Hoşgeldiniz  

4. M. Said Çelik | 03 Mart 2021 | KöşeYazar A- A+

ACİZLİĞİN BİLİNCİNDE OLMAK

 

Rabbimiz eşsiz yaratma sanatını kâinatta kusursuzca sergiler. Var olan her güzellik, hayranlık uyandıran her detay… Allah’ın üstün kudretinin bir tecellisidir. Tüm bu nimetleri ve yaratılış delillerini fark edebilenler ise Allah’a gönülden iman eden mü’minlerdir.

Allah her şeyi oldukça detaylı yaratır. Yakından baktığımız bir çiçekte, bir kelebeğin kanadında hatta minik bir böcekte O’nun yaratmasındaki inceliği görebiliriz. O halde, O’nun gücünü, sanatını gereğince takdir edebilmek için mükemmel detaylar ve incelikler yaratan Allah’a karşı daha ince düşünmeli…

Her güzellikte, Sani olan Allah’ın ilmini ve sanatını görmeli, tüm bunların bir sebeple yaratıldığının bilincinde, Allah’ı yücelterek O’na yakınlaşmaya yol aramalı, O’nun rızasının en çoğunu en ufak detayda dahi gözetmeli, İman delillerini görebilen, yaratılmış her şeyi Rabbine yönelmek için bir yol sayan insanın Kur’an’ın da tarif ettiği gibi önemli özellikleri olmalı. Düşünmeli, tefekkür etmeli, sevgisini ve korkusunu arttırmalı…

Kur’an’da Rabbimiz: “ Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah’ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) Rabbimiz, Sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin, bizi ateşin azabından koru.” (Al-i İmran Suresi 191) buyurmaktadır.

Birçok insan sunulan güzelliklerin gerçekte Allah’a ait ve O’nun tecellileri olduğunun şuurunda değildir. Oysa kim kendi çabasıyla güzel saçlara, güzel bir burna, güzel gözlere sahip olabilir. Güzellikleri Allah yaratır ve dilediği kuluna dilediği kadar bahşeder. Bu gerçeğin bilincinde olmayan insan, nefsanî tutkuları yüzünden her güzelliğe kendisi sahip olmak ister. Bir başkasındaki daha güzel şey sıkıntı olur, onu strese sokar. Kıskançlık ve haset duygularını körükler. Güzellikleri gereği gibi takdir edemez, sahip oldukları için şükretmez, hep daha iyisini daha güzelini ister yani tahammülsüzdür. İmtihanın sırrını bilmediğinden azap içinde yaşar. Ne kadar nimet içinde ve nerede yaşarsa yaşasın mutlu olamaz. Haz alamamak bir yana, her güzellik ruhunu yakar kavurur, işkence olur.

Oysa dünya hayatında sahip olmak için çaba gösterdiğimiz ve zamanla eskimeyen, bozulmayan ya da çürümeyen hiçbir şey yoktur. Bu şeylere ömrümüz boyunca bakım yaptığımız, görünümüyle övündüğümüz, herhangi bir özelliği nedeniyle gurur duyduğumuz kendi bedenimizde dâhildir.

Dünya mükemmel yaratılmış bir imtihan mekânıdır ve dünya hayatında her insan farklı şekillerde sınanır. Kimi varlıkla, kimi yoklukla imtihan olur. Yaratılmış her şey gibi, güzelliklerinde gerçek sahibi olan Allah’tan kendilerine güzellik geçmiş kullar ise verilenlere şükredici olurlar. Dünya üzerinde zamanın yıpratıcı özelliği ile yok olmayacak tek bir güzellik yoktur. İnsan yaşlanır, çiçek solar, en güzel ev zamanla yıpranır.

Allah dileseydi sonsuza kadar bozulmayacak güzelliklerle dünyayı doldurabilirdi. Ancak eksiklik ve acizlikleri yaratır ki insanlar O’nu tanısınlar, gücünü anlasınlar, kusursuz güzellik ve nimetlerin yurdu olan cennete özlem duysunlar. İnsandaki güzelliği arzu etme duygusu da zaten bir ‘kusursuzluk’ arayışı değil midir?

Ancak bunca aczine rağmen insanın dünyaya bu kadar bağlanması çok hayret vericidir. Bu büyüklük hissi, bu enaniyet, büyük bir mucizedir. Her gün defalarca aczini ve zavallılığını gören insanın bunu yapmaması gerekir. Nefsi bu denli azgın olan insanı Allah, “insan çok zalim, çok cahildir” ifadesiyle tarif eder.

İnsanın görevi aczinin kanatlarıyla Allah’a kulluğun en yüce makamlarına uçmak iken, hırsla dünyevi güzelliklerin ardında koşar, boşa bir çaba harcar. Bilinçsizce, seraba ulaşmak için uğraşır, yorulur. Oysa geçici güzellikler için bu kadar çaba içinde olmanın bir anlamı var mı?

Ey Rabbim! Aczimin bilincinde bile değilken. Bari isminle beni hiçten yarattın. Muhyi isminle can bağışladın, ruhunla dirilttin. Rezzak isminle rızık verdin, nimetler bahşettin. Samed isminle ızdıraplarımı giderdin. Kirlendikçe, Müzekki isminle temizledin. Müyessir isminle gücümün üstünde güç yüklemedin. Mucib’sin: her istediğimi verdin. Müheymin’sin: gözettin korudun. Kâfi’sin: varlığı ve mevcudatın bütün ihtiyaçlarına yetensin. Sen Ganiy Rabbim “ sen aczini bil!” dedin…

Selam ve Dua ile…

292 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

code

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

* * * * * Oscar Rent A Car * * * * *

Bu Kitabı Okumalısınız!

Bu Kitap Başucu Kitabıdır
DOLAR 8,1550
EURO 9,7089
BIST 11,2284
ALTIN 457,33

Çok Okunan Haberler

Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir. © 2021 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.
Reklamı Gizle