Hoşgeldiniz  
ford_940x100_courier

Eski Fethiye Yazıları YÜRÜRKEN EV

3. Güngör Berk | 09 Eylül 2019 | KöşeYazar

 

 

Yürüdüğü kadar yaşamış olacaktı. Yürüdüğü zaman doğayı biliyordu. Kaldığı tüm kentleri de yürüyerek tanımıştı. Yararlı ayrı bir yanı da vardı. Zaman geçirmenin korkunç şekilde güçleştiği yerlerde insanı iyileştiriyordu. Can sıkıntılarını gideriyordu. Kasabanın bu yolunda ilk yürüyüşüydü. Deniz kıyısını izleyerek koyun içine ilk kez girecekti. Yolun bittiği yere kadar gidecekti. Burayı öğrenmiş olması için yine aynı yoldan dönmeliydi. Denizi, dağları, denize inen çam ağaçlarını, kasabayı ayrı açılardan görecekti.

 

Yolda yalnızdı. Sahil boyunca, koyun içine doğru yürüyordu. Kıpırtısız deniz sağındaydı. Denizdeki sandalların boyaları solmuştu. Denizde göğün ve çamların rengi vardı. İnsanı ısıtmayan bir öğle güneşiydi. Üstünü çıkarmış birisi kayığının suyunu boşaltıyordu. Her şey suskunluk içindeydi. Dinleniyor gibiydi. Okula giden çocuklar evlerinden erken çıkmıştı. Kıyıya inmiş, denize taş atan çocukları gördü. Yolda oturup onlara bakan küçüğü, elma ısıran kızı geçti. İyi giysili ve temiz yüzlü kızlardan sonra fakir kılıklı ve çilli kızlarla karşılaştı. Saçı örgülü kız “- Orucu bunlarla açarız”, dedi.

 

Sıla da oruç tutuyor olmalıydı. Akşamleyin, ezan saatinde, kalabalık bir sofranın başında, anası ve babasıyla oruç açacaktı. Doğanın en güzel ve en etkili zamanında evin kapısı kapanacaktı. Başı örtülü sofraya oturacak, yüzüne yerleşen bir ciddilik içinde orucunu bozacaktı. Sıla’yla evlenmenin güçlüğü buradan başlıyordu.

 

Birçok önemli sorun, aşılacak engel daha vardı. Yürüyüşü sevmiyorsa ne yapardı? Küçük gezintilerde bile ayakları şişiyorsa? Kendisinin okuduğu yapıtlardan etkilenmiyorsa? Kendisinin dinlediği ezgilerden sıkılıyorsa? Hepsi önemli ayrıntılardı. Özgürlüğünü, şimdiki rahatlığını paylaşabilmesi için, Sıla’nın kişiliği önemliydi. Sıla’yla yaşam paylaşılabilir miydi?

 

İnsanlar evlenmekle vazgeçilmez bir yola giriyorlardı. Ekmek kavgası içinde,  çocuk ve komşular arasında yaşlanıyor, dünyadan göçüyorlardı. Evlenmekle yaşam biçim değiştiriyor ve bitiyor gibiydi. Kadının cinsellikle başlayan ve erkeği eve kapayabilen bir çekimi vardı.

 

 

Koyun ucuna gelince durdu. Çam örtüsü altında kızıl bir dağ ile ak bir dağın birleştiğini gördü. Peridotit ve kalker sınırını uzaktan izlemek, peridotitin denize daldığını görmek hoşuna gitti. İki ortaokul öğrencisi çocuk yanından geçti. Birisi yakındaki iyice bir eve girdi. Öteki kıyı boyunca yürümeye devam etti. Orada fakir bir ev vardı. Evler bile zengin ve fakir yaşamlara göre yapılıyordu. Geriye döndü, denize bakarak yürüdü.

 

Evlenince Sıla’nın dostlarıyla da, sevse de sevmese de, ilişkiler kuracaktı. İşsiz erkek kardeşine iş bulması gerekecekti. Yaşlı anne ve babasıyla birlikte oturmaları da cabasıydı. Bu işlerin sevgiyle, Sıla’nın kızıl ve ince dudaklarıyla ilgisi yoktu. Ama Sıla yalnızdı. Çevre zorluyordu. Sıla’ya evlilik anası, babası, kardeşi ve onların yıllanmış dertleri, çözüm bekleyen sorunlarıyla gelecekti. Başka şekil yoktu.

 

 

GÜNGÖR BERK

KÖŞE YAZISI GÜNGÖR BERK_640x414

 

 

 

 

 

23 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
mutlaka okunmalı
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

Helvacıoğlu Fethiye * * * * * Oscar Rent A Car * * * * *

Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir © 2016 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.