Hoşgeldiniz  

DEVLET AKLI ve SÜREÇ YÖNETİMİ

6. Mehmet Uçar | 29 Şubat 2016 | KöşeYazar A- A+

DEVLET AKLI ve SÜREÇ YÖNETİMİ

Devletlerin de tıpkı biz sıradan insanlar gibi bir aklı olduğunu/olması gerektiğini düşünenlerdenim. Denilebilir ki bu akıl, tarihsel birikimle ve yetişmiş insan gücünün şok etkisi yaratan olaylar karşısındaki  tercihleriyle oluşan bir akıldır. Onun nerede ve nasıl kullanılacağı ise yönetenlerin becerisiyle şekillenir.

Etrafımıza hemen şöyle bir baktığımızda müşahede ederiz ki her akıllı insan o engin imkanı her zaman devreye sokamayabiliyor veya kimi zaman da aklımız, iş işten geçtikten sonra başımıza gelebiliyor. Yani tavın geçtiği bir atmosferde başvurduğumuz akıl, bize istediğimiz manada yardımcı olamayabiliyor.

İnsanlar nasıl aklını kullanıp içinde bulunduğu dünyayı daha müreffeh, daha güzel kılabiliyorsa ve yahut da yaşadığı sıkıntılarını, kendisini diğer canlılardan ayıran düşünme yeteneğini sağlayan o aklıyla kolayca aşıyor ve üzerine gelen tehlikelerden kurtuluyorsa devletler de bazen öyle yapabiliyor.

Pekala bu durum, bazı anlarda olumlu olduğu gibi olumsuz bir şekilde de tezahür edebiliyor ve koskoca bir imparatorluk geçmişi olan kimi devletler, bakıyorsunuz küçük bir krizde tökezleyerek hem ezeli/ebedi düşmanlarının tuzağına düşüyor hem de tarihin yıkıntıları arasında yerini alabiliyor.

Örneğin, başlangıçta masum bir çevre duyarlılığı olarak başlayan Gezi eylemlerinde o devlet aklını kullanarak süreç yönetimini doğru yapamadığımız için işin ilerleyen safhalarda gizli emelleri olan bazı mihraklarca doğal mecrasından çıkarılarak hükümet aleyhine kullanılmaya başlanmasında olduğu gibi.

Örneğin, çözüm süreci adı verilerek analar ağlamasın denilen üç yıllık dönemde yapılan PKK terör örgütünün amacının silah bırakmak olmadığı ve nihai bir kalkışma için güç toplama ve zaman kazanma olduğu uyarılarına kulağımızı kapatmamız ve de sonrasında meydana gelen acı gelişmelerde olduğu gibi.

Örneğin, paralelle mücadele, kuşkusuz suç işleyenlerin cezalandırılması zorunludur, adı altında yürütülen ve ülke sathında ritüelleştirilen sürecin değişik toplumsal kesimlerle kavgaya vardırılması, yeni iç düşmanlar yaratılması, bürokrasideki kıyımlarla iyice amacından saptırılması ve çeşitli nedenlerle mevcut iktidara mesafeli duran birçok masum insanın kolayca ve topyekun paralel hararına doldurulması gibi.

Bazen de ister küçük olsun ister büyük olsun devletler, yaşadığı olaylardan ve hatalarından dersler çıkararak benzer sonuçları doğurabilecek olası hadiselerle yeniden karşılaştığında bu defa o derin aklını kullanıp geniş kitlelerle iletişim kurabiliyor ve sosyolojik tabloyu tersine çevirmeyi de becerebiliyorlar.

Örneğin, Artvin Cerattepe’de çevre duyarlığı sonucu başlayan eylemlerde konunun birinci derece muhatabı olan dernekleri Başbakan Sayın Ahmet DAVUTOĞLU’nun davet edip dinlemesi ve mahkeme kararına kadar maden ocağındaki şirket çalışmalarının durdurulacağını kamuoyu ile paylaşması gibi.

Örneğin, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin bazı şehirlerimizde çözüm sürecinde yuvalanan teröristlerle bir yandan amansız ve sokak sokak mücadele verirken diğer yandan bölgedeki masum vatandaşlarımızın zarar görmemesi için gösterdiği hassasiyete dönük çalışmaları iç ve dış kamuoyu ile birebir paylaşması gibi.

Örneğin, Anayasa Mahkemesi’nin Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Sayın Can DÜNDAR ve Ankara Temsilcisi Sayın Erdem GÜL’ün tutukluluk kararına yapılan itirazı görüşürken verdiği basın özgürlüğünün asgari sınırlarının ne olması gerektiği, kişi hürriyetinin tahdidi ve devlet sırrı kavramlarına dönük çok ince bir değerlendirmeyi zorunlu kılan son kararında olduğu gibi.

mehmetucar

1043 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

* * * * * Oscar Rent A Car * * * * *

Bu Kitabı Okumalısınız!

Bu Kitap Başucu Kitabıdır
DOLAR 5,9448
EURO 6,5556
BIST 7,7755
ALTIN 300,45

Çok Okunan Haberler

Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir. © 2019 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.
Reklamı Gizle