Hoşgeldiniz  

GEÇERLİ BİR MAZERETİMİZ YOK!

4. M. Said Çelik | 10 Ağustos 2018 | KöşeYazar

Dünya büyük bir sahnedir. Bütün insanlar bu sahnede bir oyuncu. Nasıl ki tiyatronun sonunda perdenin inişi ile son buluyorsa bir gün dünya sahnesindeki o büyük perde de inecek. Bu büyük perde indiğinde herkes rolünün karşılığını almak için çıkacak Allah’ın huzuruna.

Malum olduğu üzere hepimiz bu dünyada misafiriz. Her gelen ömrünü tamamlıyor ve öte dünyaya göçüp gidiyor. Her ne kadar dünya hanında misafir de olsak Rabbimiz yanlış yollara girmememiz için de bizlere elçiler göndermiş. Elbette ki, bu elçileri gönderen Rabbimizin bizden istediği bir takım şeyler olmalı.

Nasıl ki bizler, ihsan ve iyilikte bulunduğumuz insanlardan teşekkür ve hürmet bekleriz. Aynen bunun gibi bizi sayısız nimetleriyle donatan, şuursuz bir topraktan tarif edemeyeceğimiz leziz nimetlerle bize iltifat eden, dünyayı bize bir ev, güneşi o evimize bir soba yapan, Ay’ı geceleyin bir lamba ve semayı da tavan yapan, dünyamız gibi daha nice küreleri tesbih taneleri gibi feza boşluğunda kudret elinde çeviren Allah (c.c), elbette hiçbir şeye ihtiyacı olmadığı halde bu nimetlerine karşılık bizden bir takım teşekkürler isteyecektir. İşte biz, bu teşekkürün adına “Allah’a kulluk” diyoruz. Rabbimiz yapacağımız bu kulluk ve teşekkürün mahiyetini, yolunu, yordamını sevgili ve elçisi Peygamber Efendimiz (s.a.v) vasıtasıyla bizlere ifade etmiştir. O’na ne kadar şükretsek azdır.

Bu sebeple dünyadaki işlerimizi, attığımız her adımdan ve aldığımız her nefesten ahirette hesap verme şuuruyla yapmamız gerekiyor. İşte bu iki noktaya değinen Kur’an-ı Kerim: “ Dünyadan nasibini unutma.” (Kasas suresi 77) diyerek insana dünyasını mamur etmeyi tavsiye ederken, “ Bizim sizi boşuna yarattığımızı, bizim huzurumuza dönüp hesap vermeyeceğinizi mi sandınız?” (Mü’minun suresi 105) demek suretiyle de ahiret hayatının esas olduğunu, dünya yüzünden ahireti kaybetmemenin en birinci vazife olduğunu ifade ediyor.

Evet, dünyaya Allah’ın geçici bir memuru sıfatıyla gönderilen her insanın burada bir misafir ve fani olduğu ve mahiyetinin ebedi bir hayata yönelik bulunduğu katiyen tahakkuk etmiştir. Zira kimse ölmeyi istemez. İşte en mühim arzumuz olan bu ölmeme, ebedi kalma duamızı Rabbimiz kabul buyurmuş ve bizim için Cennet’i yaratmıştır.

Ancak Allah, oraya layık edep ve hayâyı burada talim etmek gerektiğinden bizleri imtihana tabi tutmuştur. İmtihan da öyle bir imtihandır ki meşakkatsizdir, sorusu belli, zamanı belli, neticesi bellidir. Mesela; abdest alıp namaz kılmak, bir tarih kitabını ezberleyip imtihana girmeden daha mı zordur? Senede bir ay oruç tutmak, zihinleri durduran matematik, geometriden daha mı zordur? Hırsızlık yapmamak zor bir şey midir? Ölçü ve tartıda hile yapmamak bir biyoloji kitabını ezberleyip imtihana girmek kadar zor mudur? Zina yapmanın insanlıkla irtibatı nedir? İçki içmedeki gaye nedir? Altmış Yetmiş senelik bir hayat için gece gündüz çalışıp gayret gösteren insanı, dünyevi imtihanlardan çok daha kolay olan bir imtihanı kazanmak için gayretten alıkoyan hangi geçerli ve mantıklı bir mazeret gösterilebilir.

Kısaca; Dünya hayatı, her insanın ahiret yurduna ulaşmadan önce imtihan olduğu geçici bir mekândır. İmtihanın amacı, insanı imani anlamda olgunlaştırmak, onu sonsuz ahiret hayatına hazırlamaktır. Samimi kalple Allah’a yönelen bir insan, karşısına ne tür zorluk çıkarsa çıksın, mutlaka bir kolaylıkla karşılaşacak ve doğruyu bulacaktır…

Selam ve Dua ile …

 

153 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
mutlaka okunmalı
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

Helvacıoğlu Fethiye * * * * * Oscar Rent A Car * * * * *
Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir © 2016 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.