Hoşgeldiniz  

Bir Cumhuriyet Öğretmeni

3. Güngör Berk | 19 Kasım 2019 | KöşeYazar A- A+

 

 

Ramazan Söğüt Cumhuriyet onuncu yılına yaklaşırken, Eşen’de,1932 yılında doğmuştu. Yoksul bir çiftçi ailesinin çocuğuydu. Eşen İlkokulu’nda okudu. Öğretmenleri Köy Enstitüsü çıkışlıydı. Eğitim Devrimi’nin heyecanı içinde, insana saygılı, çağdaşlık ülküsüne koşan umutlu öğretmenlerdi. Zaten bu yüzden sonraki yıllarda da öğretmenleri Ramazan Şimşek’i, Ali Rıza Erdoğan’ı ve Eşen’ de dört yıl kalmış olan İzmirli Fitnat Ergönül’ü hiç unutmadı. İlkokulu 1944 yılında bitirdi.

O yoksulluk ve umut günlerindeydi, Aksu Köy Enstitüsü’nde okuyan Eşenli Bayram Gökhan’dan köye bir mektup geldi. Enstitüye sınavla on öğrenci alınacağını yazıyordu. Babası ve annesinin üstelemesiyle sınava girdi, sınavı kazanan on kişiden birisiydi. Fethiye’den Cumhuriyet vapuruyla Aksu’ya giderken onu babası uğurladı. Kasım ayıydı, ayağında çarık vardı, üzerinde ceket yoktu.

Okulun ilk günlerinde ceketi olmayan tek öğrenci oydu. Akşamları üşüyor, ısınmak için bulaşık yıkanan bölüme gidiyordu. Sonradan ambar memuru Ali Dayının verdiği ceketi giydi. Eşenli Bayram Gökhan potinini verince ayağındaki çarığı da çıkardı. Sonra Enstitünün verdiği iç çamaşırı, ölçüye göre dikilmiş ders elbisesi ile Tarım ve Sanayi derslerinde giyilecek tulum, postallar geldi. Aksu Köy Enstitüsü’nde geçen beş yıllık öğrenim sürecinde bir yandan da uygulamalı Yapı Ustalığı bölümünde yetişti.

Aksu Köy Enstitüsü’nde etkilendiği öğretmenlerin başında Cavit Orhan Tütengil vardı. Onun “aydın” tanımı sonraki yaşamında kendisine kılavuz oldu. Cavit Orhan Tütengil: “ Hiçbir diploma aydın olmanın belgesi değildir. Aydın olmak; bir dünya görüşü olmak, bir yarın umudu olmak ve idealleri taşımak, kişisel çıkarlarını bir yana bırakarak yurt sorunlarını kendine dert edinmek, onlara çözüm yolları aramak özelliklerini gerekli kılmaktadır”, diyordu.

Ramazan Söğüt’ün öğretmen olarak ilk ataması, üç yıl kalacağı, Çine’nin Alihan köyüne çıktı. Köye gitmezden önce babasının gönderdiği parayla bir takım elbise yaptırdı ve ayakkabı, gömlek, kravat satın aldı. Alihan’dan sonra iki yıl Kuru köyünde, sonraki üç yıl Gerili köyünde çalıştı. 1959 yılında piyade yedek subaydı. Askerlik sonrasında ise Tavas’ın Fadıl köyünde, Fethiye’nin Ovacık köyünde öğretmendi. 1965 yılında Fethiye’ye geldi ve Akıncı ilkokulunda dokuz yıl, Atatürk ilkokulunda on dört yıl çalıştı. 1988 yılında emekli olduğunda öğretmenlikte geçen zaman otuz altı yıl sekiz ay olmuştu. Geriye dönüp baktığında, Aksu Köy Enstitüsü çıkışlı Mehmet Başaran’ ın yazdığı gibiydi: “Ve ilk aşktır Aksu’da zaman”. (1)

Ramazan Söğüt’e göre: “ Başta büyük eğitimci İsmail Hakkı Tonguç olmak üzere dönemin Milli Eğitim Bakanları Saffet Arıkan ve Hasan Ali Yücel çağdaş eğitimin öncüleri, eğitim devriminin savaşçılarıydı. Bu amaçla 1936 yılında Eğitmen Kursları ve 1937 –  1938 yıllarında dört köy öğretmen okulu denemesinden sonra, 17 Nisan 1940’ta Köy Enstitüleri kurulmuştu. İsmail Hakkı Tonguç’un yaratıcı dehasıydı. Yokluk ve yoksulluk içinde olan devlete fazla yük olmadan kurulmuşlardı. Ama dönemin en ileri kurumları arasındaydı.”

Ramazan Söğüt’ün bir Cumhuriyet aydını olarak Köy Enstitülerine günümüz ışığında bakışı gerçekçidir. Ramazan Söğüt’ün düşüncesine göre: “ Kapatılmasına karşın Köy Enstitüleri hala gündemini koruyorsa, ilkelerinden ders çıkarmanın anlamı büyüktür. Köy Enstitülerini bitirmiş binlerce yoksul halk çocuğunun ülke kalkınmasına, eğitimine unutulmaz hizmetleri olmuştur. Bu güne kadar Köy Enstitüleri üzerine yüzlerce yapıt yazıldı. Üniversitelerde araştırma konusu oldu. Az gelişmiş ülkelere model olarak önerildi. Köy Enstitülerinde uygulanan ilkeler uygar dünyaca da kabul edilerek eğitimde geliştirilmiş ilkelerdir. Bu eğitim anlayışının ana ilkeleri: Üreticilik, laiklik, bilimsellik, katılımcılık ve demokrasidir.”

“ Köy Enstitüsü uygulaması; kafası bilgi ve eli beceri ile donatılmış, sürekli kendisini yenileyen, araştırmacı, kişilikli, mesleğini ustalık ve uzmanlık olarak düşünen öğretmenleri yetiştirmeyi amaçlamıştı. Bu özellikleri kendisinde toplayan bir öğretmen tipi günümüzde ülkemiz için de gereklidir. Köy öğretmeni köye ait diğer meslek erbabını yetiştirerek köylüyü ve köyü sosyal, ekonomik ve kültürel yönde geliştirecektir. Bu teknoloji çağında, bu günün Türkiye’sinde elbette aynısı kurulamaz ama Köy Enstitülerinin çağdaş ilkelerinden yararlanmasını da bilmeliyiz.”

“Köy Enstitüleri, Kuruluş’ta, ülke koşullarının doğurduğu özgün kurumlardı. Aynı zamanda Anadolu Aydınlanmasıydı. Atatürk Devrimlerini köylere taşıma hareketiydi. Gelişmeleri devam ederken gericiler, toprak ağaları, karşıdevrimciler korktular. 1946’da siyasal olarak başlattıkları geriye gidiş sürecini 1954’te tamamladılar ve Köy Enstitüleri kapatıldı. “

Ramazan Söğüt’e göre: “Köy Enstitüleri kapatılmamış olsaydı okuyan, uyanan, üreten köy gençlerinin tabandan itmesiyle eski kurallar değişecek, yeni kurallar doğacak ve günümüzde çağdaş, uygar ve güçlü bir Türkiye olacaktı.” (2)

Ramazan Söğüt bugün Fethiye’deki Apul’un Kahvesinde bir masada oturmuş Cumhuriyet Gazetesi’ni okurken aklının bir ucunda da hep Aksu duruyor. Eğitim Devrimini, Mehmet Başaran’ı ve akıp gitmiş bir zamanı düşünüyor… “Hey yaşama geniş ışıklar düşüren bitek toprak / İçimde yankılanan Aksu günleri / Anımsadıkça yaprak gibi titreyen yüreğim / Yanarım ilk aşkın ateşiyle an be an / Biliyorum oradadır sevgilim /  Ve İlk Aşktır Aksu’da Zaman.

GÜNGÖR BERK

(1)   Fethiye Eğitim Tarihi, Hasan Gürhan – Günür Kararağaç, 2017 Bassaray Matbaası.

(2)   Köy Enstitüleri Hakkında Bir Not, Ramazan Söğüt, 19.06.2018, G. Berk Arşivi.

 

 

432 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

* * * * * Oscar Rent A Car * * * * *

Bu Kitabı Okumalısınız!

Bu Kitap Başucu Kitabıdır
DOLAR 6,1074
EURO 6,6116
BIST 7,9069
ALTIN 326,12

Çok Okunan Haberler

Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir. © 2019 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.
Reklamı Gizle