Hoşgeldiniz  

İMAN VE KÜFÜR

4. M. Said Çelik | 12 Mart 2015 | KöşeYazar

İMAN VE KÜFÜR

 

Birbirine en uzak şeyler nelerdir? Denilirse küfür ve iman diyebilirsiniz; neticeleri itibarıyla böyledir. Fakat hayat içinde yaşadığınız şeyler itibarıyla; hisleriniz, hevesleriniz, şuurunuz, kalp ve Ruhunuz açısından bakınca birbirine en yakın şeyler de küfür ve imandır. Aralarında incecik bir perde vardır.

Onun için perdenin öte tarafına yuvarlanıp düşenlerin dedikodusunu edip, “Nasıl oldu da düştüler?” falan deme yerine “Allah bizi düşürmesin.” diye Cenab-ı Hakk’a teveccüh edip yalvarmak lazımdır. Devamlı surette, “Rabbena la tüziğ kulübena ba’de iz hedeytena – Allah’ım hidayet buyurduktan sonra kalplerimizi kaydırma” demek gerekir.

Bütün kardeşlerimiz için de aynı duayı yapmalıyız. Çünkü hiç umulmadık kimseleri de kaybedebiliriz. İşte tahribatın kolay olmasına, ister şeytani meselelerin insana daha cazip, daha hoş gelmesine, isterseniz de her zaman tetikte yaşayamamaya… Neye verirseniz veriniz, hiç beklenmedik anda kayabilir ve devrilirsiniz.

Bundan dolayı, insan kendine hiç güvenmemeli, O’na (yaratana) tutunmalı ve bu şekilde ayakta durmaya çalışmalı, kendini çok küçük görmeli, her gece bin rekât namaz kılsa, başını yerden kaldırmasa da kulluğunu yapamadığı inancında olmalı. Senenin her gününü ibadetle dopdolu yaşayan bir kul “Rabbime şu kadar ibadet ettim, şu meselede şöyle elde ettim şuna eriştim.” Şeklinde aklının köşesinden geçirse kendisini bir paye ve makam sahibi zannetse, onun bu düşünceyle tükettiği o anlar, hayatın en karanlık dilimleridir. Oysa dikkatli bir kul, yaşamını iman esaslarına göre değerlendirmeli ve geçmişte yaşadığı yanlışlıklara tevbe etmeli, Allah’ın rızasından başka bütün taleplere kapanmalıdır. Küfrün sebepleri çok sinsi olduğundan dolayı, ibadetiyle göklere uçan bir insan dahi küfre düşebilir. Onun içindir ki, bugün İman ve İslam’a ait hakikatlerin izah ve takviyesine bütün gayretlerin sarf edilmesi gerekir…

Şu ibret alınacak itirafa dikkatinizi çekmek istiyorum:

Ömrünün elli yılını komünist ideoloji yolunda harcayarak bu batıl davasında şöhreti yurt dışına kadar taşmış insan olan Salih GÖKKAYA, hayatının son yıllarında İslam’la müşerref olarak Hakk’a rücu eder. Gökkaya, Komünizm fırtınalarının bütün dünyayı kasıp kavurduğu bu günlerin birinde Türkiye Komünist Talebe Teşkilatı Başkanı sıfatıyla Yugoslavya Devlet Başkanı Tito’nun şeref misafiri olarak Belgrad’a davet edilir.

      Ömrünün son günlerini geçirmekte olan Tito’yu ziyaret ettiklerinde, hayatını komünizme adayan bu ihtiyar liderin pişmanlık içinde dudaklarından dökülen şu itiraflar, apayrı bir tarihi kıymet ifade etmektedir.

      Yoldaş, ben ölüyorum artık… Ölümün ne derece korkunç bir şey olduğunu size anlatamam. Anlatsam bile sıhhatli ve genç olan sizler, bu yaşta bunu anlayamazsınız. Düşünün; ölmek, yok olmak… Toprağa karışmak ve dönmemek üzere gidiş… İşte bu çıldırtıyor beni… Dostlarımızdan, sevdiklerimizden, unvan ve makamlardan ayrılmak… Dünyanın güzelliklerini bir daha görememek… Ne korkunç bir şey anlamıyor musunuz?

      Yoldaşlarım, sizlere açık bir kalple itirafta bulunmak istiyorum:

      Ben öldükten sonra, toprak olacaksam, diriliş, ceza veya mükâfat yoksa benim yaptığım mücadelenin değeri nedir? Söyleyin bana? Ha yoldaşlarımın kalbine gömülecekmişim veya unutulmayacakmışım neye yarar?

      Ben mahvolduktan sonra, beni alkışlayanların takdir sesleri, kabirde vücudumu parçalayan yılan ve çıyanları insafa getirir mi? Söyleyin bu gidiş nereye? Bunun izahını Marks, Engels, Lenin yapamıyor.

      İtiraf etmek zorundayım;

      Ben Allah’a, Peygambere ve ahirete inanıyorum artık. Dinsizlik bir çare değil. Düşünün, şu kâinatın bir Yaratıcısı, şu muhteşem sistemin bir Kanun Koyucusu olmalıdır… Bence ölüm de son olmamalıdır. Mazlumca gidenlerle, zalimce ölenlerin bir hesaplaşma yeri olmalıdır. Hakkını almadan, cezasını görmeden gidiyorlar. Böyle keşmekeş olamaz. Ben bunu vicdanen hissediyorum. Öyle ki, milyonlarca suçsuz insanlara yaptığımız eza ve zulümler, şu anda boğazıma düğümlenmiş bir vaziyette…

      Onların ahlarına kulak verecek bir merci olmalı… Yoksa insan teselliyi nereden bulacak? Bunların bir açıklaması olmalı… Marks bu mevzuda halt işlemiş. Uyuşturmuş beynimizi…

      Nedense ölüm kapıya dayanmadan bunu idrak edemiyoruz. Belki de göz kamaştırıcı makamlar buna engel oluyor. Ben bu inancı taşıyorum yoldaşlarım, sizler de ne derseniz deyin!         Allah’’ın Selam’ı Rahmeti, Mağfireti ve bereketi üzerinize olsun…

 

 

2575 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
mutlaka okunmalı
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

Helvacıoğlu FethiyeOscar Rent A Car * * * * *

Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir © 2016 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.
Reklamı Gizle