Hoşgeldiniz  

SİYASİ FIRSATÇILIK VE YÜKSELEN EGOLAR

1. Asım Cezayirlioğlu | 07 Mart 2019 | KöşeYazar

Türkiye’de siyasi partilerin ortaya çıkmasında ideoloji partileri, sağ ve solun merkezinde olduğu partiler büyük rol oynadılar. İktidar partisi olmalarında ise siyasi konjonktüre göre merkezden ne kadar pay aldığı önemlidir. Zira merkez partisi konumuna ulaşmış siyasi yelpazenin iktidar olma imkânı dağa kolaydır. Merkez parti sinir uçları biraz daha törpülenmiş, toplumun farklı katmanlarından siyasi figürleri içinde barındıran, toplumun ekseriyetine hitap eden ve aynı zamanda destek alan partidir.

Ülkemizde siyasi partiler belli bir düşünceyi temsil etseler de, sol-sağ ve bir başka partinin iktidar olması merkezden almış oldukları oylar ile mümkün olmuştur. Yetmişli yılların sonundaki Karaoğlan’ın başarısı merkez sağın oylarının bir kısmını alması ile mümkün olmuştur. Yine 1999 seçimlerinde DSP’nin %22.19 ile birinci parti olması o günün koşullarında bölücü başı Öcalan’ın Kenya’da yakalanıp! Türkiye’ye getirilmesi ile merkez sağ ve azda olsa milliyetçi seçmenin oylarının bir kısmının alması ile mümkün olmuştur. Partiler seçim kazanmak seçim meydanlarında ülkeyi daha iyi yöneteceklerini halka anlatarak oy talep ederler. Bir de hiç uğraşmadan günün siyasi koşulları, ya da siyasi partilerin içine düştükleri durum veyahut ülkenin içinde bulunmuş olduğu koşulları fırsata çevirerek Türk siyasi hayatında yer edinmeye çalışan siyasetçileri de gördük. Bu tür projelerin genellikle dış ayağı olur. En yakın örnek ise İkibin krizinden sonra kurulan YTP (Yeni Türkiye Partisi) Hüsamettin ÖZKAN, İsmail CEM’ in başını çektiği siyasi oluşumdur. Aslında üçlü Troyka olarak isimlendirilen bu oluşum son dakikada ABD’nin bize armağanı olan Kemal Derviş’in oyuna katılmaması ile siyasi planlar akamete uğramıştır. Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi koşullardan ziyade Sayın Ecevit’in hastalığı bahane edilerek kapalı kapılar ardında birçok planlar yapılmıştır. Ne hazindir ki bu planların hiçbiri tutmadığı gibi bugünün iktidarının doğum sürecini hızlandırmıştır.

Bir diğer siyasi fırsatçı ise Hüsamettin Cindoruk’tur. 28 Şubat döneminin fırsatçı siyasetçisidir. Onun kurduğu DTP (Demokrat Türkiye Partisi) 1997’de Refahyol hükümetinde DYP’den ayrılan bir grup partili ile siyasi hayata merhaba demiştir. Siyasi fırsatçılık genelde toplumun yararına olacak faaliyetler yerine müesses nizamı yaşatmak, topluma rağmen devleti belli bir çizginin dışına çıkmasını önlemek için yapılan siyasi hamlelerdir. Refahyol iktidarında Refah partisini tehlikeli gören siyaset dizayncıları, Ocak 97’de kurulan DTP’yi, Haziran 97’de Refahyol iktidarını devirerek ANAP, DSP ve DTP tarafından ANASOL-D hükümeti kuruldu. Hüsamettin CİNDORUK kısa bir süre başarılı gözükse de ilk seçimlerde aldığı başarısızlık ile siyasete elveda demek zorunda kalmıştır.

 

Topluma rağmen plan kuranlar her daim hüsrana uğramışlardır.

2007 yılında e-muhtıranın yayınlanması ile birlikte iktidar ile devlete egemen olan askeri yapı ve destekçileri arasındaki kriz zirve yapmıştı. Siyasi iktidarın muhtıraya karşı almış olduğu tavır ve halkın egemenliği vurgusu, halkın desteğinin perçinlenmesine neden oldu. Türk siyasi hayatı 2007 genel seçimleri ile bir kez daha topluma rağmen ortaya çıkan bir hareketin başarısızlığını tescil etmiş oldu. O günün siyasi koşullarını dikkate alan Ak Partinin dört önemli kurucusundan biri olan Abdüllatif ŞENER, 2008’de ayrılarak 2009 yılında Türkiye Partisini kurdu. İçinde bulunduğu siyasi ikliminin getirdiği koşulları fırsata çevirme hamlesini yapan Sayın Şener, istediği sonuca ulaşamamıştır. Daha doğrusu halktan destek görmemiştir. Şimdiye kadar birlikte hareket ettiği toplumsal yapının dışına çıkarak topluma bir şeyler sunma isteği karşılık bulmamıştır. Neticede CHP’ye katılarak siyasi hayata vekil olarak devam etmektedir.

Bugünlere geldiğimizde Ak Partinin kurucuları ve ağır topları diyebileceğimiz siyasi figürlerin hareketliliği gazete ve televizyonlara haber olmakta. Açıktan olmasa da arayış derdine düştükleri herkesin malumu. Zaman içinde bulundukları konumu kaybeden siyasetçiler gerçekten Türkiye derdine mi düştüler, yoksa birçok insanda olduğu gibi Sayın Erdoğan düşmanlığı mı içlerindeki gücü! harekete geçirdi. Dün birlikte hareket ettikleri Ak Partinin önemli bildiğimiz kişileri bugün yeni oluşumlar peşindeler. Bizim zamanımızda her şey iyi idi. Biz ayrıldık işler bozuldu diyerek ego tatmini yapıyorlar. Siyasi konjonktür gereği hem oluşum peşindeler, hem de sıfır risk peşinde koşarak ortamın tam olgunlaşmasını beklemekteler. Bu nedenle seçimlerin sonuçlanmasını beklemeye başladılar. Seçim sonuçları iktidar açısından olumsuz neticelenirse, yeni bir parti ile tanışacağız. Yok eğer tersi olursa bu oluşumlar bir başka bahara kalacak. O zaman da demokrasi vurgusu yapılacak.

Velhasıl sevgili dostlar yeni bir oluşum gerekiyorsa meydana çıkılır ve halka anlatılarak yola koyulur. Nelerin daha iyi yapılacağı topluma anlatılır. Toplumun siyasete bakışında bir paradigma değişikliği, siyasi fırsatçılık yoluyla mümkün değildir. Hele toplumdan ziyade yüksek egoların tatmini için farklı siyasi yapılarla işbirliği yaparak netice almak hiç değildir. Dün Sayın Cindoruk, Sayın İsmail Cem ve son olarak da Abdüllatif Şener bunları yaşadılar ve netice elde edemediler. Bu örnekler ortada dururken bu siyasi fırsatçılığın amacı nedir?

 

68 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
mutlaka okunmalı
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

Helvacıoğlu FethiyeOscar Rent A Car * * * * *

Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir © 2016 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.
Reklamı Gizle