Hoşgeldiniz  

YAĞMURLAR İÇİNDEYDİ PRAG

Metin Denizmen | 12 Eylül 2018 | KöşeYazar

YAĞMURLAR İÇİNDEYDİ PRAG

 

 

ÇEK CUMHURİYETİ / PRAG / 14112003 Neden sonra, Karlovy Köprüsü’nün çılgın kalabalığından uzaklaşıyorum. Temiz giyimli yaşlı çalgıcıların notaları duyulmaz oluyor. Vltava Nehri boyunca Maresuv Köprüsüne yürüyorum. Nezval’in dizelerindeki Vltava yine sözsüz şarkılarını fısıldıyor.

 

Rudolfinum’un yanındaki kimsesiz parkta bir banka ilişiyorum. Sararmış yapraklar düşüyor üzerime. Dinginliğin hakimiyeti başlıyor parkın ıssızlığında.

 

1885’den bu yana Rudolfinum, Çek halkına flarmoni konserleri veriyor. İlk şef, Antonin Dvorak’la notalar ilişmeye başlıyor yeni-rönesans dokularına muhteşem binanın. Zaman zaman, bir nota sızıyor pencerelerinden ve Vltava’nın gümüş sularında dans edip yitiyor.

 

Gölgelerin uzadığı saatler, hüzün saatleri. Nâzım Hikmet düşüyor aklıma; “ acı çekmiş bir ulusun kederi çökmüş gibi Prag’ın üzerine. “

 

Nâzım bunu söylerken, bu bankta oturmuş olmalı, gümüş rengi Vltava’nın sözsüz şarkılarını dinlerken sararmış bir yaprak düşmüş olmalı omuzuna, bastıran soğukta yakalarını kaldırıp karşı kıyıda Kafka Müzesi’nin kırmızı kiremitlerine dalıp gitmiş olmalı ve Kafka’yı anmış olmalı; “ kesin olan tek şey acı çekmektir. “

 

Köprü ayaklarından, merdiven kıvrımlarına kadar sanat ile yaşayan bir kent Prag. Otuz sanat galerisi, dokuz müze ve yirmi üç tiyatro ile önemli bir ipucu veriyor; Çekoslovakya’nın, yani iki devletin böylesine barış ve dostluk içinde ayrılmasının temelinde, ruhlarına sinmiş rafine duyguların payı olmadığını söylemek mümkün müdür?

 

“ Akşam üstleri büyülü bir kente dönüşür Prag “ diyen üstad çok haklı. Mıhlanıp kalmışım oturduğum yerde. Ayaz içime işliyor.

 

11 nolu tramvaya binip, ılık odama girmeden bir kez daha Kilise Meydanından geçiyorum. Duvardaki Horloj’a çevrilmiş gözler, saat başı çalarak, raks etmeye başlayan heykelcikleri bekliyor. Dileyen, gönlünce seçsin, ölüm, gurur, zevk, cimrilik gibi uhrevî ve dünyevî değerler, podyuma çıkmış mankenler gibi seyre çıkıyoır Horloj’un minik kapısından.

 

Beşyüz yıldan bu yana durmaksızın çalışan saati yapan talihsiz Hanuş Usta, bunun bedelini gözlerini kaybederek ödüyor. Benzerini yap(a)masın diye kör ediyor Hanuş Ustayı dönemin kralı.

 

Agra’daki Aşk Mabedi Taç Mahal’i yapan İran’lı İshak Han da, aynı nedenle Şah Cihan tarafından sağ eli koparılarak, ustalığının bedelini ödememişmiydi ?

 

Tramvayın camlarına yağmur damlaları çarpıyor şimdi. Nâzım ile hemhâl oluyorum bir kez daha;

 

“ Yağmurlar içindeydi Prag / bir gölün dibinde kakmalı bir sandıktı. “

 

351 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
mutlaka okunmalı
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

Helvacıoğlu Fethiye * * * * * Oscar Rent A Car * * * * *
Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir © 2016 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.