Hoşgeldiniz  

DİN GENÇLİKTE Mİ YAŞANIR, İHTİYARLIKTA MI? M. SAİD ÇELİK

4. M. Said Çelik | 30 Ekim 2018 | KöşeYazar

*Bu yaşta namaz kılmaya ne gerek var, yaşlanınca kılarsın…

*Önce hayatını doya doya yaşa… Nasılsa yaşlandığında bir şey yapamayacaksın, köşene çekilir ibadet edersin…

*Gençken gününü gün et, yaşlandığında tövbe edersin, hiçbir günahın kalmaz…

*Ölmeden mezara mı girmek istiyorsun?

Çevrenizden bu sözleri sıklıkla duyarsınız. Adeta şeytanın ağzından söylenen bu sözler, toplumda dinin bir “ yaşlılar dini “ gibi görülmesinden kaynaklanır. Büyük bir kesimde yaygın olan çarpık anlayışa göre dini, yalnızca yaşlılar, köşesinde oturup tesbih çeken ya da Yasin Suresini okuyan nine ve dedeler yaşar. Gençler öncelikle dünya zevklerinden yararlanmalıdırlar; ileride isterlerse ibadetlerini yapabilirler.

Bu umursuz ve kayıtsız psikolojiye sahip kişilerin inancına göre din, ölüme yaklaştıkları dönemde ya da zorluk ve sıkıntı zamanlarında bir rahatlama vasıtasıdır. Sıkıntılı oldukları dönemlerde, bir beklentileri olduğunda veya önemli bir olay öncesi; mesela bir sınav, bir hastalık v.s olduğu zaman Allah’a dua eder, evlerinde Kur’an okutturur veya kendileri belli sureleri okur vicdanlarını rahatlatırlar.

Buradaki sorun din konusundaki bilgilerin Kur’an’dan değil, atadan, dededen, eş dosttan veya komşudan edinilmesindendir. Kur’an yalnızca yaşlıları değil, iyi ve kötüyü ayırt edebildiği, aklı olgunlaştığı ve şuuru açıldığı yaştan itibaren her insanı muhatap alır. Ve her insan ölene kadar Kur’an’dan sorumludur.

İbadete yönelme vakti gençliktir. Yaşlılıkta acz vardır. Yaşlılık hastalıklar, bedensel zayıflıklar yüzünden birçok ibadetin yerine getirilemediği, hatta sorumlulukların aza ineceği bir dönemdir. Gençlik ise Allah’ın bahşettiği en büyük nimetlerden biridir. İnsanın, fiziksel ve zihinsel açılardan en verimli olduğu dönemi, Allah’ı unutarak, O’ndan uzak geçirmesi ne büyük gaflettir. Kur’an ahlakını hem yaşamak hem de yaşatmak için çaba göstermek güçlü ve sağlıklı insanların yapabileceği ibadetlerdir. Yaşlı bir insan bunların ne kadarını yapabilir?

Dini ileride yaşarım diyerek gençken din ahlakından uzak bir yaşam süren bir kişinin aslında bir dakika sonra ölmeyeceğine dair hiçbir garantisi de yoktur. Kur’an’da bu konuyla ilgili şöyle buyrulur:

“ Kıyamet saatinin bilgisi, şüphesiz Allah’ın katındadır. Yağmuru yağdırır; rahimlerde olanı bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilmez. Hiç kimse de hangi yerde öleceğini bilmez. Hiç şüphesiz Allah bilendir, haberdardır.” (Lokman suresi 34)

Kur’an, pek çok ayette genç yaşta peygamberlik ve elçilik görevi verdiği kutlu insanların, onlarla birlikte olan iman sahibi gençlerin kıssalarını aktarır ve hepsinden övgüyle söz eder. Genç ve sağlıklıyken Allah’ın çağrısına icabet etmeyenlerin ahirette yaşayacakları durum, “ Ayağın üstünden (örtünün) açılacağı ve onların secdeye çağrılacakları gün, artık güç yetiremezler. Gözleri ‘korkudan ve dehşetten düşük’, kendilerini de zillet sarıp-kuşatmış. Oysa onlar, (daha önce) sapasağlam iken secdeye davet edilirlerdi. (Kalem suresi 42-43) ayetiyle tarif edilir.

Din samimiyetle yaşanır. Gençken hayatımı yaşayayım. Ölmeden önce de nasıl olsa tövbe ederim, Allah bütün günahlarımı affeder gibi bir çarpık düşünce, Allah’a karşı çok büyük samimiyetsizliktir. Çünkü bu söz aslında, ben şimdi Allah’ın sınırlarını istediğim gibi çiğner, günah işler, harama girerim. Hayatımın sonuna doğru da tövbe ederim; böylece hem hayatımı yaşamış hem de ahiretimi kurtarmış olurum anlamına gelir. Bu düşünce çok büyük yanılgıdır ve Allah bu samimiyetsizce yapılan tövbenin geçerli olmadığını haber verir:

“ Tövbe; ne kötülükleri yapıp-edip de onlardan birine ölüm çatınca: ‘ Ben şimdi gerçekten tövbe ettim’ diyenler, ne de kâfir olarak ölenler için değil. Böyleleri için acı bir azap hazırlamışızdır.” (Nisa suresi 18)

Bu akılsızca düşünceye sahip kişi, Allah’ın gücünü ve büyüklüğünü gereği gibi takdir edemez ve bir tövbeyle affedileceğini zanneder. Uyanıklık yaptığını düşünür; Allah’ın, içindekileri kendisinden daha iyi bildiğinden haberi yoktur ve kendince Allah’ı aldatmaya çalışır. (Rabb’imi tenzih eder, yüceltirim.) Ancak hiç beklemediği bir anda ölüm onu bulur; ani bir yakalanışla yakalanır ve aldanan kendisi olur.

Kısaca detaylandırdığım zihniyete sahip olanlar, Allah’ı tamamen inkâr etmeyen ancak Allah’ı gereği gibi takdir edemeyen, dolayısıyla içlerinde Yaratıcısına karşı saygı dolu bir korku taşımayan kimselerdir. Hatırlayalım ki, şeytan da Allah’ın varlığını bilir ancak itaatsiz, isyankâr ve nankördür.

Selam ve Dua ile…

saidcelik-300x219

 

 

 

29 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
mutlaka okunmalı
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

Helvacıoğlu Fethiye * * * * * Oscar Rent A Car * * * * *
Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir © 2016 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.
Reklam? Gizle