Hoşgeldiniz  

 DEVLET MADENCİLİĞİ GÜNGÖR BERK

3. Güngör Berk | 04 Aralık 2018 | KöşeYazar

Türkiye Büyük Millet Meclisi, 14 Haziran 1935’ de, önemli bir “İktisat Devrimi” yasasını kabul etmişti. Bu yasayla ülkenin kalkınması için oluşturulmuş İktisadi Devlet Teşekkülleri’nden Etibank, Maden Tetkik Arama Enstitüsü ve Elektrik İşleri Etüt İdaresi’nin kurulması kararlaştırılmıştı.

“Kuruluş”a giden süreçte ve Lozan Barış Antlaşması öncesinde, 1 Mart 1922’ de, Mustafa Kemal Paşa Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaptığı konuşmada:

“İktisat politikamızın mühim gayelerinden biri de genel yararları doğrudan doğruya alakadar edecek iktisadi kuruluş ve girişimleri mali ve teknik gücümüzün elverdiği oranda devletleştirmektir. Ezcümle topraklarımızın altında

el değmemiş halde duran maden hazinelerini az zamanda işleterek milletimizin menfaatine açık bulundurabilmek ancak bu usul sayesinde kabildir.”diyordu.

Aynı süreçte, 17 Şubat 1923’ de, İzmir İktisat Kongresi toplandı. Mustafa Kemal Paşa burada yaptığı açış konuşmasında: “Tarih, milletlerin yükseliş ve düşüş sebeplerini ararken birçok siyasi, askeri, toplumsal sebepler bulmakta ve saymaktadır. Şüphe yok, bütün bu sebepler toplumsal hadiselerde tesirlidirler. Fakat bir milletin doğrudan doğruya hayatıyla, yükselişiyle, düşüşüyle alakadar olan, o milletin iktisadiyatıdır.” diyordu.

Sonra da yapılacak “iktisat devrimi”nin ilkelerini açıklıyordu: “Kılıç ile fetihler yapanlar, sabanla fetihler yapanlara mağlup olmaya ve neticede mevkii terk etmeye mecburdurlar.”

“Tam bağımsızlık için şu düstur vardır. Siyasi, askeri muzafferiyetler ne kadar büyük olursa olsunlar, iktisadi muzafferiyetlerle taçlandırılmazlarsa, husule gelen zaferler payidar olamaz, az zamanda söner.”

“Bu vatan evlat ve torunlarımız için cennet yapılmaya layık, çok layık bir vatandır. İşte bu memleketi cennet haline getirecek olan iktisadi vasıtalar ve etkenler ve iktisadi faaliyettir.”

“Artık her medeni devlet gibi, millet gibi, Yeni Türkiye yabancı sermayenin jandarmalığını yapmaya razı olamaz.”

İzmir İktisat Kongresi’nde, “milli devrin” iktisat programı ortaya konulmuştur. Bu program, 24 Temmuz 1923 de imzalanacak Lozan Barış Antlaşması’yla uluslar arasındaki saygın yerini alacak olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin iktisat programıdır. Bütün halkı kapsayan bir “Emek Misakı Millisi”dir.

Sonrasında da hiçbir şey birdenbire olmadı… 1924 de, Zonguldak Maden Mühendis Mektep-i Ali’si açıldı. Çevre köy halkının köle gibi çalıştırıldığı Zonguldak kömür ocaklarını yabancı kömür şirketleri işletiyordu. Aynı yıl Türkiye İş Bankası kuruldu. 1925 de, sonradan Sümerbank’a dönüştürülecek olan Türkiye Sanayi ve Maden Bankası kuruldu. 1930’lara kadar olan dönemde tüm kapitülasyonlar kaldırıldı… 1934 yılından başlayan “Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı” hazırlandı.

