,6549
BIST 1,1777
ALTIN 502,13

Çok Okunan Haberler

Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir. © 2020 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.
Reklamı Gizle