Hoşgeldiniz  
...............................................................................................

VATAN ŞAİRİ

3. Güngör Berk | 01 Haziran 2020 | KöşeYazar A- A+

VATAN ŞAİRİ

 

Büyük Türk ve Dünya ozanı Nazım Hikmet yaşamımızı etkilemiş bir ozandır. Nazım Hikmet’in şiirleri dünyada, yaşamda ve insanlıkta ne varsa onlara dairdir. Onu şiirleriyle tanıdıktan sonra hep yanımızda duyumsamışızdır. Bir olayda, bir eylemde, kederimizde, sevincimizde, umudumuzda, her zaman onu yanımızda bulmuşuzdur. Bizim için bir bilge, bir yoldaş, bir dost, bir arkadaştır.

 

Nazım Hikmet’in yaşam öyküsünü, yaşamındaki kırılma noktalarıyla anımsayalım. 1902 yılında Selanik’te doğuyor. İstanbul’da başladığı eğitimine Heybeliada Bahriye Mektebi’nde beş yıl kadar devam ediyor. Hastalanınca okul ve askerlikle ilişkisi kesiliyor.

 

Kurtuluş Savaşımız başladıktan sonra, 1920 yılında, Anadolu’ya geçiyor. Bolu’da bir süre öğretmen olarak çalıştıktan sonra İnebolu yoluyla Rusya’ya geçiyor. Moskova Üniversitesi’nde sosyoloji- ekonomi eğitimini tamamlıyor. 1928 yılında Türkiye’ye dönüyor. İdeoloji olarak materyalizm ve Marksizm’i benimsiyor.

 

Nazım Hikmet Türkiye’ye döndükten sonra, 1931  –  1936 yıllarında çeşitli dergi ve gazetelerde çalışıyor. 1938 yılında, Harp Okulu’nda Kominizim propagandası yapma suçuyla tutuklanıyor. 28 yıl 4 ay hapis cezası alıyor. 1938 yılından sonra şiirleri Türkiye’de yasaklanıyor. On iki yıldan fazla sürecek hapishane yaşamı başlıyor.

 

1950 Temmuzunda çıkarılan genel af yasasıyla hapisten çıkıyor ama Rusya’ya kaçmak zorunda kalıyor. 15 Ağustos 1951’de Türkiye aleyhinde faaliyette bulunduğu gerekçesiyle Türk vatandaşlığından çıkarılıyor. Yurt dışına çıktıktan sonra Polonya vatandaşlığına geçiyor. Yaşamını Sofya, Varşova, Moskova’da sürdürüyor.

 

3 Haziran 1963’te, Moskova’da bu dünyadan göçüyor.

 

Nazım Hikmet’in insanımızla yeniden buluşması 27 Mayıs 1960 Devrimi’nden sonra kabul edilen 1961 Anayasasıyla olmuştur. 1961 Anayasası, bireysel ve toplumsal haklar ve özgürlükler açısından bir çağdaşlaşma belgesidir. Anayasanın getirdiği aydınlanma ve özgürlük ortamında, 1965 yılında, Nazım Hikmet’in şiirleri yeniden insanımızla buluşmuştur.

 

Nazım Hikmet yaşam sevincini başa koyar. İçeriye de düşülse, dışarıda da yaşansa, çaresiz de kalınsa yaşam insan için kutsal bir armağandır.

 

“Bu gün Pazar

Bu gün beni ilk defa güneşe çıkardılar

Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün bu kadar

Benden uzak

Bu kadar mavi bu kadar geniş olduğuna şaşarak

Kımıldanmadan durdum.

Sonra saygıyla toprağa oturdum,

Dayadım sırtımı duvara

Bu anda ne düşmek dalgalara

Bu anda ne kavga, ne hürriyet ne de karım

Toprak, güneş ve ben

Bahtiyarım.”

 

Ayşe Kulin’in Nazım Hikmet’le ilgili bir kitabı var: İçimde Kızıl Bir Gül. Yazar,  ömrü boyunca en yoğun duygularına Nazım’ın mısralarını katarak yaşamış. Kendi anlatımıyla: “ Çok da düşünmüşümdür, neden Kurtuluş’a dair yazılmış başka hiçbir şiirin Kurtuluş Savaşı Destanı’nı aşamadığını ve şu sonuca varmışımdır. Ülkesinin kaderini değiştirmeye soyunan yürekli, ufuklu genç bir adamın (Mustafa Kemal’in) başlattığı onurlu bir savaşı, böylesine içtenlikle, ancak dünyanın kaderini değiştirmeye soyunan yürekli bir şair yazabilirdi, şair kendi kavgasını hüsranla noktalamış olsa da.”, diyor.

 

Başkumandanlık Meydan Muharebesi’nin başladığı gün Nazım, Mustafa Kemal’i Kocatepe’de görür.

 

“Dağlarda tek

Tek

Ateşler yanıyordu

Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki

Şayak kalpaklı adam

Nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden

Güzel ve rahat günlere inanıyordu

Ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında

Birden bire beş adım sağında Onu gördü

Paşalar onun arkasındaydılar

O, saati sordu

Paşalar:”üç” dediler

Sarışın bir kurda benziyordu

Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı

Yürüdü uçurumun başına kadar

Eğilip durdu

Bıraksalar

İnce, uzun bacakları üstünde yaylanarak

Ve karanlıkta kan bir yıldız gibi kayarak

Kocatepe’den Afyon Ovası’na atlayacaktı”

 

Kurtuluş Savaşımızı yapan, bağımsızlığımızı ve özgürlüğümüzü yaratan, ulus devletimizin kuruluşuna giden yolu açanlar; Karayılan, Arhavili İsmail, Şoför Ahmet, Kartallı Kazım, Kambur Kerim “Kuvayı Milliye Destanı”nda ölümsüzleşirler.

 

Nazım Hikmet vatanından, sevdiklerinden ayrı düşmenin özlemi ve kederi içinde, 3 Haziran 1963’de bu dünyadan göçtü.

 

Nazım Hikmet vatan şairimizdir.

 

GÜNGÖR BERK

 

237 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

code

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

* * * * * Oscar Rent A Car * * * * *

Bu Kitabı Okumalısınız!

Bu Kitap Başucu Kitabıdır
DOLAR 6,8647
EURO 7,7562
BIST 1,1294
ALTIN 392,19

Çok Okunan Haberler

Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir. © 2019 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.
Reklamı Gizle