Dünya ekonomik buhrana girerken genç Türkiye Cumhuriyeti Devleti, ekonomide tam bağımsızlık koşulunu gerçekleştiriyordu. Tüm toplumun planlı kalkınmasını kapsayan büyük ekonomik kalkınma modelinin uygulamasını, “devlet işletmeciliği”ni başlatıyordu. Büyük kalkınma modelinin bir alt sistemi olarak İktisadi Devlet Teşekkülleri’ni kuruyordu. Prof. Dr. Mustafa A. Aysan’a göre: “ Bu büyük ekonomik kalkınma sisteminin kurucusu, sahibi, uygulayıcısı Büyük Atatürk’tü.”

14 Haziran 1935’de Etibank, Maden Tetkik Arama Enstitüsü, Elektrik İşleri Etüt İdaresi’nin kuruluşu ile yeraltı madenleri başta olmak üzere bütün varlık ve kaynaklarımızın emperyalizm ile yerli işbirlikçilerinin elinden alınması amaçlanmıştı. Misakı Milli sınırları içinde kurulan tam bağımsız Türkiye; ulusal geliriyle, yeraltı-yerüstü kaynaklarını ve kendi emek gücünü kullanarak gönence kavuşacak, geri kalmışlıktan kurtulacaktı. Üç kurum yakın işbirliği içinde çalışacaktı.

Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü’nün çalışma alanı, ülkenin maden varlığını madencilik tekniğinin en gelişmiş araçlarıyla araştırmak, incelemek ve işletmeye değer görülen madenlerin Etibank kanalıyla üretime açılmasını sağlamaktı.

Elektrik İşleri Etüt İdaresi, linyit ve taş kömürü ocakları, petrol ve türevleri, akarsu ve sıcak sular gibi doğal güç kaynaklarından yararlanarak elektrik üretim merkezleri kuracaktı.

Etibank; Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü’nün araştırmaları sonucunda işletilebilir değerde bulunan maden cevherleri, bitüm, petrol yatakları, taş ocaklarının işletmeye açılmasını gerçekleştirecekti.

Etibank’ın beş çalışma alanı olmuştur: 1) Linyit ve Maden Kömürü İşletmeciliği. 1957 yılında Türkiye Kömür İşletmeleri’ne (TKİ) verilmiştir. 2) Petrol ve Doğal Türevleri İşletmeciği. 1950’den sonra Türkiye Petrolleri Anonim    Ortaklığı’na (TPAO) verilmiştir. 3) Elektrik üretim ve dağıtımı. 1970 yılında Türkiye Elektrik Kurumu’na (TEK) verilmiştir. 4) Bankacılık işletmeciliği(ETİBANK). 5) Genel olarak maden, taşocakları ve mermer işletmeciliği. Demir işletmeciliği, 1950’ den sonra Türkiye Demir ve Çelik Sanayi Genel Müdürlüğü’ne verilmiştir.

Etibank, yıllar içinde geçirdiği bu ayrışmalardan sonra 1980’lere kadar, demir ve kömür dışındaki madenler ile endüstriyel ham maddeler üretimi ve metalurji, kimya sanayi, bankacılık hizmetlerini yürüten bir İktisadi Devlet Teşekkülüdür. Ulusal kalkınma programının madencilik alanında, örnek bir devlet kurumu olarak, ülke kalkınmasına ve toplumsal hayata önemli katkı sağlamıştır.

Etibank, kuruluş yıllarından başlayarak yurdun her yerinde maden işletmelerini açmıştır. Bu efsane işletmeler: Keçiborlu Kükürt İşletmesi… Ergani Bakır İşletmesi… Şark Kromları İşletmesi… Murgul Bakır İşletmesi… Küre Bakırlı Pirit İşletmesi… Rize Çayeli Maden köy Bakır İşletmesi… Üçköprü Krom İşletmesi… Kuzeybatı Anadolu Harmancık Krom İşletmesi… Orta          Anadolu Pınarbaşı Krom İşletmesi… Antalya Ferrokrom Fabrikası… Elazığ Ferrokrom Fabrikası… Keban Simli Kurşun İşletmesi… Balya Kurşun Çinko İşletmesi… Bolkardağ Altın Gümüş İşletmesi… Halı köy Cıva İşletmesi… Marmara Adası Mermer İşletmesi… Seydişehir Alüminyum Fabrikası… Milas Diasporit İşletmesi… Emet Kolemanit İşletmesi… Kırka Tinkal İşletmesi… Bigadiç Bor Madenleri İşletmesi… Kestelek Bor Madenleri İşletmesi… Bandırma Boraks ve Asit Fabrikaları… Beyşehir Barit İşletmesi… Uludağ Volfram Konsantre İşletmesi… İzmir Cumaovası Perlit İşletmesi… Kütahya Gümüşköy Gümüş Madeni İşletmesi… Hatay Yayladağ Fosfat İşletmesi… Beyşehir Barit İşletmesi…

