Hoşgeldiniz  
ford_940x100_courier

GİRDEV YAYLASI VE KOZMOS

Metin Denizmen | 16 Temmuz 2019 | KöşeYazar

GİRDEV YAYLASI VE KOZMOS

Hava kararmadan çadırımı kurabilme derdindeyim. Sert bir rüzgâr, üzerimdeki söğüt ağacını silkeledikçe küçük dal parçaları düşüyor. Hemen önümde küçük bir pınar, rüzgârın sesine yenik düşmüş şırıltılarla varlığını ispata çalışıyor.
Semaverde çay demlenirken, çoban sofrası hazır minik masamın üzerimde. 1800 metre rakımdaki Girdev Yaylası’nda çay başka, peynir zeytinin lezzeti başka oluyor.
Şaşılası bir hızla artıyor gökyüzündeki yıldızlar. Düşünce seli alıp götürmeye başlarken, daha ötelere savursun diye Rahmaninof’un 2. Nolu Piyano Konçertosunu açıyorum. Bir başka âlemde, başka bir zaman kuşağındayım şimdi.
2. Nolu Piyano Konçertosunda, Rahmaninof’un ne anlatmak istediği hakkındaki tartışmalar ölümünden yıllar sonra da sürüp gidiyor. Ben, sürüklendiğim arınmışlıkla, akıp gidiyorum Rahmaninofile, yanımdaki pınara bir damla su çarpıyor, büyüyor pınar, diğer derelerle birleşiyor, korkunç anaforların girdabında savurup sarhoş ettikten sonra ürkünç derinlikte bir denizin sükûnetine akıyor çağlayan ve huzur buluyor.
Derler ki; bu konçerto, günlük yaşamın kalıpları ile hemhâl olmuş insanın, sevdiklerini ihmal edişinin yakınmasıdır. Uzandığım şezlongda tam da bunu düşünüyorum; rutinde boğulan insanın, Varoluş’un mucizeleri karşısındaki duyarsızlığının, ilgisizliğinin, dümûra uğramış estetik kavramının dolayısıyla pişmanlıkların, insan ruhunda başkaldırıp yarattığı girdaplarla aklını başından alarak, özeleştiriler çağlayanından kabullenişin huzuruna uzanan muhteşem macerasıdır Rahmaninof’un bu bestesi.
Saatlerdir samanyolu galaksimizi fotoğraflama isteğim yüzünden uykusuzum. Samanyolu, önünden geçen bulutlar yüzünden sergileyemiyor güzelliğini. Tripodumu kurup sabırla bekliyorum, giderek üç beş evden süzülen ışıklar da kayboluyor.
Ayazın hâkim olduğu geç saatlerde, üzerimde kat kat giysilerim, büzüldüğüm şezlongda, gölden yükselen serenatlarını dinliyorum kurbağaların. Puhu kuşlarının ürkünç seslerine, yakınlardan burunları ile toprağı kazan yaban domuzlarının homurtuları karışıyor.
Üzerimde parlayan milyarlarca yıldız eziyor, dövüyor beni, sürekli kışkırtıyor. Bir yandan, insanoğlunun kendi ürettiği acizliğini, yalıtılmışlığını yaşarken, diğer yandan Kosmos’ta sonsuz sayıda türdeşimiz, kardeşimiz olduğunu düşünüyorum, göğsüm kabarıyor.
Sonunda, basıyorum deklanşöre ve imkânlarım ve bilgim ölçüsünde aklın sınırlarını zorlayan Samanyolu’ndan gelen fotonları davet ediyorum kamerama.
Bir daha, bir daha derken, sessizliği fark ediyorum. Puhular, kurbağalar, domuzlar yok artık. Serçelerin telâşlı sesleri dolduruyor Girdev Yaylasını ve şafak söküyor.
Samanyolu, gençlik romantizmlerimin esin kaynağı idi. Ne hikmetse, Samanyolu şarkısını sevgililerimizle ellerimizi birleştirerek söylerdik hep.
İlerleyen yaşlarda, Varoluş nedenimiz olan tarifi imkânsız bir mekâna dönüştü; Yüz milyar yıldıza, iki yüz milyar gezegene ev sahipliği yapan aklın ve ( şimdilik ) bilimin sınırlarını zorlayan bir mekân Samanyolu.
Tatar efsanesindeki, bir hırsızın saçtığı saman parçaları mıdır bilemem ama; bilmemiz gereken, bizleri sağaltan, kibir, rutin kurnazlıklar, yalan dolanların, Kozmik mekân ve takvim içerisinde hiç mi hiç kıymet-i harbiyesinin olmadığı.
Çizgiyi aştığınızı hissettiğinizde ( hissedebilirseniz tabii ), üşenmeyin geçin oturun bu muhteşem Galaksi’nin karşısına ve sizi kirleten hasletlerinizi toprağa verin…

36 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
mutlaka okunmalı
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

Helvacıoğlu Fethiye * * * * * Oscar Rent A Car * * * * *

Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir © 2016 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.