Hoşgeldiniz  
.................................................................................. ................................................................................... .................................................................................

YENİ ANAYASA İÇİN ÖNERİLER

6. Mehmet Uçar | 01 Şubat 2016 | KöşeYazar A- A+


YENİ ANAYASA İÇİN ÖNERİLER

Bugünlerde ülkemizi her yönden kuşatan terör gibi, komşularla ilişkilerdeki tıkanma ve mülteciler dramı gibi, makro ekonomik belirsizlik ve gelir dağılımı adaletsizliği gibi, dip yapan ahlaki bunalım ve yap-boz‘a dönen eğitim sistemi gibi gerçek gündemi perdeleyen sıcak bir konu da yeni anayasa tartışmaları.

Halkımızın büyük çoğunluğu tarafından malum nedenlerle -çünkü biz halkımızın eğitim kalitesini yükselterek kendi görüş, talep ve eleştirilerini en yüksek perdeden ve örgütlü biçimde ifade edebilmesi için zemin hazırlamadığımızdan- dillendirilmese de evet anayasa değişimi de önemli bir ihtiyaç.

Ancak anayasa değişikliği hususunda daha baştan ‘ilkeleri’ değil de yalnızca alt başlıklardan veya maddelerden biri olabilecek başkanlık konusunu merkeze alıp konuşarak ya da  konuşturularak yanlış bir yol tutturduğumuzu, dolayısıyla kadük bir doğumun ortaya çıkabileceğini gözlemliyorum.

Kanaatimizce bu yeni anayasa tartışmaları muvacehesinde başkanlık sistemi yerine asıl üzerinde durulması gereken noktalar -bu meselenin de ilerleyen safhalarda konuşulmasına da hiçbir itirazım yok- daha farklı, daha önemli ve daha aciliyeti olan mevzulardır.

Örneğin, daha en başta basın özgürlüğünü ve halkın, her türlü tercihini haber alma hakkını da kullanarak oluşturmasının önündeki engellerin kaldırılıp kaldırılmayacağını neden konuşmuyoruz?

Mevcut anayasadaki hürriyetlerin birçoğunun kanunlarla, tüzüklerle, yönetmeliklerle, genelgelerle yani alt mevzuatla dolaylı biçimde kısıtlanması yine devam edecek mi?

Yasama ve yargının tamamıyla yürütme erkinin kontrolüne bırakılması, yargı mensuplarının kararlarında vicdanları yerine başkaca endişelerle hareket eder hale gelmesi ve daha da mühimi yasama erkinin yürütmeyi denetleyemez şekilde ablukaya alınması nasıl giderilecek?

Farklı düşüncelere tahammül gösterme olgunluğu, hakikatin tecellisi için marjinal de olsa her türlü yaklaşımın değerli olduğu yaklaşımı bu anayasa ile garanti altına alınabilecek mi?

Özel mülkiyetin, haberleşmenin, hür teşebbüsün önüne konulan karmaşık barikatlar kaldırılarak insanımızın nefes alması mümkün olabilecek mi? Ayrıca dinin ve başta Atatürkçülük olmak üzere değişik ideolojilerin bazen havuç bazen de sopa olarak kullanılması ve siyasi arenada insaf sınırlarını zorlayan tarzda istismarının önlenmesine de kafa yorulacak mı?

Toplumun görece en eğitimli kesimi mesabesindeki kamu çalışanlarının, asıl amaçlarını kaybetmiş  sendikal örgütlerin dar labirentlerinden nefes alıp kıvırmadan siyaset yapabilmesinin önü açılarak insan kaynağından maksimum düzeyde toplum yararı elde edilebilmesi için çalışmalar da yapılacak mı?

Bürokrasideki ahbap-çavuş ilişkisi ve kokuşmuşluk giderilerek kurumlarımızda iş barışının her bakımdan temini için sınav, kariyer ve liyakat ilkeleri devreye sokulup toplumun uzun vadede en kaliteli hizmeti alması hedeflenecek mi?   

Sanatın, sporun, edebiyatın ve estetiğin bir ayrıcalık olmaktan çıkarılarak eğitimle eşgüdüm halinde genç nesillerin yarınlara hazırlanmasında devreye alınması ve bunun gerçekleşmesi için tüm ülke sathında alt yapının kurulması da anayasal maddelerden birisi olmaktan öte hayata geçirilebilecek mi?

Kadın meselemiz ne olacak? Kanunlara mı bırakılacak; yoksa bunun tam da bir zihniyet sorunu olduğu ve yalnızca eğitimle halledilebileceği kavranarak bir seferberlik harekatı başlatılabilecek mi?

Medyanın halkı uyutma, siyasi iradenin hedeflerine hazırlama ve yönlendirme faaliyetlerine bir zahmet son verilerek vatandaşları adına yürütmeyi, yargıyı, yasamayı ve bütün kurumlarını denetleyen dördüncü kuvvet olması noktasındaki baskılar, psikolojik kuşatmalar birazcık olsun kısıtlanabilecek mi?

Yine mesela yürürlüğe sokacağımız bu anayasamız yürütme organının farklı odaklarca sürekli biçimde aldatılmasına(!) artık mani olabilecek midir; yoksa bu aldatılma argümanı sürgit revaç bularak halkın oyalanmasında bir sünger fonksiyonu mu ifa edecek?

Her manada gücü ele geçirenlerin bu gücü keyfi şekilde kullanmalarına fırsat vermeyecek bir denge ve fren mekanizması için hangi kurumlar oluşturulacaktır? Dahası bunlar arasındaki ilişki nasıl yürüyecek?

Hülasa, kanun devleti olmaktan çıkarak sağlam ve hakiki bir hukuk devleti olma yolunda bize bu yeni anayasa hangi güvenceleri verecek, bunları ne kadar verebilecek ya da hiç verebilecek mi?

Şahsen bendeniz yeni anayasa tartışmaları yürütülürken bu meselelerin başkanlık mevzuundan çok daha öncelikli ve önemli olduğunu, bunlar konuşulmadan yürürlüğe girecek hangi yerli metin olursa olsun bizi ileriye taşımayacağını düşünüyorum.

Peki değerli okurlarım, sizin de yeni anayasa gibi bir derdiniz var mı? Yoksa büyüklerimiz bizim yerimize zaten düşünür ve gereğini yapar mı diyorsunuz? Öyleyse 90 yıldır klasikleşen ve demokrasiyle taçlandırılamayan cumhuriyetçilik filmini, oyununu bir kez daha izleyeceğiz demektir. Ben sıkıldım da!.. mehmet uçar (4)xxxxxxxxxxxx_635x480

2251 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

code

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

* * * * * Oscar Rent A Car * * * * *

Bu Kitabı Okumalısınız!

Bu Kitap Başucu Kitabıdır
DOLAR 7,2915
EURO 8,5355
BIST 1,1787
ALTIN 477,20

Çok Okunan Haberler

Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir. © 2020 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.
Reklamı Gizle