Hoşgeldiniz  

MALINA, KAZANCINA VE MAKAMINA GÜVENME!

Erkan Ilik | 11 Ekim 2018 | Beldeler, Genel, Güncel, gundem, KöşeYazar, Siyaset, siyasi

Para, mal, mülk, makam, mevki insana güç verir. İnsanın para ile arzu ettiği birçok şeyi gerçekleştirir. Çevresinde daha etkin bir konuma gelir. Üst makamlar içinde aynı şey geçerlidir. Kişinin yetkili ve etkili olması, onu farklı bir havaya sokabilir. Onda kibirli hareketler görülmeye başlayabilir. Paranın ve servetin en büyük güç olduğuna inanan ve mallarıyla övünen insanlar az değildir.

Aynı şekilde kişilik ve karakter bakımından yeteri derecede olgunlaşmamış bazı kimseler, toplumda önemli bir makama ulaştıkları zaman, eski günlerini unutup ailelerini ve tanıdıklarını küçük görmeye başlayabilirler. Onların bu tutumlarını gören insanlar, bir taraftan onlara kızarken, bir taraftan da aynı mala, mülke, makama, mevkie sahip olmanın uğraşını verirler. Hatta bazıları bir makam kapabilmek için ne taklalar atar, ne dalkavukluklar yapar. Kendisini küçük düşürdüğünün farkına bile varmaz. Yeter ki bir makam elde etsin. Böylece kendi yetersizliğini makamla, parayla gidermeye çalışır.

Kur’an mutlak anlamda zenginliği, yöneticiliği eleştirmez. Peygamberler de yöneticilik yapmış kişilerdir. Peygamberlerden de Hz. Süleyman gibi çok zengin olanlar vardı. Kur’an zenginliğin, malın, mülkün, makamın geçici olduğu bilinci içinde hareket edilmesini, bunların iyi kullanmak üzere Allah tarafından emanet olarak kişiye verildiğini özellikle vurgular ve farklı hareket edenlerin sonlarının kötü olduğuna dair misaller verir.

Malına, kazancına güvenme ile ilgili, toplumumuzda da ismi yaygın olarak bilinen Karun örneği genişçe anlatılır. Ancak suç işlemeyi karakter haline getirmiş olanlara, günahlarının nedeni sorulmaz ki.”

“Karun toplumunun önüne gösteriş içinde çıkıyordu. Dünya hayatını isteyenler; ‘Karun’a verilenler keşke bize de verilseydi! O gerçekten çok şanslı biri!’ diyorlardı.”

“Kendilerine ilim verilenler ise şöyle söylüyorlardı: Yazıklar olsun size! İnanıp yararlı işler yapanlar için, Allah’ın mükâfatı daha iyidir. Fakat ona ancak sabredenler ulaşabilir.”

“Böylece hem kendini yerin dibine batırdık hem de evini, barkını. Artık Allah’a karşı kimse ona yardımcı olamadı. Kendi kendini de koruyamadı.” (Kasas Suresi 78-81)

Aynı şekilde malının ve kazancının kendisine bir faydasının olmadığına dair bir örnek de Hz. Peygamber Efendimizin (s.a.v) amcası Ebu Leheb’dir. Tebbet suresinde, onun ve karısının ateşe gireceği, insanlara uyarı olarak anlatılır.

Makam sahibi olarak da Firavun’u ele alabiliriz. Firavun devlet başkanı idi. Kendisini tanrı olarak sunuyordu. İnsanlara zulmediyordu. Allah Hz. Musa’yı onun sarayında büyütmüştü. Hz. Musa “Allah’ın elçisi olduğunu” söyleyerek Firavun’u Allah’a inanmaya çağırınca Firavun, “ Eğer benden başka bir tanrı edinirsen seni kesinlikle zindana kapatırım” (Şuara Suresi 23-29) tehdidinde bulunmuştu. Sonra, Hz. Musa’ya inananları da darağacına çekeceği tehdidini savurmuştu. Fakat Allah Hz. Musa’yı ve ona inananları kurtarmış, Firavun ise denizde boğulmuştu. (Şuara Suresi 30-67) Böylece saltanatı son bulmuştu.

İşte dünyada sahip olunan her şeyin süresinin kısa olduğu çünkü gelip geçici olan her şeyin bir süre sonra bittiği unutulmamalıdır. Önemli olan, sahip olunan malın ve makamın Allah’ın razı olacağı şekilde kullanılmasıdır.

Yunus ne kadar da anlamlı ve güzel söylemiş: “ Mal sahibi, mülk sahibi/ Hani bunun ilk sahibi/ Mal da yalan, mülk de yalan/ Var biraz da sen oyalan.”

Selam ve Dua ile…

saidcelik-300x219

 

164 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
mutlaka okunmalı
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

Helvacıoğlu Fethiye * * * * * Oscar Rent A Car * * * * *
Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir © 2016 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.