Hoşgeldiniz  

Kendimize Göre Düşünüyoruz

4. M. Said Çelik | 14 Kasım 2017 | KöşeYazar

İnsan aczine-fakrına bakıp Cenab-ı Hakkın kudretini idrak etmeye, O’nun yüceliğini saltanatını kavramaya çalışmalı. Hz. Âdem’den (a.s) bugüne kadar milyonlarca insan, kendi acziyetinde Allah’ın kudretini gördü, Allah’a iman etti, O’na imanla yaşadı, O’na imanla göçtü. Milyonlarca insan da ne yazık ki kendi aczini ölçü kabul etti ve yanlış bir değerlendirmeyle Allah’ı inkâr etti ve inkârla göçtü gitti…

Her şeyden önce, bir şeyin ölçü olabilmesi için, o şeyin değişmez sabit niteliklere, özelliklere sahip olması gerekir. Biraz açacak olursak; Uzunluk birimi olan metrenin ölçü birimi olabilmesi için, metrenin her yerde 100 cm olması gerekir. Bir yerde 90 cm, bir yerde 85 cm, başka bir yerde daha başka bir değerde olursa, metre bir ölçü olamaz. Yine ağırlık birimi olarak kullandığımız kilonun ölçü birimi olabilmesi için, 1000 gr olması gerekir.

Bu tespitler doğru. Şimdi insanı ele alalım…

Acaba insan, ölçü bir kaynak olabilir mi? Olamaz… Neden olamaz?

Çünkü insan, beyniyle karar veren bir canlıdır. Beyin ise beş duyuyla beslenir. Dokunma, tatma, koklama, işitme ve göme… Evvela her şeye dokunması ve her şeyi tatması mümkün değildir. Koklama, işitme ve görme yeteneği, belli değerler arasındadır. Mesela oturduğu odada soluduğu havayı görmüyor. İşitme belli bir mesafe arasındadır. Fakat bu mesafenin dışında binlerce ses frekansı vardır. İşte insan işitme konusunda hayvanlardan geride kalmıştır. Koku olayında da hayvanların çok gerisinde olduğunu görüyoruz.

İnsanoğlu deneylerle bazı bilgilere ulaşmaktadır, ancak 100 sene önce deneyle ulaştığı bir sonuca 100 sene sonra “pardon, eksik ölçüm yapmışız” diyebiliyor. Bunları hatırladıktan sonra, insanın kendisini “referans nitelikli bir varlık” olarak göremeyeceğini anlıyoruz.

İnkâra giden bir insanın en büyük hatası, kâinatın büyüklüğüne şaşıp kalmasıdır. Milyonlarca galaksinin, içinde bulunduğu bir kâinat… İçinde bulunduğumuz Samanyolu galaksisinde tanıdığımız güneş, ay, yıldızlar ve üzerinde yaşadığımız dünya… Dünyada bulunan okyanuslar, nehirler, dağlar, ovalar, binlerce cins hayvanlar, binlerce cins bitkiler…

Bütün bu varlık âlemini sadece bir kişiye vermek insanın nefsine zor geliyor. Neden zor geliyor? Çünkü insan, kendini referans olarak aldığı zaman, bu kadar büyüklükte bir kâinatı bir kişinin eseri olarak kabul etmede zorlanıyor.

İnsan idrakinin zorlanmasını dikkate alalım. Farklı yoldan gidelim. İnsan neslinin devamına vesile olan spermi ele alalım. Sperm ancak mikroskopla görülebilecek kadar küçük bir varlıktır. Bu küçük varlığı Allah yaratıyor desek, nefsimiz bunu idrakte zorlanmaz. Çünkü sperm, öyle kâinat gibi erişilmez bir büyüklükte değildir, tam aksine çok küçük bir varlıktır. Ancak çok küçük olan bu sperm, insan vücudunda meydana gelmektedir. İnsan vücudu olmazsa sperm de olmaz. Sperm, insan vücudunun adeta çekirdeği, insan vücudundan süzülmüş bir tohum gibidir. Spermi Allah’ın yarattığını idrak ettikten sonra, spermin yaratıldığı insan vücudunu da Allah’ın yarattığını idrak ederiz.

Vücudumuzun işleyişinde hiçbir katkımız yok. Her şeyin en mükemmel şekilde tasarlanmış olması, insanın, “en büyük tasarımcı” olan Allah tarafından yaratıldığını gösterir. Sperm nasıl ki insan vücudundan süzülerek yaratılıyor, o halde spermi yaratan kim ise, insanı yaratan da O’dur.

Evet, insan, kâinatın büyüklüğüne bakarak inkâra gitmemeli, kendi küçüklüğüyle Rabbinin büyüklüğünü idrak etmeli ve kulluğuyla Mevla’sının sevgisini kazanmaya çalışmalıdır…

Selam ve Dua ile…

saidcelik

 

 

 

110 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
mutlaka okunmalı
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

Helvacıoğlu Fethiye * * * * * Oscar Rent A Car * * * * *
Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir © 2016 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.