Hoşgeldiniz  
................................................ ..........................................................

Abdullah Ozan’ın Kaleminden “KİMSEYE GÜVENEMİYORUZ..”

Erkan Ilik | 10 Nisan 2014 | Genel A- A+

KİMSEYE GÜVENEMİYORUZ..

                Bir günümüzde farklı ruh halini bir arada yaşıyoruz. Aynı saat içerisinde farklı duygulara kapılıyoruz. Seviniyorsak, duyduğumuz bir haber üzerine üzülüyor ve kederleniyoruz. Üzüldüğümüz bir anda, o üzüntümüzü unutturacak bir hadise yaşıyor ve o üzüntüden eser kalmıyor üzerimizde. Karmakarışık bir ruh haliyle idame ediyor hayatımız.

Bu halin bir sebebi olmalı, diye düşünüyorum. Ama öyle bir haldeyim ki o düşüncelerim de olayların gelişmesiyle beni dalgaların sürüklediği kayık gibi sürüklüyor o mecraya, ne düşündüğümü unutuyorum.

Ben şöyle hissediyorum. Dost bildiklerimiz, bize sırt çevirince çıkarları uğruna, menfaatleri uğruna arkamızdan vurunca şaşkına dönmüşüz. İçine kin ve nefret tohumları ekilmiş bir işin zahirine baktığımızda çok hoş ve latif olduğunu görüyoruz, ama iç yüzünün bomboş olduğunu bilemiyoruz. Hani kavun, karpuz alırsınız dışarıdan çok güzel görünür gözünüze, ama kesince içinin eridiğini, tadının bozulduğunu görünce yüzünüz ekşir, hatta satıcıya kızarsınız. İşte biz zahire göre hükmederiz, işin iç yüzünü Allah bilir. Ondan dolayı önce sevinir sonra da dostun vefasızlığını öğrenince yapılanların aslında şirin gözükmek üzere yapıldığı anlaşılınca nasıl da üzülürüz.

Günümüzün insanı bu yüzden kimseye güvenemez durumda. İnsanlar Allah’tan korkardı, dostun arkasından iş çevirmezdi. Bu gün duygularımızı, düşüncelerimizi paylaşamadığımız ortada. Neden mi, tek şey güvensizlik, insanların kendi arkasından fırıldak çevrileceği endişesi yatıyor.

Hz. Ömer bir gün halkın kendisi ve yönetimi hakkında neler düşündüğünü öğrenmek için tebdil-i kıyafetle gezmekte iken, sattığı süte su karıştıran bir anne ile kızı arasındaki konuşmaya kulak misafiri olur. Konuşmada kızın, annesine halifenin süte su karıştırmama emrinin olduğu söylemesine rağmen, annesi bu emri dinlemeyip aksine hareket ettiği ve halifenin gelip de nereden öğreneceğini sorgular. Kız “Halife Ömer görmese de Allah görüyor.” diye düşünür ve annesini ikaz eder. Hz. Ömer ertesi gün kızın bu fikirde ısrar edip etmediğini öğrenebilmek için bir memurunu göndererek onlardan süt satın aldırır ve sonuçta sütün içine suyun karıştırılmadığını görür. Bunun üzerine Hz. Ömer, kızı ve annesini çağırtır ve geçmişte aralarında yaptıkları konuşmayı işittiğini söyler. Hz. Ömer kızı ödüllendirmek için ona kendi oğlu Âsım ile evlenmeyi kabul etmesini istediğini bildirir.

İnanç dünyamızdaki boşluklardan içeri sızan şeytan bize hak ve hakikati unutturmak için elinden geleni ardına koymuyor. Tabi bu arada kimde hangi zaaf varsa ona o yönden sokuluyor ve onu zaaflarına esir etmeye kalkıyor. Para zaafı olana parayı sevdiriyor, makam zaafı olana makamı altında ezdiriyor. Makamın sevdasıyla insanlara zulmettiriyor. Haksızları kayırırken, doğru söyleyeni dokuz köyden kovdurtuyor. İşte insanlar kime güvenip kime güvenemeyeceği konusunda endişeli.

“Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.” diyor  Efendiler Efendisi(sav). Dilinle insanlara hakaret ediyorsan, onları incitiyorsan, iftira atıyorsan Senin Müslümanlığın ancak nüfus cüzdanında yazılı olandır. Elinle insanları düştüğü yerden kaldırmıyorsan, elinle insanlara zulmediyorsan sözde Müslümansın. Öyleyse bir Müslüman elif gibi dimdik, yaptıklarından hem burada hem de ötede utanmayacak şekilde alnı ak olan kimsedir.

İnanan insan sürçebilir, ama toparlanıp yoluna devam etmeyi bilmelidir. O yaptığı hataları kendinden bilip, güzellikleri de Allah’ın şanına vermelidir. Küçük de olsa yaptığı bir hata başkasına zarar veriyorsa önce ona hakkını helal ettirmeli, sonra da Allah’a tevbe etmelidir. Ancak toplumumuz insanlar birbirine güvenip, birbirine kol kanat gerdikçe düzelecektir. İnsanlar birbirine güvendikçe, arkasına bakmadan yürüyecek, paranoyaklaşmayacak, insanların güler yüzünün ardında bir hinlik aramayacaktır. Bu da Ancak Allah korkusu ve katışıksız bir imanla olacaktır. Bu böyle olunca insanlar öküz altında buzağı aramayacak, sevincleri dumura uğramayacaktır. İnkisarların yerini sevginin eseri olan mutluluk alacaktır.

Vel hasılı, kendi nefsime söz geçiremeden, insanlara faydalı olamayacağımı bilerek Allah’ın nefsimin peşinden gitmeyi nasip etmesin. Çünkü herkes ilk önce kendine bakmalı, kendi kusurlarını telafi etmeli, sonrada insanlara faydalı olabilmeli. Bu yüzden Allah beni ve sizleri  anlattığım şeylerin altında ezilmekten korusun.

 

340 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

code

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

* * * * * Oscar Rent A Car * * * * *

Bu Kitabı Okumalısınız!

Bu Kitap Başucu Kitabıdır
Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir. © 2022 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle