Hoşgeldiniz  

BİZİM ÜNİVERSİTE

3. Güngör Berk | 01 Nisan 2020 | KöşeYazar A- A+

BİZİM ÜNİVERSİTE

 

Muğla Tazelenme Üniversitesi’nin Fethiye Yerleşkesi açılınca, eşimle birlikte, üniversitenin ilk öğrencileri olduk. İnsan, toplum ve vatan sevgisi ikimizin de yaşam anlayışıydı. İçimizde güzel geçmiş zamanda bırakılmış bunca yılın acı ve tatlı anıları birikmişti. Çocuklarımız ve torunlarımızla aramıza uzak kentler ve onların kendi yaşamları girmişti. Geçen zamanda “yaşama beraber başladığımız” dostlar da birer birer bizi bırakıp gidiyordu. Yaşam yalnızlaşarak devam ediyordu. Yaşlılıktan uzak dursak da geçmiş zamanın ve biten bir şeylerin ezgisi daha yakından duyulmaya başlamıştı.

 

Bu dönemde Tazelenme Üniversitesi bize yeni bir yolun kapısını açtı. Üstelik bu yola bunca yaşam deneyiminden sonra bir üniversite öğrencisi olarak ve sınavsız giriyorduk. Altmış yaş üstü olmak yeterliydi. Yaşama yeniden sevinçle sarılma, sağlıklı ve toplumda değerli olma, yalnızlıktan uzaklaşma duygusuyla heyecanlandık. Aynı kuşaktan yeni dostlarla tanışacaktık. Dayanışmanın, paylaşmanın güveni ve rahatlığı içinde öğrenmeye devam edecektik. Akan zamanda bundan sonra yapacağımız daha çok şey vardı.

 

Tazelenme Üniversitesi, bir yanıyla da, bize sunulmuş bir armağandı. Eşim Fethiye’de liseyi bitirdikten sonra üniversiteye Erzurum’da başlamış, ama kış bastırınca hastalanıp geri dönmüş, üniversite eğitimini bırakmıştı. Bunu ne zaman hatırlasak üzülür, kederlenirdik. Şimdi aynı üniversitede birlikte eğitim görmenin sevinci ve mutluluğunu yaşayacaktık. Aynı derslikte, aynı sırada yan yana oturmuş, öğretmeni dinlerken çekilmiş resimlerimiz olacaktı. Çocuklarımıza ve dostlarımıza gösterecektik.

 

Üniversitedeki zorunlu dersler Geriatri, Sağlık Bilimleri, Sosyal Bilimler ve Beceri dersleriydi. Bu dersleri İşletme Fakültesi’nde görecektik. İşletme Fakültesi,    kent merkezinden uzakta, çevre yolu üzerindeydi. Geçen yıllardan sonra okul yaşamına yeniden dönmek heyecan vericiydi. Eşimle birlikte Üniversiteye başlayacak, dersleri aynı sırayı paylaşarak izleyecek, kantinde diğer öğrencilerle birlikte oturacaktık. Ders yılının başlamasını, iple çektik derler ya, sabırsızlıkla bekledik.

 

İlk günlerde fakülteye toplu taşımayla, dolmuşla gittik. İlk gün benim de eşimin de elinde defterimiz, çantamız vardı. Dolmuşa binenler çoğunlukla öğrenciydi. Diğerleri yerleşim yerlerinde indi, fakülteye yaklaşırken dolmuşta sadece öğrenciler ve eşimle ben kaldık. Dolmuş şoförü meraklı, gözü bizde, herhalde yanlış bindiğimizi düşünerek sormadan edemedi: Nerede ineceksiniz, dedi. Kararlı ve gururlu bir sesle: Fakültede, dedik. İkinci gidişimizde, dolmuş şoförleri arasında bunun muhabbetinin yapıldığını anladık. Bu kez şoför: Fakültede hoca mısınız, diye sordu. Yine kararlı bir sesle: Biz öğrenciyiz, dedik. Üçüncü gidişimizde bizi bildikleri için şoförler artık rahattı. Fakülteye değil mi? Allah zihin açıklığı versin, demeye başladılar. Üniversite öğrencisi olarak bizi önce dolmuş şoförleri ve İşletme Fakültesinin öğrencileri tanıdı.

