Hoşgeldiniz  

AĞLAMAK MI, GÜLMEK Mİ?

4. M. Said Çelik | 06 Kasım 2018 | KöşeYazar

Cenab-ı Hakk’ın emanet olarak verdiği hayat süratle gidiyor. Bu emanet, ne zaman geriyi istenecek belli değil ama her an davetin vuku bulabileceği de muhakkaktır.

Etten kemikten ibaret olan varlığımız bir kuş gibi bir gün uçup gidecektir. İlahi huzurda ‘eyvah’ demeyecek bir fırsat elimizdedir. Ömür dakikalarını ibadete çevirmek, Cennet ve Cemalullah’a ulaşmak; nefis ve malını Allah’a, her türlü imkanları Allah yolunda kullanmaya bağlıdır. Dünyevi ve fani işlerde geçici hadiselerde boğulmadan, bedeni arzulara yenik düşmeden ebedi hayata talip olunmalı ve Allah’ın rızası esas maksat yapılmalıdır.

Sel gibi akıp giden hayat, geçtiği her yeri yeşerterek geçmeli, muhtaç gönüllere hayat suyu akıtmalıdır. Ömrümüz bir bir gidiyor. Ağlanılacak halimize maalesef eğlenerek, gülerek geçirebiliyoruz.

Hâlbuki İlahi huzurda insanları mahcup edecek, yüz kızartacak, geride kalan karanlık ve kirli hayat yaşanmış. Gözyaşlarıyla yıkanması gerekirken, sefalet ve zillet içinde ömrünü bedeni arzularını tatmin etmeye yönelmiş insanlar.

Merhameti sonsuz Allah, ayağı kayıp düşen, günah ve haram pisliğine bulaşan kullarının günahlarını, silinebilecek bir kalemle yazıyor. Bu kullar, samimi olarak Allah’tan özür dileseler, tevbe etseler hataları silinebilir. Allah böyle durumda olanları bağışlayacağını, günahlarını sileceğini taahhüt ediyor.

“ De ki: Ey çok günah işleyerek kendi öz canlarına kötülük etmede ileri giden kullarım! Allah’ın Rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Allah dilerse bütün günahları mağfiret eder. Çünkü O Gafur ve Rahim’dir.” (Zümer Suresi 53)

Bu güzel davete icabet edememe kadar büyük talihsizlik olamaz:

“ Ey iman edenler Allah’tan korkun. Girme mecburiyetinde olduğunuz büyük bir yarın olan kabrinize ne hazırladınız bir bakın. Allah’tan korkun, muhakkak Allah, yaptığınız her şeyden haberdardır.” (Haşr Suresi 18)

Merhameti sonsuz Allah, önümüzdeki mutlak tehlikeleri, ihtiyarlıkta, kabirde, sıratta, Mahşerde; hatta kendi huzurunda sorulacak suallere kadar imtihana girecek bir öğrenciye, soruların daha evvelden verilmesi gibi her şeyi haber veriyor. Buna rağmen akıl, irade ve şuurunu suiistimal ederek, tembellik yapıp bedeni arzularının esiri olarak kabri, ölümü, hesabı, muhasebeyi unutarak hayat süren bir insan, en acınacak bir durumda olmasına rağmen ‘Kendi rızasıyla zarara girene merhamet edilmez.’ Kaidesince acınma hakkını kaybedecektir.

Günahıyla sevabıyla geçen ömür geçti, geride kaldı. Bu geçen ömrü, trilyonlar versek, başımızı kayalara vursak geriye getiremeyiz. Önemli olan “ Zararın neresinden dönerseniz kârdır.” Hesabıyla bütün günahlara bir sünger çekip pişmanlık duymak, tevbe edip Cenab-ı Hak’tan özür dilemektir.

Rabbimiz “ Size azap gelip çatmadan önce, Rabbinize dönün ve O’na teslim olun. O’na itaat edin. Yoksa yardım göremezsiniz.” (Zümer Suresi 54) buyuruyor. Yardımı göremeyecek olanın ileride pişman olması, dizini dövmesi, eyvah edip çırpınması bir şey ifade etmeyecektir.

Hayat O’nun, mülk de O’nundur. Mülkün hakiki sahibi O, tasarrufta O’na aittir. Emanetin ne demek olduğunu bilen bir insan, kendine emanet edilen gençliğini, ömrünü gelişigüzel kullanamaz ve kullanmamalıdır.

Geçmişine bir bak, nice pişman olduğun işler, pişmanlık duyduğun anlar vardır. Onlardan sana sadece yaptıklarının üzüntüsü kalmıştır, o günleri geriye getirmek mümkün değildir. Ne var ki Rabbimizin sonsuz merhamet kapısı açıktır. Bunu fırsat bilip bundan sonraki ömrümüzü değerlendirmeye çalışmak en isabetli bir iş olacaktır…

Selam ve Dua ile…

Köşe Yazarı:  M. Said Çelik

saidcelik-300x219k

 

 

14 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
mutlaka okunmalı
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

Helvacıoğlu Fethiye * * * * * Oscar Rent A Car * * * * *
Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir © 2016 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.