Hoşgeldiniz  

ULUSAL BİRLİK, KAHRAMANLARI İLE VAR OLUR

Metin Denizmen | 28 Mayıs 2018 | KöşeYazar

ULUSAL BİRLİK, KAHRAMANLARI İLE VAR OLUR

 

( Macaristan Gezi Notlarımdan ) Bu kez, Tuna nehrinin geçtiği coğrafyalarda, elimden geldiğince Osmanlı izlerini sürmek amacı ile sırt çantamı yüklendim. Sırbistan’da 350 yıl hüküm süren atalarımızın Kalemeydan’ından seyrettim Tuna’yı. Hezimetin kenti Karlofça’da, Semendre’deki Tuna sahillerinde tefekkürlere daldım. Macaristan’da, Budapeşte’de,Tuna üzerine gerdanlık gibi dizilmiş köprülerin zerafetini seyrediyorum kaç gündür.

 

Budapeşte’nin en ilgi gören yerlerinden birinde, Kahramanlar Meydanı’ndayım. Tarihçiler tartışadursun, Hunlar ile Oğuz’lar aynı kanı taşımasalar bile, aynı mahallenin çocuklarıydılar en azından Orta Asya bozkırlarında. Hunlar çok daha önce terk etmişler ana yurtlarını, 350 yıllarında bozkırları geride bırakıp, Batı’ya göç ederek Avrupa’yı birbirine katmışlar.

 

Kahramanlar Meydanında, ortak kültürün izlerini taşıyan Hun Kahramanları’nın heykellerini seyrederken, dilime Yahya Kemal’in mısraları takılıyor:

 

Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik

Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik

Haykırdı ak tolgalı beylerbeyi “ilerle”

Bir yaz günü geçtik Tuna’dan kafilelerle

 

Budapeşte’deki Kahramanlar Meydanı yaklaşık 12 dönüm genişliğinde bir alanı kaplıyor.  Mükemmel bir kompozisyon içerisinde yerleştirilmiş iç bükey sütunlu kaideler üzerinde, Macaristan’ı kendilerine yurt yapan kahramanlarının heykelleri yerleştirilmiş.

 

Ortada, 36 metre yüksekliğindeki Milenyum anıtı, Macaristan Devleti’nin kuruluşunun 1000. yılını temsil ediyor. Sütunun üzerinde, devlet ve dinin sembolü çift kertikli haç ile Melek Cebrail, Katolik Macarları koruyor ve kutsuyor.

 

Asıl konuya girebilirim artık: Macarlar, yapımı 33 yıl süren ve gurur kaynağı olarak gördükleri bu meydanda, ayrım gözetmeden tüm kahramanlarına yer vermişler. 145 yıllık Türk işgalinde, Osmanlı’ları yenilgiye uğratması nedeni ile TörökVerö ( Türk döven ) olarak anılan, 1454’ de, Osmanlı Ordusunun, Belgrad kuşatmasını püskürttüğü için ulusal kahraman kabul edilen HunyadiJanoş da burada, Tököliİmre de.

 

Ders kitaplarından aşina olduğumuz bu isimlerden Tököliİmre’nin hayatı bizler için önemli ve ilginç. Habsburg ( Avusturya-Macaristan ) Hanedanı’nın Katolik dayatmalarına, Protestan Macarlar’ın  Erdel Prensi olarak isyan eden Tököliİmre, Osmanlı İmparatorluğu’na sığınır ve Türk kuvvetlerinin de komutanlığını üstlenerek, Germenler’e ve Avusturya’lılara büyük kayıplar verdirir, sonunda kendisine Osmanlılar tarafından Orta Macaristan Kralı ünvanı verilir. Karlofça Antlaşmasında, Avusturyalı’lar, Tököli’nin teslim edilmesini isteseler de, Osmanlı Devleti bunu kabul etmez. 1705 yılında Türk topraklarında, İzmit’te ölür.

 

Macaristan tarihine yaptığı katkılarından dolayı, ( Osmanlılara sığınmış olsa da ) Tököliİmre ile HunyadiJanoş’un, aynı itibarı görerek Kahramanlar Meydanı’nda yer almaları, önemli ve oldukça ders verici. Ulusal Birliğin sağlanmasında, cepheleşmenin ve eleştirinin nasıl aşılabileceğinin ve aşılmasının öneminin, bundan daha belirgin vurgulanması mümkünmüdür?

***

Gelelim ülkemize. Bana söyler misiniz lütfen, Malazgirt kahramanı, yerlere göklere sığdıramadığımız Alpaslan’ın bu ülkede heykelini gören var mıdır ? Fatih’in, Yavuz’un, Kanuni’nin belleklerimizde yer almasını sağlayacak hangi çabalar gösterilmiştir, pespaye üç beş diziden başka ?

 

Mevlana’nın konumunu tartışmak yerine, ışık saçan menkıbelerinin yer aldığı heykellerine ulaşmanın kime ne zararı olur? Halk edebiyatımızın doruklarındaki Karacaoğlan, Dadaloğlu, Pir Sultan Aptal, Yunus Emre’nin kent meydanlarını süsleyen heykelleri, dilimizden düşürmediğimiz “ birlik ve beraberlik “  ruhumuza nasıl ihanet edebilirler ?

 

İnsanca baş kaldırı hareketinin önderleri Şeyh Bedrettin, Börklüce Mustafa, yüzyıllar ötesinden bize hâlâ geçerli ahlak kurallarını haykırmıyorlar mı ? Çocuklarımız, torunlarımız; merak edip sorsa, biz bu toprakların tüm ulularını, gururla anlatsak  “ ülkemizin bölünmez bütünlüğü “ ne zarar görür.

 

Kuvayi Milliye kahramanlarımızdan kaç tanesi gönül tahtımızda yer almakta ? Kazım Karabekir, Fahrettin Altay, Sütçü İmam, Şahin Bey, Hasan Tahsin, Yörük Ali Efe, yerel kutlamaların dışında hangi ulusal törende anılmakta. O, Kutsal Direniş tarihimizde diğerlerinden daha az hizmetleri olduğunu kim söyleyebilir ?

 

Burun kıvırdığımız İran’ın Şairler Mezarlığı varken,  Nazım Hikmet’i, Orhan Veli’yi, Mehmet Akif’i, Ahmet Arif’i, Tevfik Fikret’i, Bedri Rahmi Eyüboğlu’nu, Cahit Sıtkı Tarancı’yı torunlarımızla buluşturmanın önündeki engeller nedir ?

 

Çok soru sordum, çok uzattım biliyorum. Ülkesine Nobel Ödülü getirmiş ( düşüncesi, tavrı ne olursa olsun ) bir yazarın sınırlarımız dışına itilmesini, sınırlarımız dışında gurur vesilemiz bir müzik adamına linç girişimlerini tasvip eden, sürekli birbirlerine saldıran, değişik mevzilerde yer almış pankart meraklıları uzun uzun düşünsünler.  Zira; harç dağılırsa, demirin, tuğlanın hükmü kalmaz.

 

 

Nazım Hikmet’in karşısında Mehmet Akif’in, Mustafa Kemal’in yanı başında Kazım Karabekir’in, İsmet İnönü’nün heykellerinin süslediği meydanlar ve parkların çoğaldığı gün, “ barış ve kardeşlik günü “ olacak, gerisi laf-ı güzaf.

 

 

115 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
mutlaka okunmalı
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

Helvacıoğlu Fethiye * * * * * Oscar Rent A Car * * * * *
Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir © 2016 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.