Hoşgeldiniz  
..................................................................................

RAMAZAN BAYRAMINA GİRERKEN

4. M. Said Çelik | 21 Mayıs 2020 | KöşeYazar A- A+

RAMAZAN BAYRAMINA GİRERKEN

 

Yarın arefe; Pazar günü Ramazan Bayramı. “Bayramınız mübarek olsun. Hayırlara vesile olsun. Allah, daha nice bayramlara sağlık, sıhhat, afiyet içinde eriştirsin inşaallah.

Evet, Mü’minler olarak bir ay boyunca Allah için oruç tuttuk. Öyle bir oruç ki, seheri bir başka, sahuru bir başka, öğleni, ikindisi, akşamı, iftarı bir başka!

Ya teravihler?…

Oruç ayına önce hoş geldin dedik, sonra merhaba, daha sonra da elveda! Bugün ona elveda demenin hüznü ile doluyuz. Şükür Mevla’ya, binlerce şükür, rahmet-i İlahiye ye daldık bu ayda. İlahi mağfirete erişme ve cehennemden azat yolunda ümitlendik, hız kazandık bu ayda…

Yolda kalan zavallıyı, açta açıkta kalan fakiri, pideyi baklava niyetine yiyen miskini düşündük bu ayda. Yetimin elini tuttuk, zekât verdik, Fıtır sadakası dağıttık. Allah kabul eder ümidiyle ve herkes sevinsin, gülmeyen bir yüz, ferahlamayan tek bir ev bile kalmasın diye…

Milli ve manevi dertlerimiz için ağladık, gözyaşı döktük bu ayda. Cennet kapıları ardına kadar açıldı, Cehennem kapıları sonuna kadar kapandı bu ayda…

Evet, Müslümanlar bir ay boyunca sahura kalktılar, besmele ile sahur yemeğini yediler, seherde Hakk’ın divanına el açıp yalvardılar, yakardılar, tövbe, istiğfar, dua ve niyaz ettiler. Gündüzleyin her türlü meşakkate Allah rızası için katlanarak aç-susuz kaldılar, oruçlarını tamamladılar, kulluk imtihanından başarı ile geçtiler, akşam ezanıyla dualarla iftar ettiler; ruhi ve manevi hazzın doruğuna tırmandılar; sofralarında yoksulları, yetimleri, kimsesizleri doyurdular; ailece, çoluk-çocuk iftarın sevincini paylaştılar…

Teravihe gittiler, o coşkun cemaatin içinde rükuya eğilip, secdeye kapandılar; kalplerindeki kinleri, hırsları, düşmanlıkları birer birer attılar, terk ettiler ve mütevazı, olgun, samimi birer kul oldular.

Evet, Bir ay boyunca her gelen günü evvelkine göre daha da şuurla değerlendirdiler; gün geldi kendilerini nefis muhasebesine tabi tuttular, iç dünyalarında kendileriyle hesaplaştılar, eğilmeyen başlar da secdeye kapandı. Hakk’a kul olmanın zevkine erdi; günah vadilerinde koşanlar o şerli yollardan çoktan döndüler; sevaplara, hayırlara ve iyilik yollarına yöneldiler. Mü’minler bir ay boyunca sadece aç kalmadılar, sadece midelerine oruç tutturmakla yetinmediler; ellerini, ayaklarını, dillerini, gözlerini, kulaklarını dinimizce haram olan ve yasak olan her söz ve davranıştan sakındırdılar…

Bu ayda midelerle beraber bütün diğer organlarımız da oruç tuttu. Ayaklar kötülüğe yürümedi, eller zulme aracı olmadı, gözler şerri görmedi, kulaklar ahlaka uymayan sözleri dinlemedi, diller dedikodu ve gıybetten sakındı.

İşte bu ciddi çabanın ürünlerini yarın mü’minler devşirecekler. Yarın İlahi bağışa erecekler; yüzler gülecek, gönüller sürurla dolacak, evler şenlenecek.

        Evet, Bayram günleri kardeşlik duygularının en geniş bir şekilde ortaya çıktığı günlerdir. Bayram da dargınlar barışmalı, dostlar kaynaşmalı; büyük- küçük herkes üzerine düşeni yapmalı…

      Akrabalar birbirini ziyaret etmeli, anne- babaların elleri öpülmeli, hal ve hatırları sorulmalı, baba dostları ziyaret edilmeli…

       Dargınların barıştırılması için teşebbüste bulunulmalı, böyle teşebbüsler desteklenmelidir…

       Bayram da çocuklar en güzel elbiseleri giyinmeli; yetimler, yoksullar, kimsesiz çocuklar unutulmamalı.

Unutmayalım ki, bir öksüzün ayağını rahatsız eden diken çıkarıldığında, Cenab-ı Hak o dikenden nice manevi güller açtıracak ve kabir hayatında o hayır ve iyilik sahibini mutlu kılacaktır. Kabirlerinin gül bahçesine benzemesini isteyenler bayramda yoksulların, öksüzlerin, kimsesizlerin gönüllerini alsınlar, onları yardımlarıyla sevindirsinler…

Yine Unutmayalım ki, kimsesiz bir çocuğun ayağına giydirdiğimiz bir çift ayakkabı, mahşer gününde, bizim en sıkıntılı zamanımızda şefkat vesilesi olarak karşımıza çıkacaktır; hâsılı, yapacağımız he çeşit hayır, iyilik ve yardım asla karşılıksız kalmayacaktır.

Evet, ilk işimiz bayramın öngördüğü kardeşlik halkasını genişletmek ve bayramın huzurunu teneffüs etmek, bayramın mutluluğunu manen sindirmektir. Bayram günü hiç kimse ihmal edilmemelidir. Bayramda ağlayan gözler gülmeli, inleyen hastalar teselli edilmeli, kederli gönüller şenlendirilmeli, büyükler ziyaret edilmeli, küçükler sevindirilmeli, dostların hal ve hatırları sorulmalı, uzakta olan akraba ve dostlara tebrikler yollanmalı, bilhassa asker ocağındaki evlatlarımız aranmalı, bu sevinç gününde onların bayram sevincine de iştirak edilmelidir.

Mademki, bayramlar sevinç ve neşe günleridir, o halde bayramların ruhaniyeti ve manevi neşesini karartacak en küçük hatalardan kaçınmamız icap eder.

      Evet, Yazıma son verirken SAHİ SİZ HANGİ SAFTA YERİNİZİ ALDINIZ?

       BAYRAMI KUTLAYANLARDAN MISINIZ YOKSA YAŞAYANLARDAN MI?

Bayramda böyle bir nefis muhasebesi yapmaya ne dersiniz?

Topyekün kucaklaşacağımız bayramlar dileğimle…

Selam ve Dua ile…

 

 

 

1252 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

code

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

* * * * * Oscar Rent A Car * * * * *

Fethiye’de Konaklama Fırsatı

Bu Kitabı Okumalısınız!

Bu Kitap Başucu Kitabıdır
DOLAR 7,8595
EURO 9,4143
BIST 10,4978
ALTIN 451,50

Çok Okunan Haberler

Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir. © 2020 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.
Reklamı Gizle