Hoşgeldiniz  

EVDEKİ BULGURDAN OLMAK

6. Mehmet Uçar | 06 Mart 2016 | KöşeYazar A- A+


EVDEKİ BULGURDAN OLMAK

İnsanlık ailesinin binlerce yıllık yaşantısı ve acı-tatlı olaylardan çıkardığı derin tecrübesiyle ortaya koyduğu bilgelik derecesindeki sözlerden birincisi atasözleri ise ikincisi de deyimlerdir. Öyle ki atasözleri ve deyimler, bir yönüyle kamunun ortak aklının ve vicdanının yansıması olarak da görülebilir.

Hep güçlünün ve kazananın tarihi metinleri yazdığını gören Afrikalılar, aslanlar kendi tarihlerini yazıncaya kadar avcı hikayeleriyle yetineceğiz, diyerek komşumuz Araplar ise, eden bulur, atasözüyle günlük sonuçlarına bakarak değerlendirdiğimiz tarihsel olaylara daha yukarıdan bakmayı öğütlemişlerdir.

Bugünlerde özellikle Suriye iç savaşını ve çeşitli ülke yetkililerinin bu olaya dönük açıklamalarını her duyduğumda ardından bizim yöneticilerin söz, tavır ve hamlelerine baktığımda ağzımda pelesenk olan söz, Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak, şeklindeki deyimimiz oluyor.

Aslında mili duyguları yüksek bir aileden geliyorum ve üniversite yıllarımdan beri de halihazırdaki ülke sınırlarını yetersiz bulan bir anlayışta olmama rağmen Suriye’ye müdahale ihtimalinin nihayetinde yeni bir toprak parçası elde etmekten öte mevcut sınırlarımızın dahi korunamayabileceğini öngörüyorum.

Evet, başlangıçtaki ortak bakanlar kurulu toplantıları, sınırların mayınlardan arındırılması, vizesiz geçişlerin önünün açılması, karşılıklı ziyaretler ve PKK’nın Suriye’den çıkarılması gibi olumlu gelişmelerden bugüne Suriye’de 4 yıllık iç savaşın sonunda dananın kuyruğunun kopacağı noktaya gelmiş bulunuyoruz.

Dananın kim olduğu sorusuna verilecek cevabın bazen Irak ve Suriye bazen de İran ve Türkiye olarak değişebileceğini hatırlatmadan da geçemeyeceğim. Biz doğulularının tavla merakından batılıların satranç hamlelerine uzanan zihinsel bir film senaryosu kurguladığımızda Orta Doğu’da Kürtlerin yaşadığı dört ülkeden ikincisinde de özerk bir bölge kurulmakta olduğunu görüyoruz. Belki de Suriye iç savaşında PYD’nin başlangıçta tarafsız kalması Esad yönetimi tarafından verilen özerklik güvencesine dayanıyordu.

Başbakan Sayın Ahmet DAVUTOĞLU’nun son İran ziyaretinde petrol fiyatlarındaki düşüş, ekonomik daralma ve küresel arenadaki siyasi dışlanmışlık gibi nedenlerle batılılarla yakınlaşmada yeni bir noktaya evirilen muhataplarına, bölgesel sorunların çözümünde işbirliği yapalım ve bölge dışı unsurları dışarıda tutalım, diyerek sıranın İran ve Türkiye’ye geleceğine dair haklı uyarılarının olduğunu düşünüyorum.

Kim ne derse desin bendeniz şahsen Rusya ve ABD’nin Suriye konusunda ve İsrail’in güvenliğini de kapsayan bir projede, ki yaşanan bu hadise Büyük Orta Doğu Projesi’nin sadece bir ayağıdır, anlaştığını tahmin ediyorum. Türkiye’nin Suriye’ye olası bir müdahalesinde NATO’nun tavrının ne olacağını merak edenler, bizahmet bazı küçük Avrupa ülkelerinin dışişleri bakanlarının açıklamalarına dikkatle bakmalıdır.

Bazılarımızın bana şöyle bir cümle kurarak itiraz etmesi de muhtemeldir: E yani şimdi biz hemen yanı başımızda olup biten bu sıcak gelişmelere kayıtsız mı kalalım? Elbette kayıtsız kalalım demiyoruz; zaten biz ülkece Suriye iç savaşının bütün yükünü hem doğrudan hem de dolaylı olarak çekiyoruz. Suriyeli mültecilerin en yoğun yaşadığı ülke neresi diye baktığımızda bizim kayıtsız kalmadığımız da anlaşılacaktır.

Değerli okurlarım, yanılmayı binlerce kez isterim; ancak sürecin büyük fotoğrafını çektiğimde sanki iş sadece Irak ve Suriye’de kalmayacak, Allah korusun bizim topraklarımıza da yönelecek gibime geliyor. Paranoyak değilim; asıl planın bu olduğundan ise hiç kuşkum yok. Ah Hatay, ilk ‘bulgur’ sen misin yoksa?

mehmetucar

1101 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

* * * * * Oscar Rent A Car * * * * *

Bu Kitabı Okumalısınız!

Bu Kitap Başucu Kitabıdır
DOLAR 5,9324
EURO 6,5581
BIST 7,7821
ALTIN 297,79

Çok Okunan Haberler

Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir. © 2019 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.
Reklamı Gizle