Hoşgeldiniz  

BEN CÖMERTİM DİYE GURURLANMA

4. M. Said Çelik | 09 Kasım 2018 | KöşeYazar

İnsan bazen nefsinin tuzağına düşer, oyununa gelir. Yaptıkları iyilikleri, hayırları, himmetleri hatırına getiren şeytan ve nefis derler ki:

Bak, sen bunca iyilik ve hayrın sahibisin. Senden iyi himmet eden, senden daha büyük yardımda bulunan, hayır hasenat yapan pek yoktur!

Bu gibi duygularla ortaya atmak istedikleri iyilik sahibi insana kibir vermek isterler ve böbürlenmeye sevk etmeyi düşünürler.

Şahıs bunları, elinin tersiyle iter de:

Tevbe estağfirullah! Derse kurtulur. Yoksa bu gibi hisler onu sel gibi alıp götürür. Bir de bakarsınız ki herkese kuş bakışı bakan mağrur bir iyilik sahibi çıkmış ortaya. Kimseyi beğenmez, kimsenin iyilik ve hayrına değer vermez. Varsa da yoksa da kendi iyilik ve hayrı. Kendi hizmet ve faaliyeti…

Ancak böyle kimseleri Rabbimiz bir imtihana uğratır, iyilikleri hürmetine kurtarmak ister. Bir olay, bir vaka onun ikaz olup irşadına vesile teşkil eder. İşte böyle olaylardan birini arz etmek istiyorum bugün sizlere.

Şurada burada iyilik edip, hayırlar yapmasıyla bilinen bir zat, bir gün evinde otururken düşünmeye başlar:

Ben cömert bir adamım. Şuraya şu iyiliği, buraya bu hayrı yaptım. Benim gibi cömert biri mahallede yoktur!

Gariptir ki, şeytanın ve nefsin verdiği bu vesveseye itibar eden adam başlar gururlanmaya:

Gerçekten de ben cömertin tekiyim! İşte bu sırada sanki kulağına sesler gelmeye başlar:

Hayır, hayır, sen cömert değil, cimrinin tekisin!

Kalkar, ses devam ediyor, oturur ikaz durmuyor, evin içinde şöyle bir tur atar, ses yine devam ediyor:

Hayır, hayır, sen cimrinin tekisin, boşuna kendini cömert biri olarak görme!

O sırada kapı çalınır, bir borçlusu elindeki parayı uzatır.

Borcumu biraz geciktirdim, kusura bakmayın, buyurun. Parayı hemen alır ve kendi kendine der ki:

Tamam, cömertin biri olduğumu ispat etme zamanı geldi şimdi. Bu parayı götürüp bir fakire vereyim de ne kadar cömert olduğum belli olsun, kulağıma gelen sesi de böylece susturayım.

Hemen sokağa çıkar, muhtaç kılıklı birini araştırmaya başlar. Bir de bakar ki, yolun kenarında kırık dökük iskemleye ilişmiş bir fakir, gezici berberlerden birine tıraş olmaya çalışıyor.

İşte der, tam muhtacını buldum. Adam sokakta tıraş olacak kadar muhtaç biri.

Yaklaşır, elindeki parayı uzatır:

Buyur, şunu al, sana ikramım olsun. Hırpani kılıklı adam paraya bakmadan:

Benim, cimrilerin yardımına ihtiyacım yoktur! der.

Duraklar, fakat cevabı da yapıştırır:

Ben cimri olsaydım, ikramda bulunmazdım.

Peki, öyleyse şimdi görürüz senin ne kadar cimri olduğunu, der ve ilave eder:

Onu şu bizim berbere ver de bahşişimiz olsun.

Şaşırarak sorar:

Hepsini de mi?

Fakir görünüşlü adam söylemek istediğini söyler:

Ben demedim mi sen cimrinin tekisin diye. Baksana verdiğini o kadar büyük görüyorsun ki, bunun bir bahşiş olabileceğine akıl erdiremiyorsun. İki saatten beri seninle boşuna münakaşa etmiyormuşuz. Sen durmadan kendini cömert görüyordun, ben de durmadan seni cimrilikle ikaz ediyordum, meğer yanılmamışım.

Evine dönerken düşünmeye başlar:

Rabbim sana şükrolsun ki, beni böyle bir zatla karşılaştırıp ikaz ve irşad ettin. Yoksa ben kendimi cömertin teki görecek, yardımımla, hizmetlerimle gurura kapılacaktım.

Selam ve Dua ile …

Köşe Yazarı: M. Said Çelik

saidcelik-300x219

 

16 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
mutlaka okunmalı
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

Helvacıoğlu Fethiye * * * * * Oscar Rent A Car * * * * *
Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir © 2016 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.