Yine ilk yıllarda Etibank’ın açtığı Ereğli Kömür İşletmesi, Değirmisaz Linyit İşletmesi, Seyitömer Linyit İşletmesi, Tavşanlı Tunçbilek Linyit İşletmesi, Soma Linyit İşletmesi, Garp Linyitleri İşletmesi Türkiye Kömür İşletmeleri’ne ve Divriği Demir İşletmesi ise Türkiye Demir Çelik Sanayi Genel Müdürlüğü’ne verilecektir.

1984 yılına gelindiğinde Etibank’ın maden, metalurji ve kimya alanında 16 işletmesi, 495 maden saha ruhsatı, 41 yeraltı ve 15 yerüstü maden ocağı,14 cevher hazırlama tesisi, 8 metalurji tesisi, 4 kimya tesisi, 6 büyük iştiraki, 126 bankacılık şubesi bulunmaktaydı. Bu işletmelerde toplam 20.160 işçi, 7.165 mühendis ve memur çalışmaktaydı.

12 Eylül 1980’deki faşist darbeden sonra Türkiye yol değiştirdi. Kuvvetli esen “Küreselleşme” rüzgarına kapılarak ekonomide “devletçilik” ilkesini bıraktı, “karma ekonomi”den “liberal ekonomi”ye geçiş yaptı. O günden bu güne kadar gelen Siyasal iktidarlar da “Yeni Dünya Düzeni”ne ayak uydurdu. Kemalist Devrim’in dev kurumları olan İktisadi Devlet Teşekkülleri’nin özelleştirilmesine, yabancılaştırılmasına ve taşeronlaştırılmasına başlandı. 2000 yılına gelindiğinde devlet madenciliğinin dev kurumu Etibank yok pahasına satılmış, yabancılaştırılmış, dağıtılmış, kuşa çevrilmişti.

Bu gün dünya gündeminde,  dünya rezervinin yüzde yetmiş üçüne Türkiye’nin sahip olduğu  “Bor” madeni vardır. Çok çeşitli kullanım alanları bulunan ve petrole de seçenek olan Bor madeni stratejik önemdedir. Gerçek değeri dokuz trilyon olarak hesaplanan Türkiye’deki Bor işletme ve sahaları ise halen özelleştirme sonucunda sadece adı kalmış Etibank’ın elinde bulunmakta ve şimdi kelepir fiyatına emperyalist alıcısını beklemektedir.

Bu gün devletin elini çektiği ve özel sektörün işletmesine sunduğu maden ocaklarımızın durumu ise içler acısıdır. Özel madenciler en az yatırımla ve en düşük maliyetle, üstelik taşeron işçi çalıştırarak büyük kazanç peşinde koşmaktadır. Bu nedenle iş güvenliğinin yeterince sağlanmadığı, denetlemelerin düzgün yapılmadığı maden ocaklarında  “cinayet” gibi iş kazaları olmaktadır. 13 Mayıs 2014’de, Soma’daki kömür ocağında yaşanan, 301 işçinin yanarak öldüğü maden kazası toplumda derin bir yara açmıştır. Ne yazık ki devleti yöneten siyasal iktidar, “bu işin fıtratında var” anlayışıyla, gerçeğin üstünü örtmeye devam etmektedir.

 

Köşe Yazarı: Güngör Berk

add güngör berk (3)_640x480gör berk

 

 

20 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
mutlaka okunmalı
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

Helvacıoğlu Fethiye * * * * * Oscar Rent A Car * * * * *
Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir © 2016 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.
Reklam? Gizle