Hoşgeldiniz  
..................................................... ................................................

Asım Cezayirlioğlu’nun kaleminden “Ak Parti İstanbul Mitingi”

Erkan Ilik | 24 Mart 2014 | Genel A- A+

Ak Parti İstanbul mitingi bugüne kadar gerçekleştirilen mitinglerin en büyüğü diyebiliriz. Yenikapı’da deniz doldurularak inşa edilen alan 750 bin metre kare. Yaklaşık 94 stat büyüklüğünde bir alan. Alan resmi makamlara göre 1 milyon iki yüz elli bin kişi kapasiteli. Ak Partinin beklentisi ise 2 milyon kişiyi bu meydana toplamaktı.  Alanda toplanan insan sayısı milyonun üzerinde ifade edilecek yoğunlukta.
Alana gelen insan  yoğunluğuna bakılırsa Ak Partinin bugün itibari ile güçlü bir tabanı olduğu muhakkak. Alanda bu kadar insanın varlığı şuna işaret ediyor. Seçmen kendi varlığına, kendi hakkına sahip çıkan siyasetçinin arkasından gidiyor. Ontolojik varlığı sorgulanan seçmen daha fazla kilitlenme ihtiyacı hissediyor. Adam yerine konulan, insan olmanın ayrıcalıklarından yararlanma imkanına sahip olan vatandaş hangi parti veya lider olduğuna bakmaksızın en üst seviyede destek veriyor.
Her ilde sembol olmuş meydanlar var. İstanbul’a kazandırılan bu meydan, Kazlıçeşme meydanını  kenara bırakan bir meydan. Bu anlamda bu meydan İstanbul meydanı olmaktan ziyade bir Türkiye meydanı. Biz bu meydana “Yeni Türkiye’nin Meydanı” diyebiliriz. Meydanda toplanan kalabalık  aynı zamanda bize seçim sonuçlarına dair bir ip ucu da veriyor. Meydanlar gerçek rakamı vermese de  ortaya çıkan yoğun kalabalık toplumun nabzını ölçmek için büyük bir fırsat.
Miting de ortaya çıkan kalabalık herhalde zirve olsa gerek. Zirve diyoruz zira buradan büyük alan olmadığına göre toplanan kalabalık Ak Parti iktidarının topladığı en büyük kalabalık. Burada bu kalabalıklarla ilgili birkaç söz söyleyelim. Ak Parti lideri ve Başbakan Sayın Erdoğan kalabalıklara hakim olma, onları yönlendirme yeteneği üst düzeyde. Hitabeti ve liderliği tartışılmıyor. Ancak son haftalarda artarak devam eden kalabalıklar bir sahiplenme duygusunu ortaya çıkarıyor. 17 Aralık sonrası yaşanan olaylar, millette daha fazla sahiplenme duygusunun arttığını gösteriyor. 17 Aralık süreci yaşanmamış  olsaydı kalabalıklar yine olurdu ancak bu seviyede olacağını tahmin etmiyorum.  Kanaatim o ki, toplum kendi iradesine ipotek konduğu izlenimini edindiği zaman tepkisi biraz daha sert oluyor.
Siyasi partiler meydanlarda toplanan kalabalıkların ne kadar fazla oyunu alırsa o derece toplumsal meşruiyetini perçinlemiş olur. Demokrasilerde meşruiyetin kaynağı halktır. Bizim beğenmediğimiz halk  her zaman doğru karar vermiştir. İster birey olsun ister siyasi parti temsilcisi olsun şöyle bir argüman  birey veya siyasetçinin halkı okuyamadığının en bariz örneğidir. Nedir o argüman; “Bu halk bir şey bilmiyor” “Hala iktidara insanlar neden oy veriyor” “bunlara kim  oy verecek”,  “Artık oy alamazlar” gibi yaklaşımlar görüyoruz. Seçim sonunda bu yakınmaların tam tersi bir sonuç çıktığı zaman “bu millet adam olmaz diyerek” kendimizce teselli buluyoruz. Yukarda belirttiğimiz yaklaşımlar ne bir bilimsel tespit yapılarak söylenmiş sözler, ne de mantık süzgecinden geçirilmiş bir yaklaşımdır. Siyasetçi ne kadar halk ile iç içe olursa o derece kabul görür ve yol alır. İktidar bunu uzun süreden beri gerçekleştirdiği için büyük halk kitlelerin desteğini alarak yoluna devam ediyor. Geçenlerde Ana muhalefet lideri şimdiye kadar halkın ayağına gitmediklerini Ankara’da durarak oy istediklerini belirtti. Hatta halk neden oy vermiyor diye hayıflandıklarını söyledi. Artık bundan sonra halkın ayağına gideceklerini belirtti. Doğru olan da bu değil mi? Önemli olan işte bu doğruları sürekli yapabilmektir.
Alanda dikkat çeken 17 Aralığa gönderme yapan pankartlar vardı. “Kasetlerle sevmedik ki montajlarla vazgeçelim”, “yeniden mahşere kadar” ,”Adam olmak cinsiyet meselesi değil şahsiyet meselesidir” ve “Allah bizim ömrümüzden alıp sana versin Uzun Adam”
Başbakanın Necip Fazıl Kısakürek’ten  “Bizim Şarkımız” şiirini okuyarak açtığı konuşma kalabalıkları ayağa kaldırdı. Selamlama konuşmasında ilçeleri sayarak topluma biraz daha yakın olduğunu hissettirdi. Başbakan konuşmasında İstanbul’un aynı zamanda Türkiye olduğunu belirtti. Nüfus dağılımı da bunu gösteriyor.
Başbakan selamlama konuşmasında komşu ve Müslüman ülkelerin şehirlerini selamladı. Mazlum halkların İstanbul’u izlediğini belirterek hem oralara sahip çıkıyor hem de İstanbul’u merkeze alıyordu. Kalabalık bize siyaset sosyolojisinin yeniden incelenmesi gerektiğini hatırlattı. 17 Aralık’tan bu yana ortaya çıkan tabloya rağmen bunca kalabalık toplanıyorsa durup bakmak gerekiyor.

NOT: Fethiye gazetesi ailesine yeni katılan Mehmet Uçar’a hoş geldin diyorum. Uzun soluklu bir yolculuk diliyorum. Her hafta Pazartesi,  birikimlerini   biz okurları ile paylaşacak. Umarım güzel  ve zevkli bir yazı yolculuğu olur.

asimcezayirlioglu@hotmail.com                                       25 MART 2014 SALI

549 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

code

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

* * * * * Oscar Rent A Car * * * * *

Bu Kitabı Okumalısınız!

Bu Kitap Başucu Kitabıdır
Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir. © 2022 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle