Hoşgeldiniz  

AHLAT AĞACI(*)

Erkan Ilik | 09 Temmuz 2018 | Beldeler, Genel, Güncel, gundem, Mugla, Siyaset, siyasi

Uzaklardaki bir arkadaşımla bazı kereler sanata ilişkin söyleşiler de yapar, onun içten düşünce ve görüşlerini almaya bakarım; bunboyutu önemserim.

Öylesi bir konuşmamızda başlığa taşıdığım sinema filmi söz konusu yapılınca merakım katlanıvermişti. Ben kendim de, çıktığım kahve ortamına alınan gazetelerden olan Cumhuriyet’te o filme ilişkin bir eleştiri ve tanıtım yazısı okumuş; az çok hakkında bilgi sahibi olmuştum.

Uzaklardaki, içtenliğine güvendiğim arkadaşımın da ütüne basa basa söz edip filmi görmemi sonra da üzerine konuşalım demesi üzerine, filmi nasıl görebileceğimi araştırmaya başladım.

Bir de baktım ki, çarşıdaki sinemamızda film gösterimde, oynuyor. O gün akşamüstü bilet alıp filmi izlemeye gittim.

Film, peş peşe uzun metrajlı sinema filmi çekerek Avrupa’da aldığı ödüllerle de ünlenen bizim yüzakımız olan yönetmenimiz Nuri Bilge Ceylan’ın en son çalışması idi. Bu kez yine Avrupa’da ve sinema endüstrisi konusunda önde gelen ülkelerdeki yarışmalarda gösterim hakkı elde edip adından epey bir söz ettirmiş olsa da sanırım ödül alamamıştı.

Yerli yapım sinema filmlerimize olan ilginin giderek arttığı günümüzde, yönetmen Nuri Bilge Ceylan da haklı olarak kendisine iyi bir yer edinmişti. Kendileri Avrupa’nın önde gelen Cannes Film Yarışması’nda jüri üyeliği payesi verildiğini de biliyorum. Daha önceki çekmiş olduğu filmleri olan “Mayıs Sıkıntısı“, “Uzaklarda” ve “Bir Zamanlar Anadolu” çalışmalarını da görmüş, izlemiş biriyimdir.

Ahlat Ağacı” adlı filme gelince; uzun bir çalışma olduğundan haberli idim. Filmi gördüğüm salonda tanıdık bir hanımla; Fetav’dan Dilek Dinçer hanım ile onun bir arkadaşı ile karşılaşmış, filmi birlikte izlemiştik. Salonun en arkasındaki koltuklarındaydık. Onu aşkın bir seyirci de salondaydı.

Filmin konusunda elbette bizim başat sorunlarımıza dokunuluyordu. Yokluğa yoksulluğa, eğitimli işsizliğe, inanç sömürüsüne parmak basılıyordu.

Lise yıllarında okurken çoğu erkeğin başını döndürmüş genç kızın hiç istemediği yazgıya boyun eğmesi de işin içindeydi. Onu baştacı etmiş erkek arkadaşlarının hayal kırıklığı da, yıkımları da söz konusu edilmişti. Hatta o konuda kavga sahnelerine de yer verilmişti.

Filmin başat oyuncusu ise eğitimi sonrası kasabasına istmeyerek de olsa dönmek zorunda kalan bir gençtir. Ne var ki, o genç, kitap yazmaya kalkışmak gibi sıradışı bir hareketin içinde bocalayıp durmakta, sancılar(!) çekmektedir. İşte o süreçte de kasaba ortamının önde gelenleri olan belediye başkanı, sonra da bir işinsanından destek istemek yanılgısına düşer. Bir öğrenmen çocuğu olarak ailesinin desteğini arkasında bulmuş biridir. Okl sonrası ise bir çıkmazla yüzleşmektedir. Boşta biri olarak gittiği köyünde ise hiç de şaşılmayacağı gibi açıköz   imam ve arkadaşıyla karşılaşır. İmamı da emekli kendi meslektaşı olan büyükbabalarını  sömürdüklerini anlar. İmamın akçeli işlere el attığını duyar. Filmde bir süre, kasabaya ve oradan da köye kadar giden kitap bastırma derdine düşmüş olan gencin de katıldığı konuşmalar yapılır. Güncel inanç boyutu sorunlarına değinilir. Konu şöyle ya da böyle işlenir. Kasabaya dönen başat oyuncu, arkadaşları ile bol küfürlü telefon konuşmaları da yapar. Onlardan biri öğretmenlik yerine kolluk görevlisi olmuştur.

İşsiz başat genç, KPS gibi bir sınava girerse de oradan umutsuz olarak çıkar.

Öğretmen baba ise kendisine yakıştırılamayan at yarışlarında zaman ve para kaybetmektedir. Olmadık kişilerle oturup kalkmaktadır. Bütün parasını da eşi yönetmekte, kendisi maaşını bile görmemektedir. İki yakası bir araya gelmeyen biridir. Tek avuntu kaynağı ise köpeği ve bir de kırsala ilişkin hayalleridir.

Kitap bastırma derdine düşmüş oğul ise Çanakkale il merkezinde tanıştığı bir yazardan destek umarken onun da tepkisini çeker.

Sonuçta  da babasının o çok sevdiği köpeğini gizlice satarak kitabını bastırır. Hane halkınca ilgi görür. Anne, oğluyla gurur duyduğunu belirtir. Baba ise emekli olarak kırsala kapağı atar.  Karısı ve kızından yüz bulamaz. Oğlunu en iyi anlayan ve gurur duyan da asıl babadır. Baba oğul o konuda bir süre söyleşirler. Baba, eski, baba evinin zemin katına kendisini atmış, koyun beslemeğe yönelmiştir. Filmin başında da gösterilen kuyu kazma işinde sonuca ulaşamadığı için dile düşmüştür. Baba oğul ilk kez o aşamada yardımlaşırlar. Babanın şekerleme yaptığı bir anda oğul, ortalıktan yok olur. O sıradaki görüntü bizi de korkutur. Oysa o, kuyu dibine inerek babasının yarım bıraktığı çabasına omuz vermeyi yeğlemiştir. Film de o sahne ile son bulur.

İşin kötüsü, bayağı bir çaba vererek filmi görmeye yönlendirdiğim eşim ve arkadaşları sinemada sıkılmışlar. Hatta eşim bir ara uyumuş bile. Film çıkışlarında da bir çift söz ağızlarından duyamadım.

Hani, söylemeye dilim varmıyor ama başka türlü de dile getiremeyeceğim; okurlarımın beni bağışlamalarını dilerim; tavrım bir kabalık olarak algılanacaktır. Sözüm ona(!) “Eşek hoşaftan ne anlar.” Abartılı tv. dizilerinin gedikli izleyicileriyle niye ayrıştığımız çok açıktır. Biz, “Yaşamın gerçeklerine atgözlüğü takarak bakanlarla” aynı doğrultuda olamayız. Yalın üzücü gerçek, bizim, onlarla öylesi bir ortak paydada buluşamayacağımızdır.

İyi günler…

_________________

(*) Ünlü yönetmenimiz Nuri Bilge Ceylan‘ ın en son çalışması olan sinema filmidir.

Açıklama: Bu yazımı oluştururken, Celin Dion’un, “Cause I’m Your lady (The Power Of Lowe)” adlı şarkısını kesintisiz dinleyip durdum. Ortama iyi gittiğini düşünürüm(!).

 

 

188 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
mutlaka okunmalı
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

Helvacıoğlu Fethiye * * * * * Oscar Rent A Car * * * * *
Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir © 2016 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.