Köşe Yazarı Hakan BİROL
ANLAYABİLMEK VE ANLATABİLMEK
Picasso’nun sergisinde, bir kadın, tablolardan birini ünlü ressama göstererek;
– Ben bu resimden hiçbir şey anlamadım, der.
Picasso sorar:
– Siz Çince biliyor musunuz madam?
Bu soruya kadının, hayır demesi üzerine ise Picasso şu cevabı verir:
– Ama Çince’yi 1 milyardan fazla yakın insan konuşuyor ve anlıyor.
Picasso bize çok büyük bir ders vermiştir. Anlam denilen kavramı adeta açıklamıştır. Yaşamın içindeki problemlerden belki de en büyüğü bu diyebiliriz. Nereye bakıyoruz ve ne anlıyoruz? Bir başka deyişle anlamadığınız her şeyi başkalarının da mı anlamadığını mı düşünüyorsunuz? Aslında bu dünyaya bakış açımızla ilgilidir. Bakış açını değiştirdikten sonra yaşam kaliten değişecektir. Yaşam kalitenizi siz belirlersiniz. Bunun için karar vermeniz ilk adım olacaktır. Bir de hayatın içinde karşımıza çıkan çok ince çizgiler ve benzetmeler vardır. Mark Twain’in yaşadığı bir olay bize bunu gösteriyor :
Bir arkadaşı Mark Twain’e bir olayı anlatıyordu. Konuşma bitiminde yazar sordu:
“Bütün bunlar anlattığın gibi mi?”
“Evet, birebir aynı değilse bile, doğruya yakın sözcüklerle anlattım.” deyince Mark Twain hafifçe gülümsedi:
“Doğruya yakın sözcükle doğru sözcük arasında büyük fark vardır; ateş böceği ve ateş arasındaki fark kadar…” dedi.
Peki, bu kadar anlam ve ince çizgiler karmaşası içinde çözümü nerede aramalıyız. Her şeyin biz çözümü muhakkak oluyor. Ama bizler çözüm ararken yaşamın tadını kaçırdığımızı bazen farkına varamıyoruz. Eubie Blake’in gazetecilere verdiği cevap sanki bunun için söylenmiş gibi:
Amerikalı piyanist ve besteci Eubie Blake öldüğünde 104 yaşındaydı. Blake 102 yaşındayken televizyonda bir söyleşi yapıyordu. Sordular: “102 yaşında olmak, nasıl bir duygu?”
Blake cevapladı:
“Yaşın pek tadı yok. Yaşamanın tadını çıkartmak güzel…”
Yaşamın tadını çıkartıyorsak zaten bütün olayı çözmüşüz demektir. Bizler yaşamın tadını çıkartmak yerine yaşamın yaşamdaki güzel şeyleri hayattan çıkartıyoruz. Bir nevi yaşama sonuna kadar tutunmuyoruz. Sanat ateşi içinde yanan Bert Laher bize bu konua ders veriyor :
Ünlü aktör Bert Lahr’e yönetmenler:
“Saçların bembeyaz oldu. Artık yaşlandın. Üzgünüz bu rolü sana veremeyiz…” demişler.
Aktör, kendine güvenen bir üslupla cevap vermiş ve rolü almış:
“Damın karlı olması evin içinde ateş olmadığı anlamına gelmez…”






















