Hoşgeldiniz  

İMAN İLE GELEN MUTLULUK

4. M. Said Çelik | 04 Ocak 2019 | KöşeYazar

“Allah (c.c), kimi hidayete erdirmek isterse, onun göğsünü İslam’a açar; kimi saptırmak isterse, onun göğsünü, sanki göğe yükseliyormuş gibi dar ve sıkıntılı kılar. Allah (c.c), iman etmeyenlerin üstüne işte böyle pislik (sıkıntı) çökertir.” (En’am suresi 125)

Manevi boşluk içindeki toplumları kıskacına alan bir hastalık: “DEPRESYON

Çağımızın en sık rastlanan, hatta en önde gelen hastalıklarındandır. En çok da içine kapalı, duygusal insanlarda ve dünya hayatına hiç bitmeyecekmiş gibi bağlı olanlarda, yaratılış amaçlarını tam olarak kavramayanlarda görülür.

Bu hastalığa neden olan sıkıntı ya da günümüzde sıkça kullanılan deyimiyle stres pek çok hastalığı beraberinde getirir.70–80 yaşlarındaki inançlı ve ibadetlerini düzenli olarak yapan büyüklerimize baktığımızda, onları huzurlu ve dengeli görürüz. Oysaki günümüzde en çok ruhsal sorunlar, genç ve orta yaş guruplarında görülmektedir.

Depresyon belirtileri, karamsarlık, dalgınlık, unutkanlık, gerginlik v.b endişe halidir. Depresyondaki kişinin gelecekle ilgili kaygıları artar. Her şeyin kötüye gideceğini düşünür. Hiçbir şeyden zevk almaz, üretkenliği azalır. Hasta yoğun suçluluk duyguları içinde kendisiyle çatışır. Bu durum tam olarak, Allah’ın (c.c) Kur’an da haber verdiği gibi kişinin kendi kendine zulmetmesidir.

“Şüphesiz Allah insanlara hiçbir şeyle zulmetmez. Ancak insanlar kendi nefislerine zulmediyorlar.” (Yunus suresi 44)

Günümüz toplumunda oldukça yaygın bir hastalık haline gelen depresyon, genellikle inançsız ve tevekkülsüzlüğün, insanların günlük yaşantısına kattığı azaplardan sadece biridir. İşte dinden uzak yaşayan insanların yaşadıkları bu gibi ruhsal bozuklukların temelinde, güzel ahlaktan yoksunluk, manevi boşluk, teslimiyetsiz ve tevekkülsüz bir hayat anlayışı vardır. Yaşamını İslam ahlakından uzak sürdüren bu insanların sonsuz azabı henüz onlar yeryüzünde iken başlar. Sağlıklıyken kendilerini hasta hisseden, güvendeyken korku ve endişeye kapılan ve varlık içindeyken gelecekte yoksul kalma korkusuyla yaşayan bu insanlar, hayatları boyunca kendilerine zulüm ve eziyet etmektedirler. Cenab-ı Allah (c.c), insan bedenini ve ruhunu din ahlakının yaşanmasına uygun olarak yaratmış ve bu özelliklerle donatmıştır. Bu beden, yaratılışına aykırı kullanıldığında maddi ve manevi olarak bozulmaya, çökmeye mahkûmdur.

Toplumlarda da bunun örneklerine sık sık rastlanır. Çok neşeli, huzurlu, dünyaya iyi gözle bakabilen, başlarına gelen olayların güzel yönlerini yakalayabilen, isyana ve karamsarlığa kapılmayan insanların genelde bedenen de sağlıklı ve dinç oldukları, geç yaşlandıkları bilinir. Bu nedenle insanlara gazetelerde, dergilerde her fırsatta genç ve sağlıklı kalmaları için mutlu ve huzurlu bir yaşam sürmeleri, güler yüzlü ve iyimser olmaları, çabuk öfkelenmemeleri yönünde çağrılar yapılır. Bu çağrıyı Yüce Allah Kur’an-ı Kerim de bizlere şöyle bildirmektedir:

“Onlar, bollukta da darlıkta da infak edenler, öfkelerini yenenler ve insanlar (daki hakların) dan bağışlama ile (vaz) geçenlerdir. Allah, iyilik yapanları sever.” (Al-i İmran suresi 134)

Ayetten de anlaşıldığı gibi, affetmeyi benimseyen insanlar, hem dünya hayatında rahatı ve huzuru sağlar hem de Allah’ın emrini yerine getirmiş olurlar.

“Onlar inanmışlar, kalpleri Allah’ı anmakla huzura kavuşmuştur. Dikkat edin, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzura kavuşur.” ( Rad Suresi 28)

Mü’minler Allah’a tevekkül ettikleri ve kadere teslimiyet içinde yaşadıklarından, aklen ve ruhen son derece sağlıklı ve dengeli olurlar. En olumsuz sonuçlarla bile karşılaşsalar, bunun Allah’tan gelen bir deneme olduğunu ve olayları Kur’an a göre değerlendirmesi gerektiğini bilirler. Hiçbir ümitsizliğe, üzüntüye ve strese kapılmazlar. Çünkü gerçek hedefleri ahirettir ve önemli olanda sonsuz ahiret mükâfatını kazanmak için gerektiği gibi hareket etmiş olmaktır.

Allah’a olan güçlü inançlarından dolayı, hiçbir olaydan ve olumsuzluktan etkilenmez ve güçsüzleşmezler. Dolayısıyla onların bu ruhsal ve psikolojik sağlığı, bedensel sağlıklarına da olumlu bir etki olarak yansır. İşte İslam’ı yaşamak ile yaşamamak arasındaki sayısız farklardan biri budur. Ruh sağlığı ve huzur, Allah’ın kendisine yönelip dönenlere ve dinine sarılanlara vaat ettiği sonsuz nimetlerinden dünyadaki yalnızca bir parçasıdır. Önemli bir noktayı daha belirtmek gerekir. Elbette hak dinin yaşanmasındaki amaç, sadece manen huzurlu olmak ve hastalıklara yakalanmamak gibi dünyevi kazançlar elde etmek değildir. Amaç, Allah’ın rızasını, rahmetini ve cennetini kazanmak olmalıdır. Kaldı ki; Kur’an ahlakını tam olarak yaşayan mü’minlerin sonsuza dek sürecek mutluluğu ve huzuru, henüz dünyada iken başlar.

      Bugün 21.y.y insanının yapması gereken şey, daha fazla kayba uğramadan yaratılışına dönmesi ve İslam ahlakını yaşamasıdır. Aksi takdirde hem dünyada hem de ahirette zarara uğraması söz konusu olacaktır…

Selam ve Dua ile…

saidcelik1-300x219

33 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
mutlaka okunmalı
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

Helvacıoğlu FethiyeOscar Rent A Car * * * * *
Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir © 2016 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.
Reklam? Gizle