Hoşgeldiniz  
................................................ ..........................................................

Asım Cezayirlioğlu “SEÇİMLER VE İLKELİ SİYASET “

Erkan Ilik | 08 Nisan 2014 | Genel A- A+

İnsanoğlu tarih boyunca birileri tarafından yönetilmiş. Yönetenler bazen şiddet kullanarak, bazen farklı nedenlerden, bazen de seçim yolu ile iktidarı ele geçirmişler. Ülkemizin  yaklaşık 65 yıllık demokrasi tecrübesinde yöneticiler seçim yolu ile iş başına gelmişler.
Bu süre zarfında sürekli problemler ile karşı karşıya kalmışıyız. Ülkenin kuruluşundan itibaren yönetimi elinde bulunduran bürokratik elitist grup her seçim sonrası sorun  çıkarmayı adet haline getirmiş. Halk ile bu bürokratik elitist grup arasındaki doku uyuşmazlığı hep problem olmuş. Bu anlayışı toplumda belli bir grup da benimseyince toplumun kararlarına, karşı çıkanların almış olduğu her önlem bu grup tarafından benimsenmiş, onaylanmış, hatta destek görmüş. Bunun en açık örneği kısa demokrasi tarihimizde yapılan darbelere ve muhtıralara verilen destekler en açık örnektir.
Siyasi partilerin bugünün şartlarında -istisnasız hepsinin- nasıl yönetildiklerini çok iyi biliyoruz. Oy verecek olduğumuz insanların bizim önümüze gelinceye kadar nasıl bir süreç izlediklerini bilmeyenimiz yoktur.  Bu nedenle eleştirilerimiz bu sürece ve adaylara yönelik olsa bu anlayışı demokrasinin bir adımı olarak anlayacağız. Diyeceğiz ki, daha katılımcı bir demokrasi için adaylar liderler tarafından değil, toplumun kararı ile halkın karşısına çıkmalı.
Peki biz ne yapıyoruz? Her seçimden sonra “bu halk adam olmaz” diyerek gerçek demokrasi anlayışımızı ortaya koyuveriyoruz. Seçilen insanlar bizden ise kabul ediyoruz. Değil ise mazeret hazır; “bu halk adam olmaz”. Aslında bu ve buna benzer cümleleri dile getirenler toplum ile bir türlü  uyum sağlayamayan, toplumun değerlerini kabullenemeyen (dikkatinizi çekerim benimseyen demiyorum) bürokratik elitist anlayışa sahip olanlardan başkası değil. Sevgili dostlar bu anlayış sebebi ile bazı partiler bu memlekette iktidar yüzü göremediler. Toplumu öteleyen, hor gören, göbeğini kaşıyan adam mantığı ile hareket eden anlayışın bu topraklarda iktidar olması zordur. Zira hem demokrasi diyeceksiniz halkın karşısına çıkacaksınız, hem de halkın kararını kabul etmeyerek “bu halktan hiçbir şey olmaz” diyeceksiniz.
Halk siyasi partileri çok iyi değerlendirmekte. Son seçimlere baktığımız zaman 17 Aralık süreci sebebiyle bol temennili bir seçim geçirdik. Farklı siyasi partilere mensup olan insanlarımızın bir kısmı objektif değerlendirmeyi bir kenara bırakarak iktidar partisi %30’larda kalacak diyerek ümitleniyor. Bazıları biz varsak dünya var, yoksak anlamsızdır diyerek %30 civarında oy alabilirler temennisini destekliyorlar. Peki özellikle siyasi partiler seçim sürecinde topluma ne verdiler bunu iyi incelemek gerekir.
CHP seçim öncesi temel  kriterini açıkladı. Her yerde kim daha fazla oy alacaksa onunla seçimlere gireceğiz dedi. Düz mantıkla baktığınız zaman çok doğru gelen bir cümle. Helal olsun diyesimiz geliyor. Halbuki adaylar açıklandıktan sonra ortaya çıkan durum incelendiği zaman ilginç bir durum göze çarpıyor. Örneğin Ankara adayı, Hatay adayı, Antalya’nın merkezdeki bazı adaylar, hatta İstanbul adayı. Görünüşte belli bir oy oranı yakalanmış olsa da, parti liderinin bastırması ile baltalar gömülmüş olsa da, parti politikalarının dışındaki adaylar sorgulanacaktır. Şimdilik toplumda oluşturulmaya çalışılan “iktidar karşıtlığı” sebebiyle bu adaylar biraz da bu sebeple fazla oy aldılar. Yarın sular durulduğu zaman seçmen ve partililer şu soruyu sormayacak mı? Hem sosyal demokrat olacaksınız, hem bir parti politikasından bahsedeceksiniz hem de her kulvardan aday alacaksınız. İşte bu soru bir siyasi parti açısından uzun vadede cevaplandırılması zor bir sorudur. Oluşturulmuş olan  “iktidar karşıtlığı” anlayışı ile  hareket etmek parti tabanında birçok olumsuzlukların ortaya çıkmasına neden olacaktır. Rahmetli Özal’ın ANAP’ın kuruluşunda benimsediği dört eğilim üzerine parti kurulmuş olsa bu kadar çeşitlilik tepki çekmez, sorgulanmaz. Ancak sol tandanslı olduğunuzu iddia ederken farklı politik tercihi olan insanları toplum karşısına çıkarırsanız güven problemi ortaya çıkar.
Dikkat edilirse muhalefet partileri epey zamandan beri politik tercihlerini belirlerken “iktidar karşıtlığını” temel politika olarak benimsemekteler. “O olmasın” anlayışı sağlıklı bir yaklaşım değildir. Bu aynı zamanda iktidar partisine oy vermiş olan insanları yok sayma anlamına da gelir. Halbuki bir siyasi parti,iktidardan daha iyi dış politika, ekonomi politikası, sosyal politikalar yürüteceğini söylemeli.
Sevgili dostlar “iktidar partisi karşıtlığı” üzerine inşa edilmiş siyasi söylemler bir müddet sonra anlamsızlaşır. Asıl olan kendi politikalarını, yapacaklarını anlatmaktır. Başkalarını kötüleyerek, yok sayarak yapılacak olan politikalar, siyasi partileri toplumdan uzaklaştırır. İster istemez toplum da bu anlayışa sahip olan partilere, siyasetçilere mesafe koyar. Son sözümüz şudur; Siyasi partiler açısından ilkeler siyaseti ve değerler siyaseti partilerin geleceğini belirlemektedir.  Demokrasilerde genel kuralın seçimle gelenin seçimle gitmesidir. Mesele bunu anlayabilmektir.
asimcezayirlioglu@hotmail.com
8 NİSAN 2014 SALI

515 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

code

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

* * * * * Oscar Rent A Car * * * * *

Bu Kitabı Okumalısınız!

Bu Kitap Başucu Kitabıdır
Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir. © 2022 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle