Hoşgeldiniz  

Köşe yazısı Davut Fen -DAVAYA ADANMIŞLIK VE SEVGİLİ EŞLERİMİZ…

Erkan Ilik | 07 Ocak 2019 | Kültür

DAVAYA ADANMIŞLIK VE SEVGİLİ EŞLERİMİZ…

Dernekçiliği, davaya adanmışlığını bildiğimiz bir esnaf mühendis arkadaşımız vardır; her seçim döneminde gidişatla yakın ilgilidirler. Yine böyle bir yerel genel seçim döneminde eskiden olduğu gibi seçileceklerin içinde yer almayı yeğlemiş, eşi aynı doğrultuda etkin olup da diğer bir başka örgüt çatısı altında önemli yerde yer almıştı. Daha da açık anlatayım, Beyefendi bir yerde, hanımefendi ise bir başka yerde sorumluluk üstlenmişlerdi(!). Böylesi bir tutum içinde olmuşlardı.

Seçim sonuçları her ikisini de haklı olarak hiç de onaylayan bir sonuçla bitmemiş, bizler de hiç şaşırmamıştık. Burada demek açıkça şu; bakınız yetişkin çocuklarınız demiyorum, eşlerden her ikisi de etkin örgüt çalışmaları içinde yer alıyorlarsa ayrı ayrı yerlerde yer almaları hiç kabul görmez. Kardeşlerin sıklıkla ayrı ayrı örgüt içinde yer almalarına sıklıkla rastlanır. Onun da bir mantığı vardır! Anlaşılması zor değildir.

Bir başka üzerinde duracağım konu da şu dur; eş olan beyefendiyle ayak üstü rast gelmiş, konuşuyoruz. Seçim sonuçları alınmış; beklentilerimiz karşılanmamış. Üzgünüz. Sonuçlara ilişkin özeleştirimizi de o kısa ayaküstü konuşmamızda yapıveriyoruz. Karşılaştığımız kişi dava arkadaşlarımızdan biri. Diyor ki, “Ben bu işe soyunacağım. Soyunduğumda sonuç da alacağımı iyi biliyorum. Ne var ki, eşimden izin çıkmıyor. Bizimkisi diretiyor da diretiyor. ‘Girmeyelim bu işlere’ diyor, başka bir şey demiyor. ‘Ben de ‘dur bakalım hel’ deyip duruyorum”.

Şimdi gelin de siz, işin içinden çıkın! Orta da bir memlkete meselesi var. O durumda bile eşlerin dediğinden çıkılmıyor(!).  Olacak iş mi?

Daha sonraları bu dava arkadaşımız geçekten işe el attılar. Sorumluluk almada başat kişi olmadılarsa da ilk üçün içinde yer aldılar.  Gelin görün ki, yaşantılarında seçilmiş olmasıyla seçilmemiş olması arasında ben bir ayrım da göremedim. Aynı çevrede oturup kalkmayı sürdürdüler.

Daha kötüsü de var; işbirliği içinde olmaları gereken kümeyle de umulan eşgüdümü sağlayamadıklarından oldukça canı sıkkın hale geldiler. “Çoluğun çocuğun maskarası olmaktan” söz eder oldular. O konuda sıklıkla konuşup görüştükleri benim de iyi tanığım kişi de o çalışmanın içindeydiler.

Daha önceleri bir yazımda da belirtmiştim. Bir başka dava arkadaşımız da, köy köy,  mahalle mahalle bizimle birlikte seçim çalışmalarında yer alırken, sevgili eşleri de Avrupa gezisindeydeymişler. Hani ne derler, “Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı(!).” Aynen öyle işte. Bizim davaya adanmışlığımız ancak bu kadar(!). Ondan sonra da yine üzülen bizler oluyoruz. İyi mi?

Kem küm ederek konuya açıklık getirmeye çalıştığımın ayırdındayım. Ne yapayım, gelin de siz beni anlayıverin gayri! Beni de öylelikle bu işten kurtarın. Sözü de daha uzatmayayım.

İyi haftalar….

86 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
mutlaka okunmalı
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

Helvacıoğlu FethiyeOscar Rent A Car * * * * *
Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir © 2016 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.
Reklam? Gizle