Hoşgeldiniz  

“ ÇIKARDIĞINIZ TAŞLAR SİZİN OLSUN, ALTINLAR BİZİM  “

Metin Denizmen | 08 Kasım 2017 | KöşeYazar

“ Bir vatana sahip olmanın yolu; o topraklarda yaşanmış tarihi olayları bilmek, doğmuş uygarlıkları tanımak ve sahiplenmekten geçer. “  ( Mustafa Kemal Atatürk )

Hemen söyleyeyim; Bu kelimeler bir belgeden alınma. Bergama’da arkeolojik araştırmalar için, Sultan Abdülaziz tarafından verilen bir belgeden. İzmir – Dikili yol yapım mühendisi olarak Almanya’dan getirtilen Carl Humann’a yol inşaatının yapımı için gerekli taşların, Bergama’da, bol miktarda olduğu söylenince Humann, bu bölgeye gelir. Gördükleri karşısında şaşkına döner. sonra şaşırır. Zira, M.Ö 4. yüzyıla tarihlenen Bergama Akropolü, Orta Kent ve Aşağı Kenti içeren bir antik hazinedir, taş rezervi olarak önerilen.

Zaman kaybetmeden, yol inşaatını terk edip Zeus Sunağı, Athena Mabedi ve Troyan Mabedi’nde kazılara başlar Humann ve  bu kazılar 1865 – 1878 yılları arasında tüm hızı ile devam eder. Bulduğu heykelleri, kabartmaları, temel taşlarına varıncaya dek, iki sene boyunca Ege sahillerine taşır, buradan da deniz yoluyla Almanya’ya gönderir. Yurtsever vatandaşlar, Osmanlı yönetimine şikayet ederler. Gelen yetkili, şikayetçilere çıkışarak; “ Koca Osmanlı memurunu iki taş için oyalıyorsunuz “ der ve Humann’ın eline bir de kazı izin belgesi verir. “ çıkardığınız taşlar sizin olsun, altınlar bizim. “ Üstelik aynı yıl; Abdülaziz, Avrupa gezisinde, gezdiği müzelerden etkilenmiş ve Osmanlı topraklarında müze kurulması emrini vermiştir.

 

Berlin’de, Bergama Müzesinde yeniden monte edilip sergilenen Zeus Sunağında değil de, Anadolu’nun bağrında, bu kazıyı bulduğu yerde gömülmeyi vasiyet eden Carl Humann’ın vasiyeti yerine getirilir ve kocaman bir çukur olarak kalan sunağın yanında bir çam ağacının altına gömülür, ödül olarak.

Oysa,bu ülkenin en büyük şairi Nazım Hikmet’ten ise; vasiyeti olan; “ bir çınarın altına gömülme “ arzusu, hep esirgendi.

Truva kazılarında çıkarttığı eserleri, büyük bir inatla ve yüzsüzlükle Berlin’e aktaran Heinrich Schliemann’dan, Efes Hazinelerini İngiltere’ye aşıran John Wood’a, hemen, yanı başımızdaki, onur ve direniş destanları yazmış Likya kenti Xantos’u yağmalayan İngiliz Charles Fellows’a göre, Anadolu toprakları “ biçilmeye hazır antik eserler tarlası “ idi.

Avrupa’da, Rönesans’ın getirdiği aydınlanma atmosferinde, arkeoloji meraklıları, antik çağ yapıtlarının peşine düştüler. Bu konuda, en büyük rezerv, Yunan, Roma ve Antik Anadolu medeniyetlerinin beşiği olan topraklarımız idi. Osmanlı Devletinin başındaki sorunlar ve tarihi eserler konusunda kültürel bilinç yoksunluğundan yararlanan Batı’lılar, satın alarak, siyasi manevralar ile dönem Padişahlarının kendilerine hediye etmelerini sağlayarak veya tamamen izinsiz kazılar yaparak, her yerden antik eser fışkıran topraklarımızı yağmalayıp, kendi ülkelerine kaçırdılar.

Şimdi gelelim daha acıtıcı ve bizzat yaşadığım bir olaya; o tarihlerde yaşadığım İstanbul’dan, defalarca gezdiğim halde, Işık Ülkesi Likya’nın antik kentlerini gezmek için kalkıp Xantos’a gelmiş,  Bizans Kilisesi’ni dolaşırken, yerdeki harika mozaik panoların üzerlerinin bir çuval parçası ile kapatıldığını fark etmiştim. Meraklı eller, çuvalları kaldırmış ve güzelim mozaikleri , acımasız güneşin insafsız tahribatına terk etmişti. Anlaşılan, sadece, yazın kızgın güneşi değil, yağmur ve üzerlerindeki çuvalı kaplayan çakıl taşları, zımparagibi eritiyordu, yüzyıllardan süzülüp gelen bu hazineleri.

İstanbul’a döner dönmez, bu durumu, çektiğim fotoğraflarla birlikte Kültür Bakanlığı’na bildirdim. Neredeyse unutmuştum ki; bir mail aldım, Bakanlık yetkilisinden. Ödenek sıkıntısı çektiklerini, gelecek yıl, talep ettikleri bütçeyi oluşturabilirler ise, şikayet konusu olumsuzluğun giderilebileceğini yazıyordu.

Xantos, 1988 yılından beri Unesco Dünya Mirası listesinde idi, topraklarımızdan çalınıp kaçırılan antik değerlerimiz, Berlin Müzesinde, British Museum’da, Viyana’da Kunsthistorischen Museum’da sergileniyordu, ülkemiz topraklarında kalanlar da, çuvalların altında korunuyordu…

Ölümünün yıldönümü yarın, klavye yurtseverleri bir yandan, Cumhuriyet kazanımlarının keskin düşmanları diğer cepheden  O’nun adını terennüm edecekler yine.

Mustafa Kemal Atatürk, engin zekâsı ve ön görüsüyle bir tokat gibi haykıracak bu sahtekârların suratına; “ Bir vatana sahip olmanın yolu; o topraklarda yaşanmış tarihi olayları bilmek, doğmuş uygarlıkları tanımak ve sahiplenmekten geçer. “

metin denizmen

 

 

74 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
mutlaka okunmalı
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

Helvacıoğlu Fethiye * * * * * Oscar Rent A Car * * * * *
Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir © 2016 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.