Hoşgeldiniz  
ford_940x100_courier

ULUSAL EGEMENLİK

3. Güngör Berk | 23 Nisan 2019 | KöşeYazar

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi, doksan dokuz yıl önce, 23 Nisan 1920 günü açılmıştı. Her yıldönümünde bu günü hem ‘ulusal egemenlik’ hem de yetişen Cumhuriyet kuşaklarına armağan verilmiş ‘çocuk’ bayramı olarak kutluyoruz.

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin oluşumunu Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk’ta anlatır: “ Büyük Millet Meclisi’nin toplanmasını ve açılmasını sağlamak için çalıştığımız günlerde bizi en çok uğraştıran Düzce, Hendek, Gerede gibi Bolu bölgesindeki yerlerden başlayıp Nallıhan, Beypazarı üzerinden Ankara’ya yaklaşacak gibi görünen gerici ayaklanma dalgaları olmuştur. Ben, bir yandan bu dalgaların durdurulmasına çalışırken bir yandan da, Ankara’da toplanmakta olan ve genel durumu henüz gereği gibi bilmeyen milletvekillerini, korkulu olaylar karşısında bırakmamak ve bu gibi olayların ortaya çıkmasıyla Meclis’in toplanamaması gibi uğursuz bir durumu önlemek çarelerini düşünüyordum. Bunun için Meclis’in açılması işinde pek çok tez canlılık gösteriyordum. Sonunda, gelebilmiş milletvekilleriyle yetinerek Meclis’i, Nisanın yirmi üçüncü Cuma günü açmaya karar verdik.”

 

‘Temsilciler Kurulu’ adına Mustafa Kemal, bu kararı 21 Nisan 1920 günü Ordu Birliklerine, bütün illere, Bağımsız Sancaklara, Müdafaa-i Hukuk Merkez Kurullarına, Belediye Başkanlarına bildirdi. Bildirimde: “ Tanrının yardımıyla Nisanın yirmi üçüncü Cuma günü, Cuma namazından sonra Ankara’da Büyük Millet Meclisi açılacaktır… Yurdun bağımsızlığı, yüce Halifelik ve Padişahlığın kurtarılması gibi en önemli ve ölüm dirimle ilgili görevleri yapacak olan bu Büyük Millet Meclisi’nin açılış gününü Cumaya rastlatmakla o günün kutsallığından yararlanılacak ve bütün sayın milletvekilleriyle birlikte, kutlu Hacı Bayram Camisi’nde Cuma namazı kılınarak Kuran’ın ve namazın nurlarından ışık alınacak ve güç kazanılacaktır” denildi.

Artık “… O günden sonra bütün sivil ve askeri makamların ve bütün ulusun buyruk alacağı en yüce makam”, adı geçen Meclis olacaktı.

 

Mustafa Kemal, Meclis’in açıldığı ilk günlerde Meclis’e, içinde bulunulan durumu ve koşulları açıklayarak izlenmesini ve uygulanmasını doğru bulduğu düşüncelerini bildirdi. Bu düşüncelerin önde geleni, Türkiye’nin ve Türk Ulusu’nun izlemesi gereken siyasal ilke ile ilgiliydi. Mustafa Kemal diyordu ki:  “Bizim aydınlık ve uygulanabilir gördüğümüz siyasal yöntem, ‘ulusal siyasa’dır. Dünyanın bugünkü genel koşulları ve yüzyılların kafalarda ve karakterlerde yerleştirdiği gerçekler karşısında hayalperest olmak kadar büyük yanılgı olamaz. Tarihin dediği budur; bilimin, aklın, mantığın dediği budur.”

“Ulusumuzun güçlü, mutlu ve sağlam bir düzen içinde yaşayabilmesi için, devletin bütünüyle ulusal bir siyasa gütmesi ve bu siyasanın iç örgütlerimize tam uyumlu ve dayalı olması gereklidir. ‘Ulusal Siyasa’ demekle anlatmak istediğim şudur: Ulusal sınırlarımız içinde, her şeyden önce kendi gücümüze dayanarak varlığımızı koruyup ulusun ve yurdun gerçek mutluluğuna ve bayındırlığına çalışmak; gelişigüzel, ulaşılamayacak istekler peşinde ulusu uğraştırmamak ve zarara sokmamak; uygarlık dünyasının uygarca ve insanca davranışını ve karşılıklı dostluğunu beklemektir.”

 

Bundan sonraki süreçte ‘ Meclis’te beliren ulusal iradenin, yurt kaderine doğrudan doğruya el koymasını kabul etmek’ temel ilke alındı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin üstünde bir güç yoktur’ denildi. ‘ Ulusal egemenlik temeline dayanan halk hükümeti: Cumhuriyet’ kuruldu. Meclis, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na Mustafa Kemal’i seçti.

 

O günden bu güne demokrasi yolundaki yolculuğumuz, çok partili hayatın karşıdevrim iktidarlarıyla devam ediyor. Son on yedi yıldır kesintisiz süren ‘Siyasal İslam’ görüşündeki iktidarın Cumhuriyet’le hesaplaşmasında ise büyük kırılmalar yaşandı. FETÖ’ nün 15 Temmuz 2016’da kalkıştığı ve Meclisin bombalandığı, kanlı darbe / işgal girişiminden sonra, yurt genelinde, OHAL ilan edildi. Olağanüstü Hal Ortamı’nda, 16 Nisan 2017’de, ‘Anayasa Değişikliği’ için halkoylaması yapıldı. Bu halk oylamasıyla Parlamenter rejimden Başkanlık rejimine geçildi. Yeni rejimin adına ‘Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ denildi. ‘Kurtuluş’tan başlayarak egemenlik kayıtsız ve koşulsuz ‘Millet’ in iken, doksan yedi yıl sonra, egemenlik kayıtsız ve koşulsuz tek adama, ‘Başkan’a verildi. Başkanlık rejimini getiren bu Anayasa değişikliği, tarihi öne çekilmiş 24 Haziran 2018 seçimleriyle yürürlüğe girdi.

 

31 Mart 2019’da yapılan yerel seçimin sonuçlarına bakıldığında uzun sürmüş bu geriye gidişten dönüşün başladığı görülmektedir.

 

GÜNGÖR BERK

köşe yazısı güngör berk yeni köşe resmi_376x480

92 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
mutlaka okunmalı
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

Helvacıoğlu Fethiye * * * * * Oscar Rent A Car * * * * *

Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir © 2016 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.