 

Sonra İşletme Fakültesi’nin genç öğrencileriyle aynı ortamları paylaşmaya başladık. Fakülteye gider ve fakülteden gelirken yan yana oturduk. Biz dersteyken yanlışlıkla kapıyı açan ve şaşıranlar oldu. Çay içmek için kantine girdiğimizde onların masalarında oturduk. Uzaktan bakınca anneleri, babaları gibi görünüyorduk. Ama “biz de öğrenciyiz” girişiyle başladığımız söyleşilerde rahat, sıcak iletişim kurduk. İlk günlerde onlar da dört yıl okuyacağımızı öğrenince şaşırdılar. Merak ediyor ve gözlerini açarak soruyorlardı: Üniversiteyi bitirince diploma alacak mısınız? Onlara yaşarken sürekli öğrenme ve toplum için üretmenin önemini, yararını, mutluluğunu anlattık.

 

Birinci ders yılına sevgiyle başladık. Gönüllü öğretmenlerimiz derslerde arkadaşça ve anlayışlı bir tutum içindeydiler. Özveriyle ve aksatmadan başka kentlerden gelip derslerini sundular. Hepsinde, böyle farklı bir sınıfa, üstelik iletişimli ders vermenin heyecanı vardı. Onlar için yeni bir deneyimdi. Eğitim programı ve ders konuları özenle hazırlanmış, yoğunlaştırılmış ve çeşitlendirilmişti. Altmış yaş üstü öğrenciler de disiplinli, saygılı, dikkatli dinleyen, not tutan, iyi öğrenen ve katkı koyan öğrencilerdi. Öğretmenlerini sevdiler, kendi yaşam deneyimleri ve birikimlerinin ışığında yaşam bilgilerini güncellediler.

 

Tazelenme Üniversitesi’nde birinci eğitim dönemi başarıyla tamamlandı. İkinci dönem başladığında insanlığın başına ölümcül Coronavirus belası geldi. Salgın hızla küreselleşti ve dünyada yayıldı. Ülkemizde görüldükten sonra da 13 Mart 2020’de eğitime ara verildi. Yaşadığımız günlerde dünya ve Türkiye önlemler geliştirerek salgınla mücadele etmektedir. 21 Mart 2020’de altmış beş yaş üstü kişilere sokağa çıkma yasağı getirildi.

2019 yılı istatistiklerine göre altmış beş ve daha yukarı yaştakilerin sayısı 7 milyon 550 bin 727’dir. Bunların 900 bini çalışmaktadır. Salgınla mücadelenin başlangıcından bu yana sürekli bu kişilerle ilgili uyarılar yapılması, sadece bunlara sokağa çıkma yasağı getirilmesi, hastalığın bu guruptakilere özgü olması gibi yanlış bir algı yaratmaktadır.

 

Altmış beş yaş üstü kuşak bilinçli ve disiplinlidir. “Evde Kal” yasağı başta olmak üzere konulan önlemlere uymakta ve sağlam durmaktadır. Her zaman haksızlıklar karşısında yaptığı mücadeledeki direnişini bu belada da göstermeye kararlıdır. Bu salgın da atlatılacak ve bu vatansever kuşaktan öyle kolay kolay kurtulmak mümkün olmayacaktır.

 

 

 

GÜNGÖR BERK

390 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

code

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

* * * * * Oscar Rent A Car * * * * *

Bu Kitabı Okumalısınız!

Bu Kitap Başucu Kitabıdır
DOLAR 6,7767
EURO 7,6778
BIST 1,1331
ALTIN 370,80

Çok Okunan Haberler

Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir. © 2019 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.
Reklamı Gizle