Hoşgeldiniz  

SİVAS AYAKLANMASI

3. Güngör Berk | 03 Temmuz 2017 | KöşeYazar

SİVAS AYAKLANMASI

güngör berk yazının üstüne konacak resim_640x360

Laik Türkiye Cumhuriyeti’ni bir şeriat devletine dönüştürmek isteyenlerin ‘Sivas Ayaklanması’ yirmi dört yılı geride bıraktı. Cumhuriyet tarihimizin en önemli gerici ayaklanmasıydı. 2 Temmuz 1993’te, Pir Sultan Abdal Şenliği için kente gelmiş otuz üç yazar, ozan, aydınımız o gün yakılarak öldürülmüştü. Bu ayaklanmayı Hizbullah Örgütü üyeleri düzenlemişti. Bir din devleti düşleyen gericileri “ Cumhuriyet burada kuruldu, burada yıkılacak!” diye ayaklandırmışlardı.

 

Ayaklanma sırasında aydınların sığındığı Madımak Oteli kuşatıldı ve ateşe verildi. Otelden dışarı çıkıp kurtulabilenler ağır yaralandı. Ama otele sığınmış otuz üç aydınımız yanmaktan kurtulamadı. Yakılanlar arasında Cumhuriyet aydınlarımız Asım Bezirci, Nesimi Çimen, Muhlis Akarsu, Metin Altıok, Hasret Gültekin de vardı. Dönem Sivas valisinin etkinliğe özel olarak davet ettiği Aziz Nesin ise önce yanmaktan, sonrasında linç edilmekten güçlükle kurtuldu. Ayaklanma gün boyunca sürdü. Güvenlik güçleri ayaklanmayı bastırmakta yetersiz kaldı. Devleti yönetenlerin kararsızlığı nedeniyle de ancak akşam saatlerinde ayaklanma bastırılabildi.

 

Devlet Güvenlik Mahkemesi, olaydan sonra gözaltına alınan yüzden fazla kişi hakkında, “din devleti kurmaya kalkışma” suçlamasıyla dava açtı. Dava 2000 yılında sonuçlandı ve otuz üç sanık idama, on dört sanık on beş yıla kadar değişen hapis cezalarına çarptırıldı. İdam cezası 2002 yılında yürürlükten kaldırılınca bu cezalar “müebbet”e çevrildi.

 

Yakalanabilen suçlular cezasını buldu ama o gün Sivas’ta yakılan canların acısı ve anısı toplumun vicdanında bir yara olarak kaldı. Cumhuriyete bağlı olanların yüreğini yirmi dört yıldır acıttı, acıtacak.

 

1994 – 2000 yılları arasında Hizbullah Örgütü’ne karşı yüzlerce operasyon yapıldı ve beş binden fazla Hizbullah militanı tutuklandı. 28 Şubat 1997 Milli Güvenlik Kurulu kararıyla, Türkiye’nin birinci öncelikli tehdit unsuru olarak irtica ve bölücülük eşdeğer kabul edildi. Bu tehdit algılaması devletin temel politikasına dönüştürüldü.

Ama uygulamaya geçirilemedi.

 

Türkiye’deki temel çelişki, Prof. Dr. Sina Akşin’in vurguladığı gibi, Atatürk Devrimi’yle Karşıdevrim arasındaki çelişkidir. Sivas Ayaklanması’ndan sonra geçen yirmi dört yıl içinde, irtica ve bölücülük, kaldığı yerden yoluna devam etti. Türkiye’nin birinci öncelikli tehdit unsurları bile değiştirildi. Çağdaşlıktan geriye, Ortaçağa dönüş gericiliğinin kendine anayasal zemin yaratma arayışı başladı.

 

Bu dönemde ülkeyi yöneten Siyasal İslam görüşündeki iktidarlar laiklik yerine dine dayalı ideolojinin yerleştirilmesi ve “Türkiye Cumhuriyeti parantezinin kapatılması” için caba gösterdiler. Emperyalizmin Büyük Ortadoğu Projesi gölgesinde, bu büyük tarihsel kırılma için, demokratik ve laik Cumhuriyet’le bitmeyen kavgalarını sürdürdüler. Gelecekteki bir İslam Devleti için bu Cumhuriyet’in temel değerleri ve anayasal kurumlarıyla oynayıp durdular. 15 Temmuz 2016 Darbe / İşgal girişimi’nden sonra OHAL dönemi başladı. Devletin işleyiş ve yapısını değiştiren düzenlemelerin yapılmasına devam edildi.

 

16 Nisan 2017’deki halkoylaması sonucunda ise “Anayasa Değişikliği” kabul edildi ve Parlamenter Rejimden Başkanlık Rejimine geçildi. “Bütün yetkinin bir kişiye verildiği büyük bir çılgınlık” olarak görülen bu “Partili Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi”  3 Kasım 2019’da yürürlüğe girecek.

 

Prof. Dr. Sina Akşin’in dediği gibi: “ Türkiye’de yarım yüzyıldan fazla sürmüş Karşıdevrim tamamen çürümüş ve ülkemizi de önemli ölçüde çürütmüş bulunuyor. Bundan sonra ya Atatürk Devrimi’ne dört elle sarılacağız ya da yok olacağız!”

 

Yaşadığımız günlerde Cumhuriyeti, demokrasiyi, Hukuku, temel hak ve özgürlükleri savunmak için yapılacak “demokrasi mücadelesi” gündemdedir. Yeniden güçlü parlamenter sisteme dönüşü sağlayacak bir Anayasa yarınların umududur. Türk Milleti’nin büyük çoğunluğu sonunda tehlikeyi fark etmiş ve çıkış yolunda harekete geçmiştir.

 

Meclis’teki Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı’nın on beş gün önce, tek başına başladığı Ankara’dan Maltepe’ye “Adalet Yürüyüşü”nün, parlamento dışı muhalefetle birleşerek her gün büyüdüğü ve iktidar yürüyüşüne dönüştüğü görülmektedir.

 

GÜNGÖR BERK

ADD BİLİM DANIŞMA KURULU ÜYESİ

 

221 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
mutlaka okunmalı
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

Helvacıoğlu Fethiye * * * * * Oscar Rent A Car * * * * *
Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir © 2016 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.